Cuma, Nisan 17, 2026

Fatma Nur ve kızının faili, bu çürümüş düzendir!

Kadınların ve çocukların yaşam hakkı ancak bu gerici-karanlık kuşatmayı parçalayacak bütünlüklü bir mücadele ile güvence altına alınabilir.

Krizi yaratan onlar, faturayı neden biz ödüyoruz?

Enflasyon kontrol edilemiyor değil; enflasyon eliyle servet transferi bilinçli bir tercih olarak sürdürülüyor. “Savaş var, idare edin” denilen halk, pazar filesini dolduramazken; aynı savaş ve kriz ortamı, enerji ve savunma başta olmak üzere birçok sektörde sermayenin büyüme fırsatına dönüşüyor. Sermayenin krizinin faturasını ödemeyi reddetmek, gerçek rakamları haykırmak ve bu ekonomik tiyatroya karşı durmak bir seçenek değil, zorunluluktur.

Yolları birleştirme zamanı! Newroz piroz be!

Nasıl ki Demirci Kawa’nın çekici Dehak’ın zulmüne karşı halkın umudunu büyüttüyse, bugün de yapılması gereken, tüm milliyetlerden ve inançlardan işçilerin ve emekçilerin örgütlü mücadelesini büyütmektir. Newroz’un gerçek ruhu tam burada yatmaktadır: Zulme karşı birleşmek, sömürü düzenine karşı birlikte ayağa kalkmak ve özgür bir geleceği ortak mücadeleyle kurmak!

“Tazminat hakkımız söke söke alırız!”

Dardanel fabrikasında kasım ayından bu yana 200’ün üzerinde işçi işten çıkarıldı. İşçilerin hak ettikleri tazminatları yatırılmazken, aylardır oyalanan işçiler fabrika önünde direnişe başladı. İşten çıkarıldıktan sonra taksitlendirmeyle tazminat hakları adeta gasp edilen emekçi kadınlar, direnişlerini kararlılıklarını sürdürüyor. Direnişin başlamasıyla kasım, aralık ve ocak ayında işten çıkarılan işçilerin tazminatları yatırıldı. Ancak “son işçi hakkını alana kadar direnişe devam!” kararı alan işçiler Dudullu OSB’deki fabrika önünde eylemlerini sürdürüyor. Hem fabrikadaki çalışma koşullarını hem de 8 Mart’ta Kadıköy sokaklarında yükselttikleri seslerini kendilerinden dinledik.

Arjantin’de kölelik yasası ve işçi sınıfının yanıtı

Arjantin işçi sınıfı güçlü bir mücadele geleneğine sahip. On yıllar boyunca askeri faşist diktatörlüklere, neoliberal kemer sıkma programlarına ve IMF dayatmalarına karşı direnişler ve genel grevler örgütlendi. Bugün de tablo farklı değil. Tabanda büyüyen öfke, sendikal bürokrasiyi de adım atmaya zorluyor. Genel grev, yalnızca bir tepki değil, uzun soluklu bir mücadelenin habercisi olarak görülüyor.

“Laikliği savunuyoruz!” bildirisi ve AKP iktidarının tutumu

Başta gençlik olmak üzere emeğin toplumsal kesimleri, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli saldırısı ve diğer gerici uygulamalara karşı birleşik mücadeleyi örgütlemelidir. Eğitim alanında kurulmak istenen bu gerici ablukaya karşı “Eşit, bilimsel, laik ve demokratik eğitim!” talebiyle örgütlü mücadeleyi yükseltmelidir.

GÜNCEL / Tüm Yazılar

Doyuramadık!

Sistem zehir saçıyor…

Şakacı Alperen…

Babalar ve oğullar

Tek seçenek sosyalizm!

Zulüm ile abâd olunmaz!

KAPAK

Haydi 1 Mayıs’a!

Gün, emperyalist savaşa ve kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi büyütme günüdür. Alanları ve meydanları taleplerimizle zapt etme, sermaye sınıfına gücümüzü gösterme zamanıdır. Gün; sınıf kavgasını güçlendirme, 1 Mayıs’ın sönmeyen ateşini harlama günüdür. Fabrikalardan, sanayi bölgelerinden, emekçi mahallelerinden meydanlara akmanın şimdi tam zamanıdır. Haydi 1 Mayıs’a!

Yaklaşan 1 Mayıs için öncü işçiye notlar…

Üretim alanında örgütlenmeyen bir güç, mücadeleyi ileriye taşıyamaz. Bu yüzden mesele yalnızca 1 Mayıs günü alanlarda olmak değildir. O güne kadar fabrikalarda kurulan ilişkilerle, oluşturulan birliklerle ve yükseltilen taleplerle alanlara gitmektir. 1 Mayıs’ı, işçi sınıfının kendi gücünü büyüttüğü ve örgütlülüğünü daha ileriye taşıdığı bir mücadele dönemine çevirmektir.

Tutmayan hedefler, bahaneler ve fatura

İktidara ve onun hizmet ettiği yerli ve yabancı tekellere, onların baskı ve sömürü düzenine karşı işçi sınıfının birleşik mücadelesi örgütlenmeden, programıyla birlikte bizzat kendileri çöpe atılmadan, işçi sınıfı ve emekçilerin içinde bulunduğu cendereden çıkmak şansı yoktur. TCMB’nin mektubunun bir kez daha teyit ettiği acı gerçek budur.

1 Mayıs’a giderken… Sınıf kavgasını büyütelim!

1 Mayıs mücadelesinin tarihsel gelişimi de göstermektedir ki, sınıf mücadelesi temelde politik bir mücadeledir. Tüm sorunların kaynağı emperyalist-kapitalist baskı ve sömürü düzenidir. Çözümü ise, işçi sınıfının devrimci temellerde örgütlü siyasal bir güç olarak bu düzene karşı mücadelede yerini almasıdır. Birleşik, kitlesel, militan 1 Mayıs’ı örgütlemek, en çok da bu çabayı güçlendirmek için gereklidir.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”

16-31 Mart 2026

SAYI 076