“Mücadeleye atılmak bir zorunluluktur!”
Açıklanan asgari ücret ve yaklaşan yıllık zamlar dönemiyle ilgili olarak, Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Fatma Alökmen ile konuştuk…
“Biriken öfke ve tepkinin eninde sonunda kendini dışa vuracağını biliyor ve görüyoruz”
21 Aralık’ta gerçekleştirilecek olan Çiğli İşçi Buluşması öncesinde Ege İşçi Birliği sözcüsü ile konuştuk...
Mısır’da ya da burada, sermaye ucuz iş gücü peşinde…
Patronların “kazanamıyoruz” söylemi eşliğindeki Mısır tehdidi, işçilerin hak talep etmesini ve örgütlenmesini engellemenin bir aracına dönüşmüş durumda. Devlet, sürekli hâle getirdiği teşviklerle patronları korurken işçilerin maruz kaldığı kayıt dışılık, tazminat gaspları, düşük ücretler, iş güvencesinin olmaması, “ahlaksız kod” gibi uygulamalar ise görmezden geliniyor. Yani sermaye ve iktidar el ele vermiş krizin faturasını işçi sınıfına kesiyor.
Sistem zehir saçıyor…
Emekçiler, derinleşen ekonomik kriz koşullarında en ucuz ve en kalitesiz gıdalarla yaşamaya zorlanırken, fabrikalarda çalışan işçiler yalnızca üretimi sürdürebilecek kadar gıdaya erişebiliyor. Ardı ardına yaşanan zehirlenme vakalarına rağmen herhangi bir önlem alınmıyor.
Hak-İş’in 50. yılı…
Oysa bugün, tüm saldırılara rağmen hâlâ ayağa kalkacak güce ve kendi kaderini değiştirecek iradeye sahip olan işçi sınıfı, sendika ağalarını o koltuklardan indirme gücüne de sahiptir. Bu düzeni değiştirmek ve işçi sınıfına ait kürsüleri yeniden işçilere teslim etmek ise ancak bu iradenin örgütlü bir güce dönüştürülmesiyle mümkündür.
GÜNCEL / Tüm Yazılar
KAPAK
Emperyalizm yenilecek!
“Yenilmez görünen, ancak Çin Devrimi’nin büyük önderi Mao’nun da ifade ettiği gibi, aslında kâğıttan bir kaplan kadar kırılgan olan emperyalizmi ve onun savaş ile saldırı politikalarını durdurabilecek tek güç, işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkların birleşik mücadelesidir.”
“Uluslararası hukuk” kimi korur?
Sonuç olarak “uluslararası hukuk” emperyalistlerin haydutluğunu durdurmaz, en fazla onların kendi iç çelişki ve çatışmalarını yönetmeye yarar. Bu nedenle ezilen halklar, işçi sınıfı ve emekçiler için gerçek güvence hukuki metinler değil, kendi güçleri ve örgütlülükleridir. Dizginlerinden boşanan emperyalist barbarlık karşısında işçi sınıfı, kendi tarihsel gücüne güvenmek zorundadır. Emperyalizme karşı mücadele, hukuka sığınarak değil, barbarlığı olanaklı kılan sömürü düzenini ortadan kaldırmayı hedefleyerek başarıya ulaşabilir.
İşçilerin birliği, halkların kardeşliği için!
Ortadoğu halkları kendi kaderlerini kendileri tayin etmelidir. IŞİD artığı HTŞ’ye yapılan tüm yardımlar derhal kesilmelidir. ABD emperyalizminin güdümünde, sermaye sınıfının çıkarları ve iktidarın gerici ideolojisi doğrultusunda yürütülen saldırgan dış politikaya dur denilmelidir.
Grev kırıcılıkta devlet kollaması: SMART SOLAR
Smart kapitalistine suç ortaklığı yapanın devlet olması şaşılacak bir şey değildir. Kapitalist sistemin egemeni kapitalist patronlardır ve devlet de kolluğuyla, yasasıyla, meclisiyle egemenlerin hizmetindedir. Sermaye ile iktidar arasındaki bu sınıf ortalıklığını dize getirmek ise, tüm işçi sınıfının ortak mücadelesiyle mümkündür.

Demokrasi kavramı üzerine 5 / İşçi demokrasisi
İşçi demokrasisinin, burjuva demokrasisinden binlerce kat daha demokratik ve üstün olduğu gerçeği gerek Paris Komünü deneyimi gerekse 1917 Ekim Devrimi’yle somut olarak doğrulanmıştır.
Demokrasi kavramı üzerine 4 / Burjuva demokrasisi
Kapitalist düzende üretim araçlarıyla birlikte devlet de burjuvaziye aittir. Dolayısıyla bu düzende “eşitlik”, “özgürlük” ve “demokrasi” gibi kavramlar, üretim araçlarının özel mülkiyetinin burjuvaziye ait olduğu ve bununla birlikte siyasal iktidarın da ona ait olduğu gerçeğini gizlemeye yarar.
Demokrasi kavramı üzerine-3 / Sömürü, devlet ve demokrasi
İşçi sınıfının kendi mücadelesiyle elde ettiği oy hakkı, yasalar önünde eşitlik, biçimsel seçilme hakkı gibi kazanımlar da siyasal iktidarın gerçek niteliği konusunda yanılsamalara yol açtı. Burjuvazi önce zorla kabul etmek zorunda kaldığı bu hakları, sonrasında sömürü düzenini geniş kitlelere onaylatmanın aracına çevirdi. Bu da işçi sınıfı ve emekçilerin, üretim araçlarına sahip olan kapitalistlerin siyasal iktidarın da esas sahibi olduğu ve devlet denilen mekanizmanın onlara hizmet ettiği gerçeğini kavramasını zorlaştırdı.