Amerikalılar “savaşın ve ölümün kralı”na karşı!

“Krala hayır!” gösterileri, Trump yönetiminin diktatörlük kurma hazırlığına karşı halk muhalefetinin arttığını gösterdi. Beyaz Saray faşizm kokuyor ve milyonlar bu iğrenç kokuyu almaya başladı.

Ocak 2025 yılında ikinci kez başkanlık koltuğuna oturan Donald Trump, kral olmak istediğini söylemiş ve “Göreve geldiğim gün diktatör olacağım” tehdidi savurmuştu.

“Maskesiz emperyalist” olmayı tercih eden Trump kaba faşist zihniyetini hem içeride hem dışarıda sergiliyor. İsrail’in Gazze’de işlediği soykırım suçuna ortak olmuş, birçok ülkeyi tehdit etmişti. Şu günlerde ise Latin Amerika’da kendisine boyun eğmeyen yönetimleri devirmek için askeri yığınak yapıyor.

Etrafa savaş, yıkım ve ölüm saçan bir rejimin ülke içinde de zorbalığa başvurması, sosyal haklara saldırması, demokratik hakları gasp etmesi kaçınılmazdır. Trump’ın başını çektiği faşist çete de bunu yapıyor. Milyonların sokaklara çıkıp “Krala hayır!” diye haykırması, bu çetenin yönetimine karşı biriken öfkenin de büyük olduğunu gösteriyor.

“Krala hayır!” gösterilerinin ikinci dalgası 18 Ekim günü ABD’nin 2700 kent ve kasabasında gerçekleştirildi. Eylemleri organize eden örgütler, katılımın 7 milyona ulaştığını duyurdular. Gösteriler hem yaygınlık hem katılım bakımından Amerika tarihinin en büyük eylemlerinden biri oldu. “Krala hayır!” eylemlerinin ilki ise dört ay önce yapılmış, 6 milyona yakın kişi katılmıştı.

Milyonlar sokaklara çıktığı halde eylemlere katılımın düşük olduğunu iddia eden Trump, faşist baskı ve zorbalığa karşı sokaklara çıkan halka hakaret etti. Yapay zekâ ile hazırlatıp sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda, üzerinde “Kral Trump” yazılı ve kafasına taç takan Trump’ın kullandığı bir uçaktan göstericilerin üzerine dışkı atılıyor. 

Sokaklara çıkan milyonlarca genç, işçi-emekçi, kadın, emekli ve göçmene Trump küstahça hakaret ederken, etrafındaki faşist güruh ise, eylemlere katılan milyonlara şu ifadelerle saldırdı: “Hamas destekçileri”, “antifa teröristleri”, “yasa dışı yabancılar”, “azılı suçlular”…

Dünyaya savaş, yıkım ve ölüm saçan Trump yönetimi dolar milyarderi kapitalistleri ve Amerikan tekellerini temsil ediyor. Bu kapitalistler, Trump’ın “Dışarıda savaş ve işgal, içeride faşist rejim” politikasının dayanakları aynı zamanda.

18 Ekim’de milyonların şiar ve talepleriyle sokaklara çıkması, Trump’ın başını çektiği faşist çeteye karşı ciddi bir muhalefetin olduğunu ortaya koydu. Eylemlere katılanlar demokratik hakların yok edilmesini, göçmenlere yönelik saldırıları, şehirlere asker gönderilmesini, toplu işten çıkarmaları ve sosyal programların kaldırılmasını protesto ettiler. Ayrıca Gazze’deki soykırıma, kitlesel yoksulluk artarken oligarşinin zenginleşmesine, diktatörlük ve savaşa doğru yol alan gidişata da karşı çıktılar.

“Krala hayır!” gösterileri, Trump yönetiminin diktatörlük kurma hazırlığına karşı halk muhalefetinin arttığını gösterdi. Beyaz Saray faşizm kokuyor ve milyonlar bu iğrenç kokuyu almaya başladı.

Trump’ın sokaklara çıkan halkın üzerine dışkı döktüğünü gösteren yapay zekâ videolarının yayınlaması iğrenç olduğu kadar faşist zihniyeti yansıtıyor. Trump gibi kabinesinde yer alan kişiler de küstah milyarderlerden oluşuyor ve halkın önemli bir kesimi bunun farkında.

Bu görkemli eylemlerin Trump ve çetesini durdurmaya yetmeyeceği açık. Bu da Amerikalı işçilere, emekçilere, gençlere, kadınlara, göçmenlere daha çetin mücadelelere hazırlanmak dışında bir seçenek bırakmıyor. Kapitalist oligarkların ve onları temsil eden Trump’ın kanlı planlarını bozmanın, mücadeleyi büyütmek dışında bir yolu bulunmuyor.