İŞÇİ OKULU / Tüm Yazılar
KAPAK
NATO defol!
“Bugün NATO’nun Türkiye’deki toplantısına karşı yükselen “NATO Defol!” sloganı yalnızca bu emperyalist savaş örgütünün dünya halklarına yönelttiği yıkıma karşı yükseltilmiş bir itiraz değildir. Bu slogan, savaşa karşı barışın, emperyalist tahakküme karşı bağımsızlığın, sömürüye karşı emeğin kurtuluşunun ve halkların kardeşliğinin çağrısıdır.”
Sendika bürokratlarının NATO sessizliği
Bugün kölelik koşullarına mahkûm edilen işçi sınıfının sermaye düzenine ve onun göbekten bağlı olduğu emperyalizme karşı mücadelesinde kazanması için Amerikancı-devlet güdümlü sendikal bürokratik çarkın kırılması, işçi sınıfının bu düzeni aşması gerekiyor.
TÜSİAD’ın “yeni hikaye”si
Özcesi, Türkiye’nin “demokrasi sevdalısı” kapitalistleri, kâr oranlarını katlama imkanlarını gördüklerinde, dillerine pelesenk ettikleri tüm değerleri bir kenara itiyorlar. İnşa edilmeye çalışılan savaş ve yıkım ekonomisinden rant kapmanın peşine düşüyorlar. Bu, kapitalist sömürü düzeninin özü ve özetinden başka bir şey değildir.
Barbarlık çağına karşı mücadeleye!
Emperyalizm, ne tek başına uluslararası tekeller aracılığıyla emeğimizin sömürülmesi ne de tek başına savaşlar ve katliamlar sorunudur. Dünyayı kendi çiftliği olarak gören bir avuç asalağın kendi çıkarları için her türlü insanlık dışı davranışı kendileri için hak olarak gördüğü bir barbarlık çağıdır. Bu barbarlık düzenine karşı her alanda mücadeleyi yükseltmek önümüzdeki dönemin en temel sorumluluğudur.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3
Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş
Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1
“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”