Sahnenin arkasında emperyalistler ve NATO var…
Dünya halklarına dönük savaş ve saldırı örgütü olan NATO 2000’li yıllardan beri “StratCom” gibi kurumlar aracılığıyla “iletişim”, “bilgi yönetimi” gibi adlarla dezenformasyonlara, algı operasyonlarına başvuruyor. Şimdi de ideolojik propagandada sinemayı da aktif olarak kullanmayı hedefliyor.
Bak İşte Yaşandı Fırtına: MAYIS 2015
Gebze İşçilerin Birliği Derneği Tiyatro Atölyesi ile ‘Bak İşte Yaşandı Fırtına: MAYIS 2015’ tiyatro kitabı üzerine konuştuk…
Haziran’da ölmek zor!
her üçü de işçi sınıfının sıktığı dişlerini, ıslıkla söylediği umutlarını dile getirmiş, işçi sınıfının belleğine kazınan kor ateşler olmuştur. Onların anısı ile birlikte haziran; fabrikalarda devleşen öfkenin, tütün depolarında yeşeren umutların, eskiyen prangalarla hürriyete yürüyen adımların ayıdır…
Bazen sanatın diliyle birlikte üretmek, omuz omuza slogan atmak gibidir!
İşçi sınıfının mücadelesini kitlesel ve militan bir düzeye getirme çabasıyla davranırken işçi ve emekçilerin sanattan beslenmesi, onunla kendi üretimini geliştirmesi sağlanmalıdır. Burada başarılması gereken en önemli nokta işçi ve emekçilerin kendilerinin özne olarak üreteceği zeminler oluşturmaktır. Bir eylemin öncesinde ve anında her şeyi kolektif bir üretime çevirmek önemlidir. Çünkü bazen bir bez pankarta çizilip de anlatılanlar bir eylemin hafızasıdır.
Açlık ve çeliğin arasında…
2026 yılından 1932’ye baktığımızda, manzara çok mu değişti? Bir gökdelenin tepesinde ya da bir madenin derinliklerinde aynı kaderi yaşamaya devam etmiyor muyuz gerçekten? Bugünün “Lunch atop a Skyscraper” karesini çekmek istesek, o kirişin üzerine kimi oturturduk mesela?
Balyoz sesinden notalara…
Şimdi kulaklarınızı raylara yaslayın ve dinleyin; 100 yıl öncesinden gelen o vagon seslerinin arasında hala aynı davet yankılanıyor: Hoş geldin 1 Mayıs, hoş geldin ey özgürlük!
KÜLTÜR SANAT / Tüm Yazılar
KAPAK
Tek yol devrimci örgütlenme ve devrimci mücadeleyi büyütmektir!
İşçi sınıfı, düzeni doğrudan hedef alan bir hatta tabandan örgütlenmeli, düzen siyasetinden, onun araç ve yöntemlerinden ve buna dayalı siyasal alternatiflerden kesin olarak kopmalıdır. Başta sendikal olmak üzere kendi sınıf örgütlerini geri kazanmalı, bütün kurumlarıyla birlikte düzene meydan okuyan bir devrimci çizgi etrafında birleşilmelidir.
Emperyalistler ve işbirlikçileri kaybedecek
Bizler tüm işçileri, dünyamızı ve ülkemizi talan eden emperyalist-kapitalist düzene ve onun saldırganlık örgütü NATO’ya karşı mücadeleye katılmaya çağırıyoruz. Silah sanayiinde “başarı destanları” pazarlanırken, bunun emekçiler için ölüm ve yoksulluk anlamına geldiğini göstermek zorundayız. Tüm enerjimizle işçi sınıfını bu mücadelenin öznesi hâline getirmeliyiz.
Yeni parti ve “kara düzen”
Devletin kurucu partisi olmakla övünen CHP’den ayrılmak zorunda kalanların, işçi sınıfına ve emekçilere elle tutulur, anlamlı bir vaat sunamamaları elbette sürpriz değildir. Zira ne dünkü CHP’nin ne de onun aldığı yeni biçim olan bu yeni partinin, mevcut sermaye düzenine ve onun dayanağı olan emperyalist sisteme esaslı bir itirazının bulunması düşünülemez.
Kölelik zincirlerini kırmak için!..
Sermaye iktidarı, işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin örgütsüzlüğünden güç alarak pervasızlıkta sınır tanımıyor. Kazanılmış haklar gasp ediliyor, saldırılar tırmandırılıyor. Ekonomik krizin tüm yükünü omuzlamakla karşı karşıya bırakılan işçilerin, emekçilerin, emeklilerin yoksulluğu ise alabildiğine ağırlaşmış bulunuyor.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3
Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş
Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1
“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”