Pazartesi, Mayıs 18, 2026

“Akarsuyun, meyve çağında ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı”dır kapitalizm!

İnsana, emeğe, doğaya ve tüm canlılara düşman olan bu sömürü düzenine karşı, insanca bir yaşam ve yaşanabilir bir dünya için mücadele etmekten başka bir yol yoktur.

Utancı ve gururu bir arada yaşatan direniş

Doruk Madencilik işçilerinin direniş iradesini örnek almak, haklı gururunu paylaşmak ve büyütmek gerekiyor. Daha fazla utanmamak için Doruk Madencilik işçisi gibi direnmek gerekiyor.

Varlık barışı değil, işçiyi soygun fermanı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dolmabahçe’de ilan ettiği “Türkiye Yüzyılı Vergi Paketi”, bir kez daha bu sömürü düzeninin kimin için çalıştığını tescilledi. Paketin kalbinde yer alan “Varlık Barışı ve Sektörel Muafiyetler”, aslında halkın cebinden çalınanların suç ortaklarına iadesidir.

Diyanet, patronların sözcülüğüne soyundu

İktidarın nimetleriyle lüx ve şatafat içinde yaşayanlar, şimdi de 1 Mayıs günü yayınladıkları hutbede, işçilere sıkı çalışmayı, itaatkârlığı, boyun eğmeyi öğütlüyorlar. Bunu yaparken dini istismar ederek, sermaye sınıfının aracı getirmekten de çekinmiyorlar.

Gerçeğin ters yüz hali…

Bugünün çalışma ve yaşam koşulları Saray iktidarının işçi ve emekçiler karşısındaki konumunun açık göstergesi. Milyonlarca işçi ve emekçi açlık sınırının altında ücretlere mahkûm edilmiş, sosyal haklar büyük ölçüde ortadan kaldırılmış, sendikalaşmak suç, hak aramak sopa nedeni, çalışma koşulları köleliği aratmıyor

Bizim Denizlerde NATO gemisi yüzmez!

Haydutlar bu topraklara her ayak bastığında hak ettiği şekilde karşılanmıştır. ODTÜ’de Vietnam kasabı Commer’in arabasını yakanlar, Dolmabahçe’de 6. Filo askerlerini denize dökenler bu ülkenin devrimci gençleridir. NATO, Irak halkına ölüm yağdırırken pastadan pay kapmak isteyenlerin karşısında meydanları dolduranlar, TBMM’den geçirmek istedikleri tezkereye çöpe atanlar bu ülkenin onurlu işçileri, emekçileri, gençleri, devrimcileridir. Kurulduğu ve ardından Türkiye’nin de üye olduğu günden beri bu halk NATO’yu ve onun eli kanlı temsilcilerini hiç hoş karşılamamıştır!

GÜNCEL / Tüm Yazılar

Doyuramadık!

Sistem zehir saçıyor…

Şakacı Alperen…

Babalar ve oğullar

Tek seçenek sosyalizm!

KAPAK

Halkların katli NATO DEFOL!

“İnsanca bir yaşam, onurlu bir gelecek isteyen işçi sınıfının insanlığın düşmanı emperyalist haydutların savaş planlarına seyirci kalması düşünülemez. Haydutların savaş ve yıkım planlarını bozguna uğratmak, bir savaş makinesi olarak insanlığın celladı haline getirdikleri NATO’yu dağıtmak için harekete geçmek işçi sınıfı için acil ve ertelenemez bir sorumluluktur. “

Kapitalizm bölücüdür!

Sömürü, savaş ve zorbalık düzeninin tepesinde oturanlar artık eskisi gibi yönetemiyorlar ve bundan sonra da yönetemeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Dahası yönetilenler de eskisi gibi yönetilmek istemediklerini her geçen gün daha yüksek sesle dile getirmeye başlıyorlar. Alttan alta o “kudretli” iktidar sahiplerinin saraylarını başlarına yıkacak bir mücadele mayalanıyor. “Vatansever” kılıklı faşist zihniyetler ise tarihin her evresinde böyle dönemlerin en kullanışlı aparatları oldular.

Sınırlara hücum etmek…

İşçi hareketinin yıllardır içine düşürüldüğü cendereden çıkması, sermayenin, sendika bürokrasisinin ve iktidarın oluşturduğu şer üçgeninin varlığına rağmen ayakları üzerinde durup kendine çizilen sınırları aşması, ona önderlik iddiasında olanların önce kendi sınırlarını aşmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Öncü ve devrimci işçiler, kendi sınırlarına hücum etmeden ve sınıfı örgütleme çabasını kendi örgütlülük düzeylerini ve eylem kapasitelerini geliştirme çabasıyla birleştirmeden sınıf hareketinin sorunlarını aşması için gerekli kapasite ortaya çıkamaz.

Şiddeti düzen üretiyor!

Şiddeti engellemek, şiddetten beslenen ve onu sürekli üreten bu sömürü düzenine karşı işçi ve emekçilerin mücadelesini yükseltmekle mümkündür. Çocuklarımızı korumak ve onlara yaşanabilir bir gelecek sunmanın başka bir yolu yoktur.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”

1-15 Mayıs 2026

SAYI 079