Çarşamba, Ocak 21, 2026

“Maden”: Alın teri kömür karasına karışanların hikayesi

Maden filmi, devrimci bir işçi olan İlyas’ın, diğer işçileri kölece çalışma ve yaşam koşullarına ve patronla iş birliği içindeki sendikal bürokrasiye karşı birleştirme çabasını konu alır.

“Kâğıt, kurşun ve basımevi kokusuyla” İlhan Erdost!

7 Kasım 1980’de katledildi İlhan Erdost. 12 Eylül faşist darbesinin hemen ardından yasaklanacak, yok edilecekler listesindeydi. Ödediği ağır bedel ve kısacık ömründe “kağıt, kurşun ve basımevi kokusuyla” abisiyle birlikte topluma kazandırdıkları eserler unutulmayacak...

Emperyalist saldırganlığı örten maske: Nobel Barış Ödülü

Bize “barış ödülü” diye sunulan şey, emperyalist sistemin egemenliğini sürdürmek için verdiği onay mühürlerinden ibarettir. Bu ödüller, işgalleri aklamanın, halkları açlığa ve yoksulluğa mahkûm etmenin, emperyalist saldırganlığı cilalamanın vitrinidir. Gerçek barış ise bu vitrini yerle bir edenlerin, bu düzene karşı ayağa kalkanların eseri olacaktır. Özgürlük ve barış, işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesiyle gelecektir.

Hanzala hep 10 yaşında, hep sırtı dönük…

“Naci’nin Filistinlisi, sırf veraset yoluyla Filistinli olanlar değildir. Naci’nin bakışında tüm yoksullar Filistinlidir. Tüm mazlumlar, ezilenler, kuşatılanlar, gelecek ve devrim… Hepsi Filistinlidir.” Mahmut Derviş

Diktatöre karşı tek ses: “Venseremos/Biz kazanacağız!”

Emperyalizm sömürü ve katliamlarıyla dünyada kol gezmeye devam ediyor. Ortadoğu kan gölüne çevrilirken, Latin Amerika ülkelerinde faşist baskı ve ambargolar hüküm sürüyor. Bu baskı ve sömürü düzenine karşı özgürlük ve insanca bir yaşam mücadelesi verenlerin dillerinde de Viktor Jara’nın Venseromos’u/Biz Kazanacağız’ı söylenmeye devam ediyor. Viktor Jara ve daha nice devrimci katledilmiş olsa da, mücadelenin vazgeçilmez besteleri olan türküleri ve marşları ile işçi ve emekçilerin dillerinde yaşamaya devam edecekler.

Savaş, faşizm ve sanat

Ancak tüm bu yasaklamalar sanatın mücadele ile olan bağını koparamamıştır. Sömürü, savaş ve baskı düzeni devam ettiği sürece sanat her zaman bu düzene karşı verilen mücadelenin önemli bir alanı olmaya devam edecektir.

KÜLTÜR SANAT / Tüm Yazılar

Savaş, faşizm ve sanat

Tek renk kızıl!

Umut insanda…

Oppenheimer’ın külleri

KAPAK

Emperyalizm yenilecek!

“Yenilmez görünen, ancak Çin Devrimi’nin büyük önderi Mao’nun da ifade ettiği gibi, aslında kâğıttan bir kaplan kadar kırılgan olan emperyalizmi ve onun savaş ile saldırı politikalarını durdurabilecek tek güç, işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkların birleşik mücadelesidir.”

“Uluslararası hukuk” kimi korur?

Sonuç olarak “uluslararası hukuk” emperyalistlerin haydutluğunu durdurmaz, en fazla onların kendi iç çelişki ve çatışmalarını yönetmeye yarar. Bu nedenle ezilen halklar, işçi sınıfı ve emekçiler için gerçek güvence hukuki metinler değil, kendi güçleri ve örgütlülükleridir. Dizginlerinden boşanan emperyalist barbarlık karşısında işçi sınıfı, kendi tarihsel gücüne güvenmek zorundadır. Emperyalizme karşı mücadele, hukuka sığınarak değil, barbarlığı olanaklı kılan sömürü düzenini ortadan kaldırmayı hedefleyerek başarıya ulaşabilir.

İşçilerin birliği, halkların kardeşliği için!

Ortadoğu halkları kendi kaderlerini kendileri tayin etmelidir. IŞİD artığı HTŞ’ye yapılan tüm yardımlar derhal kesilmelidir. ABD emperyalizminin güdümünde, sermaye sınıfının çıkarları ve iktidarın gerici ideolojisi doğrultusunda yürütülen saldırgan dış politikaya dur denilmelidir.

Grev kırıcılıkta devlet kollaması: SMART SOLAR

Smart kapitalistine suç ortaklığı yapanın devlet olması şaşılacak bir şey değildir. Kapitalist sistemin egemeni kapitalist patronlardır ve devlet de kolluğuyla, yasasıyla, meclisiyle egemenlerin hizmetindedir. Sermaye ile iktidar arasındaki bu sınıf ortalıklığını dize getirmek ise, tüm işçi sınıfının ortak mücadelesiyle mümkündür.

Demokrasi kavramı üzerine 5 / İşçi demokrasisi

İşçi demokrasisinin, burjuva demokrasisinden binlerce kat daha demokratik ve üstün olduğu gerçeği gerek Paris Komünü deneyimi gerekse 1917 Ekim Devrimi’yle somut olarak doğrulanmıştır.

Demokrasi kavramı üzerine 4 / Burjuva demokrasisi

Kapitalist düzende üretim araçlarıyla birlikte devlet de burjuvaziye aittir. Dolayısıyla bu düzende “eşitlik”, “özgürlük” ve “demokrasi” gibi kavramlar, üretim araçlarının özel mülkiyetinin burjuvaziye ait olduğu ve bununla birlikte siyasal iktidarın da ona ait olduğu gerçeğini gizlemeye yarar.

Demokrasi kavramı üzerine-3 / Sömürü, devlet ve demokrasi

İşçi sınıfının kendi mücadelesiyle elde ettiği oy hakkı, yasalar önünde eşitlik, biçimsel seçilme hakkı gibi kazanımlar da siyasal iktidarın gerçek niteliği konusunda yanılsamalara yol açtı. Burjuvazi önce zorla kabul etmek zorunda kaldığı bu hakları, sonrasında sömürü düzenini geniş kitlelere onaylatmanın aracına çevirdi. Bu da işçi sınıfı ve emekçilerin, üretim araçlarına sahip olan kapitalistlerin siyasal iktidarın da esas sahibi olduğu ve devlet denilen mekanizmanın onlara hizmet ettiği gerçeğini kavramasını zorlaştırdı.