Mücadelemiz bu düzen değişene dek sürecek!
Birleşik Metal-İş Sendikası Gebze 1 No’lu Şube Kadın Komisyonu Sözcüsü Naz Şakar Dilovası Katliamına dikkat çekmek için Gebze'de sendikalı işyerlerinde gerçekleştirilen eylemlerin ardından Emeğin Kurtuluşu için yazdı…
“İşçi katliamlarının karşısında, Dilovası davasının takibindeyiz”
Petrol İş Sendikası Elastron Kimya işyeri temsilcisi İrfan Çelik Dilovası Katliamına dikkat çekmek için Gebze'de sendikalı işyerlerinde gerçekleştirilen eylemlerin ardından Emeğin Kurtuluşu için yazdı...
Sivas’ı unutma, unutturma!
Sivas katliamının perde arkasındaki güçler, Çorum ve Maraş’ta gerçekleştirilen katliamların faili CIA, MİT ve kontrgerillaydı. Onlar, ‘77 1 Mayıs’ında Taksim’de, Gazi’de, Ulucanlar’da, 19 Aralık’ta, Amed, Suruç ve Ankara katliamlarında da iş başındaydılar.
Ücretlere ek zam! Krizin faturası kapitalistlere!
Temmuz ayında ek zam talebi mücadele edilmeden kazanılamaz! Ek zam için işçi sınıfı ve emekçilerin birleşik kitlesel mücadeleyi büyütmesi şarttır.
“7-8 Temmuz’da Ankara’ya!..”
7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO başkanlar zirvesi öncesinde, bu zirveye karşı bir araya gelen kurumların oluşturduğu NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik bileşeni BDSP’den Onur İnce ile yaklaşan zirve, buna karşı süregiden mücadele ve zirve günü gerçekleştirilecek eylemler üzerine konuştuk.
Emeğin yağması üzerine kurulmuş bir hanedanlık!
Azgın bir sömürünün ürünü bu “gurur” tablosu karşısında işçi ve emekçilere düşen mücadeleyi yükseltmektir. Yağmalanan emeğimiz, gasp edilen geleceğimiz için işçiler birleşmeli, sermayenin sömürü düzenine karşı ayağa kalkmalıdır.
GÜNCEL / Tüm Yazılar
KAPAK
“NATO defol!” demeye devam edeceğiz!
Bütün baskılara, yasaklara ve devlet terörüne rağmen zirve boyunca binlerce ilerici, devrimci ve sosyalist gözaltı ve tutuklama tehdidini göze alarak sokaklara çıktı, emperyalist savaş planlarının karşısına “NATO defol!” sloganıyla dikildi. Şimdi görev, bu sesi daha da büyütmek, fabrikalarda, işyerlerinde, mahallelerde, okullarda ve meydanlarda “Halkların katili NATO defol” diye haykırmaya devam etmektir.
NATO karşıtı mücadele sorumluluğu
Sonuç olarak, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilen NATO karşıtı eylemler kitlesellik bakımından sınırlı kalmış olsa da, bütün yasaklara, gözaltılara ve saldırılara rağmen bu eylemlerin gerçekleştirilebilmiş olması son derece anlamlıdır. Bu durum, bu topraklardaki anti-emperyalist mücadele geleneğinin hâlâ canlı olduğunu ve tüm baskılara rağmen varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.
NATO zirvesinin bir kez daha gösterdiği gerçek…
Saray rejimi ve temsil ettiği sermaye düzeni, emperyalist efendilerinin çıkarları uğruna dünyayı daha büyük bir yıkıma sürükleyecek savaş politikalarının destekçisi durumundadır. Ülkeyi ABD emperyalizminin savaş arabasına koşmaya hazır olan iktidar, bunun karşılığında ise kendi gerici rejimini tahkim etmeyi hedeflemektedir.
Savaşa değil emekçilere bütçe!
İşçi ve emekçiler olarak, kendimizin ve çocuklarımızın geleceğini ve emeğimizi savunmak için, NATO’ya ve savaş bütçelerine karşı çıkalım. Dünya çapında ve özellikle yanı başımızda Ortadoğu’da yeni savaş hazırlıklarının yapıldığı bir süreçte “NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın!” talebiyle birlikte “Savaşa değil, emekçiye bütçe”, “eğitime bütçe” ve “sağlığa bütçe” taleplerini güçlü bir şekilde yükseltelim

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3
Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş
Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1
“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”