Latin Amerika’nın devrimci damarı
“Her şeye rağmen Latin Amerika halkları yoksulluğun son bulduğu eşit bir yaşam özlemiyle mücadele etmeye devam ediyorlar. Bu özlemin karşılığı bulması ise, 77 yıl önce Küba’nın açtığı yoldan ilerlemekten, emperyalist-kapitalist sömürü düzeni ile tüm bağları koparmaktan, işçi sınıfı ve tüm ezilenlerin iktidarını kurmaktan geçiyor.”
Zonguldak madenci yürüyüşü 35. yılında…
“Zonguldak direnişi, ‘70’li yıllarda kitleselleşen ve siyasal bir içerik kazanan işçi sınıfı mücadelesinin, 1980 faşist darbesinin ardından yeniden toparlanma çabalarının doruk noktası olarak yaşandı. Mengen barikatlarından geri dönülmek zorunda kalınması ise işçi hareketinin yaşadığı gerilemenin, ucu bugünlere uzanan kapsamlı yıkım saldırılarının önünü açmış oldu.”
Erdal Eren emeğin kurtuluş mücadelesinde yaşıyor!
Erdal Eren, devrim ve sosyalizm inancını kuşandı, sendelemeden, inanç dolu adımlarla idam sehpasına yürüdü. Başı dik, alnı açıktı. Ölüm karşısında titremedi. Duruşuyla devrim mücadelesi tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Adı hep mücadele ve dirençle anıldı. Erdal Eren’i yaşatmak; fabrikalarda, işyerlerinde, sokakta, okulda emeğin kurtuluş mücadelesine omuz vermektir.
Netaş Direnişi: 1980 darbesine ilk cevap
Netaş direnişi, darbe rejimini oluşturmak için her türlü çabayı gösterdiği sessizlik ve mücadelesizlik dayatmasını yırtan ilk büyük fabrika direnişlerinden biri olarak tarihe geçti. Fabrika önünde tutulan nöbetler, ailelerin, işçilerin, devrimcilerin dayanışması, gece gündüz süren toplantılar, işçi sınıfının birleştiği ve ortak bilince kavuştuğu bir sürece dönüştü.
İşçi sınıfının büyük tarihsel zaferi: Sosyalist Ekim Devrimi
Bugün dünyamız kapitalizmin yol açtığı savaşlar, çevre yıkımı, yoksulluk, açlık gibi sorunlar içinde büyük bir felakete doğru giderken, insanlığın önünde sadece iki seçenek buluyor: Ya barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm!
1928 İstanbul Tramvay Grevi
Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleşen 1928 İstanbul Tramvay Grevi, Türkiye işçi sınıfı tarihinin erken dönemindeki en önemli eylemlerden biridir. Grevin sınıf mücadelesi açısından önemi, yalnızca ortaya koyduğu taleplerle sınırlı olmayıp, çok daha geniş bir anlama sahiptir. Genç ve deneyimsiz olmasına rağmen işçi sınıfının örgütlenme ve direniş yeteneğini ortaya koyan bu grev, aynı zamanda “halk egemenliği” ve “eşit yurttaşlık” söylemleriyle kurulan Cumhuriyet’in işçi düşmanı karakterini daha en başından açığa çıkarmış, “cumhuriyetin sınıfsız, sömürüsüz bir toplumsal yapıya” dayandığı yalanını daha baştan gözler önüne sermiştir.
TARİH / Tüm Yazılar
KAPAK
DİREN! ÖRGÜTLEN!
Bu ülkede milyonlarca işçi açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm edilirken, yaşananlar bizlere değişmez bir kader gibi sunuluyor. İtiraz edildiğinde ise baskı ve zorbalık devreye giriyor. Sermaye sınıfı ve iktidarın bu saldırı politikalarını hayata geçirebilmesi, onların gücünün sınırsız olmasından değil, işçi sınıfının örgütsüzlüğünden kaynaklanıyor.
Bu saldırganlığa dur demenin yolu tam da buradan geçiyor. Fabrika fabrika, işyeri işyeri, havza havza örgütlenmekten, sermaye sınıfının saldırılarının karşısına örgütlü bir güç olarak çıkmaktan geçiyor.
Suriye halklarıyla dayanışmayı yükseltelim!
Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinin, hemen yanı başında yaşanan ve kardeş halkları hedef alan bu yıkımdan hiçbir çıkarı yoktur. Dahası, AKP iktidarının bu savaş politikalarının suç ortağı olduğu koşullarda, Türkiyeli işçi ve emekçiler de bu saldırganlıktan ekonomik ve sosyal olarak doğrudan etkilenmektedir.
Sefalet ücreti dayatmasını reddet! Birleş, örgütlen, mücadele et!
Kapitalistler bir bütün olarak krizin faturasını işçi ve emekçilere kesmek istiyor. İşçi ve emekçiler de, saldırının bir ve aynı merkezden geldiğini görmeli, faturayı reddeden bir perspektifle işçi sınıfının birliğini ve ortak mücadelesini güçlendirmelidir. Her işçi, kendi fabrikasından başlayarak sömürü zincirini kırmayı hedeflemeli, taleplerini ve mücadelesini ortaklaştırmak için adım atmalıdır. Direnen işçilerin mücadelesi, bunun mümkün olduğunu defalarca göstermiştir.
Yapacak çok şey var!
Tüm bu saldırılara rağmen işçi sınıfı içinde öne çıkan mücadeleci işçiler, yapılacak çok şey olduğunu gösteriyor. Kormetal’de yaşanan işten atma saldırısı karşısında fabrika önüne giderek arkadaşlarına seslenen işçinin dediği gibi: “Emeğiyle tüm zenginlikleri yaratanlar kurbanlık koyun değildir. Usulca bıçağın altına kelleyi koymak kaderimiz değildir.”

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1
“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”
Demokrasi kavramı üzerine 5 / İşçi demokrasisi
İşçi demokrasisinin, burjuva demokrasisinden binlerce kat daha demokratik ve üstün olduğu gerçeği gerek Paris Komünü deneyimi gerekse 1917 Ekim Devrimi’yle somut olarak doğrulanmıştır.
Demokrasi kavramı üzerine 4 / Burjuva demokrasisi
Kapitalist düzende üretim araçlarıyla birlikte devlet de burjuvaziye aittir. Dolayısıyla bu düzende “eşitlik”, “özgürlük” ve “demokrasi” gibi kavramlar, üretim araçlarının özel mülkiyetinin burjuvaziye ait olduğu ve bununla birlikte siyasal iktidarın da ona ait olduğu gerçeğini gizlemeye yarar.