Pazar, Eylül 20, 2026

Göçmenler, devletler ve ırkçılar

İnsanların savaşlardan, çatışmalardan, “doğal” afetlerden kaçıp daha iyi bir yaşam arayışına girmeleri haklı ve meşrudur. Ancak emperyalist-kapitalist sistemin bu kadar barbarlaştığı bir süreçte, yazık ki göç, halkların derdine derman olmuyor ve olmayacak.

Avrupa’da silahlanma yarışı

“Avrupa halkları için belirginleşmeye başlayan savaş tehdidine karşı etkili bir çıkışın geliştirilebilmesi için işçi sınıfının örgütlü bir güç olarak mücadele alanlarına çıkması gerekiyor.“

NATO, Ukrayna savaşının ateşine benzin döküyor

Erdoğan’ı övgülere boğan Trump’ın, “En sadık müttefik Türkiye” demesi boşuna değil. Erdoğan’ın “Avrupa’daki en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan her yerde ittifakın (NATO’nun) hizmetine sunmanın gayreti içindeyiz” sözleri, “sadık müttefik” olmanın ne anlama geldiğini gözler önüne seriyor.

ABD-İsrail hezimeti ve kırılgan ateşkes

Ortaya çıkan sonuçlar, ABD-İsrail savaş şebekesinin hezimetini teyit ediyor. En donanımlı, en ahlaksız, en barbar güç olmalarına rağmen bu soykırımcı çetenin “yenilmez” olmadığını tüm dünya gördü. Bununla birlikte ABD-İsrail ikilisi hâlâ da dünya halkları için en büyük tehdidi oluşturuyor. Dolayısıyla anti-emperyalist, anti-siyonist mücadeleyi yükseltmek, her zamankinden de çok önem taşıyor.

Adriyatik kıyılarından yükselen isyan:

Bugün Adriyatik kıyılarında yankılanan “Arnavutluk satılık değildir” sloganı; Afrika’da maden şirketlerine karşı direnen halkların, Latin Amerika’da su kaynaklarını savunan köylülerin, Ortadoğu’da enerji tekellerine karşı mücadele eden emekçilerin ve dünyanın dört bir yanında ortak yaşam alanlarını sermayenin yağmasına karşı koruyan milyonların mücadelesinin bir parçasıdır.

Bolivya’da işçi sınıfı ve emekçiler ayakta!

Bu güçlü isyan geleneği kuşkusuz belli kazanımlar sağlıyor. Ancak bu deneyimler şunu gösteriyor: Sömürü, eşitsizlik, doğanın talan edilmesi, ülke kaynaklarının emperyalist tekellere peşkeş çekilmesi vb. sorunların köklü çözümü için sermaye düzeninin yerle bir edilmesi, sosyalist işçi-emekçi iktidarının kurulması gerekiyor.

DÜNYA / Tüm Yazılar

Bangladeş’te halk isyanı

SYRIZA deneyimi…

Beş kıta, tek sınıf!

KAPAK

Sömürü ve zorbalık düzenine karşı emeğin ve özgürlüğün için dövüş!

“Saray rejiminin fütursuz baskı ve zorbalık politikaları toplumda umutsuzluk yaratırken, tarih bu rejimi ve arkasındaki sermaye düzenini alaşağı edecek gücü, işçi sınıfını göreve çağırıyor.”

Smart Solar işçisi hakları ve geleceği için direnişe geçti!

Smart Solar direnişi, mücadele azmiyle işçi sınıfının mücadelesine yeni bir soluk olmuş durumda. İçinden geçilen karanlık tabloya aldırmadan talepleri ve özlemleri için birleşen, kararlı bir şekilde mücadele eden Smart Solar işçileri, tabandan yükselen iradenin mücadeleci bir anlayışla örgütlendiğinde değişimi yaratabilecek temel güç olduğunu bir kez daha gösteriyor.

İktidarın algı operasyonları ve gerçekler

Gün geçtikçe seçmen desteğini, meşruiyetini kaybeden, çok yönlü krizlerle boğuşan iktidar, çaresizce saldırıyor. Yeniden iktidarını güvenceleyebilmek için her bir tuşa basıyor. Tepeden tırnağa yolsuzluğa, suça batmış iktidar, yürüttüğü operasyonlarla da adaleti “tesis” edeceği iddiasıyla davranarak göz boyamaya çalışıyor. Ancak nafile… Her geçen gün tükenen, tükendikçe saldırganlaşan sermaye iktidarına ve onun yarattığı karanlığa karşı çözüm işçi ve emekçilerin örgütlenmesinden, sermaye iktidarına karşı mücadeleyi büyütmesinden geçiyor.

2027-2029 OVP ve işçi sınıfı

2027-2029 OVP’si, AKP’nin krizi işçi sınıfına fatura ederek yönetme planının devam ettiğinin bir göstergesidir. Çelişkilerle dolu programın yıldan yıla değişmeyen tek tutarlılık alanı da burasıdır. İşçi sınıfının ve emekçilerin geniş bir kesiminin, sermaye sınıfının çıkarları için yazılan sahte iyimser tablolara karnı tok. Ancak bu bilinç kendi başına sorunları çözmüyor. İnsanca yaşam koşullarının ve güvenli bir geleceğin kapısını aralayan yol, iktidarın ekonomik yıkım programlarına karşı dişe diş bir mücadeleden ve örgütlü bir sınıf tutumundan geçiyor.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”

1-15 Eylül 2026

SAYI 087