Cumartesi, Nisan 18, 2026

Ortadoğu’da ABD-İsrail politikası

Emperyalist-kapitalist sistem ayakta kaldığı sürece bu ölüm ve yıkım döngüsü kırılamayacaktır. İşçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkların birleşik direnişinin örülmesinin dışında bir çıkış yolu yoktur.

Kuralsızlık ve barbarlık düzeni!

“Her geçen gün daha da barbarlaşan bu sistemi temellerinden yıkmayı hedefleyen bir mücadele yükseltilemediği sürece ne işçi sınıfı ne emekçiler ne de ezilen halklar rahat bir nefes alabilirler. Dolayısıyla anti-kapitalist/anti-emperyalist temellere dayanan bir mücadele hattı hayati bir önem taşıyor.”

İran’da halk isyanı ve işçi sınıfı

Molla rejimi ile gerçek bir hesaplaşma, İran işçi sınıfı önderliğinde, din, mezhep ve milliyet farkı gözetmeksizin tüm emekçilerin birleşik örgütlü mücadelesinden geçmektedir. Ancak bu çizgide gelişen bir mücadele gericiliği alt edebilir, emperyalist planları boşa çıkarabilir, toplumsal eşitlik ve özgürlük mücadelesinde mesafe almayı sağlayabilir.

Dünyada yayılan grev, direniş ve ayaklanmalar

2025’in grev, direniş ve isyanları, daha da yaygınlaşma ve toplumsal mücadele hattına dönüşme potansiyelini ortaya koymuş bulunuyor. 2026 yılı, kriz koşullarının daha çok sorgulanacağı, sınıf çelişkilerinin daha da sertleşeceği ve emekçilerin geleceklerini belirleme arayışlarının güçleneceği bir yıl olma eğilimine işaret ediyor. Bu ise aynı zamanda devrimci olanakların belirginleşip artacağı anlamına geliyor.

Amerika namluları Venezuela’ya çevirdi!

Venezuela işçi sınıfı ve emekçilerinin hem kapitalist sömürüye hem emperyalist saldırganlığa karşı mücadelesi ise haklı, meşru ve etkili tek yoldur. Dünya işçi sınıfına düşen görev, böyle bir mücadelede Venezuela halkının yanında olmaktır.

New York’ta seçimleri “sosyalist” aday kazandı

Mamdani’nin bu zaferi ne ABD’nin saldırgan emperyalist politikalarını etkileyebilir ne de sömürü ve soygun düzeninde bir değişiklik yaratabilir. Eğer vadettiği programı sabote etme girişimlerinin üstesinden gelebilirse, New York’un emekçileri, göçmenleri, ezilenleri ve yoksullarının yaşamı bir nebze kolaylaşır.

DÜNYA / Tüm Yazılar

Bangladeş’te halk isyanı

SYRIZA deneyimi…

Beş kıta, tek sınıf!

KAPAK

Haydi 1 Mayıs’a!

Gün, emperyalist savaşa ve kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi büyütme günüdür. Alanları ve meydanları taleplerimizle zapt etme, sermaye sınıfına gücümüzü gösterme zamanıdır. Gün; sınıf kavgasını güçlendirme, 1 Mayıs’ın sönmeyen ateşini harlama günüdür. Fabrikalardan, sanayi bölgelerinden, emekçi mahallelerinden meydanlara akmanın şimdi tam zamanıdır. Haydi 1 Mayıs’a!

Omuz omuza 1 Mayıs’a!

İşçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ta, krizin faturasına olduğu kadar demokratik hak ve özgürlüklerimize karşı yapılan saldırılara karşı da alanları doldurmalıyız. Taleplerimizi haykırmalı, kölece çalışma ve yaşam koşullarına karşı sermaye düzeninin karşısına çıkmalıyız. Ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduğumuz demokratik haklarımıza ve özgürlüklerimize sahip çıktığımızı göstermeli, Saray iktidarının etrafımıza örmeye çalıştığı duvarları omuz omuza verip yıkmalıyız.

Yaklaşan 1 Mayıs için öncü işçiye notlar…

Üretim alanında örgütlenmeyen bir güç, mücadeleyi ileriye taşıyamaz. Bu yüzden mesele yalnızca 1 Mayıs günü alanlarda olmak değildir. O güne kadar fabrikalarda kurulan ilişkilerle, oluşturulan birliklerle ve yükseltilen taleplerle alanlara gitmektir. 1 Mayıs’ı, işçi sınıfının kendi gücünü büyüttüğü ve örgütlülüğünü daha ileriye taşıdığı bir mücadele dönemine çevirmektir.

Tutmayan hedefler, bahaneler ve fatura

İktidara ve onun hizmet ettiği yerli ve yabancı tekellere, onların baskı ve sömürü düzenine karşı işçi sınıfının birleşik mücadelesi örgütlenmeden, programıyla birlikte bizzat kendileri çöpe atılmadan, işçi sınıfı ve emekçilerin içinde bulunduğu cendereden çıkmak şansı yoktur. TCMB’nin mektubunun bir kez daha teyit ettiği acı gerçek budur.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3

Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş

Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1

“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”

16-31 Mart 2026

SAYI 076