Cuma, Nisan 10, 2026

Sömürüye, şiddete ve savaşa karşı diren, örgütlen!

Sömürü düzenine öfkemizle, eşit ve özgür bir dünyaya olan inancımızla ve mücadele kararlılığımızla 8 Mart’ta yine mücadele alanlarında olacağız!

Bu karanlığa teslim olmayacağız!

“Yaşamın her alanında üstümüze çöken tahakkümü püskürtmek istiyorsak, bugün Rojava’da ve Suriye’de yaşanan saldırganlığa karşı durmalıyız. Barışın, halkların kanı üzerine değil kardeşliği üzerine inşa edilebileceğini haykırmalıyız.”

“Ortak mücadelemizi biz büyüteceğiz!”

Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi’nde örgütlü Plascam fabrikasında çalışan, doğum izninden döndüğünde işten çıkarılan kadın işçi Hasret Kanat ile konuştuk... “Ortak mücadelemizi biz büyüteceğiz!”

Direneceğiz, örgütleneceğiz!

İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret, eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma, şiddetsiz ve baskısız işyerleri ancak örgütlü mücadeleyle kazanılabilir. Kadın işçilerin kurtuluşu, erkek işçi kardeşleriyle birlikte omuz omuza vererek bu sömürü düzenine karşı mücadele etmekten geçmektedir.

“Birikim ve deneyimlerimizi paylaştık”

Dünya Kadın Konferansı 2. Teorik Semineri hakkında İEKK sözcüsü ile konuştuk...

Baskı, şiddet ve sömürü düzenine karşı 25 Kasım’da alanlara!

Şimdi mücadeleyi daha ileriye taşıma zamanı, tüm bu sorunların kaynağı olan bu ölüm ve sömürü düzeninden hesap sorma zamanı. Yaklaşan 25 Kasım’da baskıya, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı alanları doldurma zamanı!

KADIN / Tüm Yazılar

Hangi saftasınız?

Boyun eğmeyeceğiz…

8 Mart’a giderken…

KAPAK

Emperyalist saldırganlığa karşı AYAĞA KALK!

İran’a dönük emperyalist saldırganlık kısa vadede nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, kapitalist rekabet yasalarının yön verdiği emperyalist savaş ve saldırganlık politikaları şiddetlenerek sürecektir. Bunun önüne geçmenin tek yolu, bu sistemin karşısına dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin örgütlü gücüyle çıkmaktır. Büyüyen savaş karşıtı protestolar kadar, dünyanın dört bir yanında ekonomik ve siyasal saldırılara karşı ortaya çıkan tepkiler de böyle bir mücadelenin zemininin her geçen gün güçlendiğini göstermektedir.

Yaklaşan 1 Mayıs için öncü işçiye notlar…

Üretim alanında örgütlenmeyen bir güç, mücadeleyi ileriye taşıyamaz. Bu yüzden mesele yalnızca 1 Mayıs günü alanlarda olmak değildir. O güne kadar fabrikalarda kurulan ilişkilerle, oluşturulan birliklerle ve yükseltilen taleplerle alanlara gitmektir. 1 Mayıs’ı, işçi sınıfının kendi gücünü büyüttüğü ve örgütlülüğünü daha ileriye taşıdığı bir mücadele dönemine çevirmektir.

Tutmayan hedefler, bahaneler ve fatura

İktidara ve onun hizmet ettiği yerli ve yabancı tekellere, onların baskı ve sömürü düzenine karşı işçi sınıfının birleşik mücadelesi örgütlenmeden, programıyla birlikte bizzat kendileri çöpe atılmadan, işçi sınıfı ve emekçilerin içinde bulunduğu cendereden çıkmak şansı yoktur. TCMB’nin mektubunun bir kez daha teyit ettiği acı gerçek budur.

1 Mayıs’a giderken… Sınıf kavgasını büyütelim!

1 Mayıs mücadelesinin tarihsel gelişimi de göstermektedir ki, sınıf mücadelesi temelde politik bir mücadeledir. Tüm sorunların kaynağı emperyalist-kapitalist baskı ve sömürü düzenidir. Çözümü ise, işçi sınıfının devrimci temellerde örgütlü siyasal bir güç olarak bu düzene karşı mücadelede yerini almasıdır. Birleşik, kitlesel, militan 1 Mayıs’ı örgütlemek, en çok da bu çabayı güçlendirmek için gereklidir.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”

16-31 Mart 2026

SAYI 076