Emperyalist/siyonist haydutlar İran’da baltayı taşa vurdu
Trump ve etrafındaki soykırımcı/siyonist şebeke, savaşı yeniden başlatma ihtimalinden söz ediyor. Dolayısıyla açmaza düşen bu şebeke, halihazırda işçiler, emekçiler başta olmak üzere, insanlık için en büyük tehdidi oluşturuyor. Bu ise işçi sınıfı başta olmak üzere savaş ve soykırım karşıtı herkese sorumluluk yüklüyor
Farklı dillerde, aynı umut ve coşkuyla…
2026 1 Mayıs’ında dünyanın dört bir yanında işçi sınıfı ve ezilen halklar meydanları doldurdu. Derinleşen sınıfsal eşitsizliğe ve yoksulluğa, faşizan uygulamalara ve savaş politikalarına karşı farklı dillerde ama aynı bilinç ve ruhla mücadele kararlılığını ortaya koydu.
Emperyalist-siyonist barbarlığa geçit yok!
“Savaşın nasıl sonuçlanacağından bağımsız olarak yaşananlar emperyalistler arası hegemonya mücadelesinin bir yansımasıdır. Ve onların bu kavgasının dünya halklarına getirebileceği tek şeyin yeni savaşlar, yeni katliamlar olacağı da ortadadır. Bu yüzden emperyalizme ve emperyalist savaşlara karşı her zamankinden daha güçlü bir şekilde ve daha yüksek sesle meydanları doldurmanın zamanıdır.”
Küba halkı karanlığa karşı direniyor!
“Küba, ‘90’lı yıllardan bu yana, yalnız kalmanın yarattığı çok yönlü sorunlara, ABD emperyalizminin kuşatma ve saldırılarına rağmen ayakta kalmak için direnmeye devam ediyor. Bugün de bu süreci kolektif bir seferberlikle, insanı merkeze alan politikalardan ödün vermeden, yokluktan var etmeye çalışarak aşmaya çalışıyor. Bu gücü, on yıllardır karşı karşıya kaldığı saldırılar ve kriz koşullarında kazandığı direncinden alıyor.”
Ortadoğu’da ABD-İsrail politikası
Emperyalist-kapitalist sistem ayakta kaldığı sürece bu ölüm ve yıkım döngüsü kırılamayacaktır. İşçi sınıfının, emekçilerin ve ezilen halkların birleşik direnişinin örülmesinin dışında bir çıkış yolu yoktur.
Kuralsızlık ve barbarlık düzeni!
“Her geçen gün daha da barbarlaşan bu sistemi temellerinden yıkmayı hedefleyen bir mücadele yükseltilemediği sürece ne işçi sınıfı ne emekçiler ne de ezilen halklar rahat bir nefes alabilirler. Dolayısıyla anti-kapitalist/anti-emperyalist temellere dayanan bir mücadele hattı hayati bir önem taşıyor.”
DÜNYA / Tüm Yazılar
KAPAK
Zorbalık düzenine karşı direniş!
“Saray rejiminin baskı ve zorbalığına karşı mücadeleyi büyütmenin yolu, demokratik hak ve özgürlüklerin savunulmasını işçi sınıfının ekonomik ve sosyal talepleriyle birleştirmekten geçmektedir. Yoksulluğa, sömürüye, baskıya ve siyasal zorbalığa karşı mücadele, fabrikalarda, işyerlerinde, okullarda ve mahallelerde dişe diş bir kavga olarak örgütlenmelidir.”
Ömrü mücadele ile geçen bir sıra neferinin ardından…
Mitat yoldaş ezilenlerin dünyasını kalbine sığdırdı. Dünyayı sığdırdığı kalbi durdu. Bir genç komünistin Mitat yoldaşın ardından yazdığı yazıda şu ifadeler yer alıyordu: “Aynı düş için yürüyenler birbirini mutlaka tanır. Aynı öfkeyi, aynı umudu, aynı inadı paylaşırlar.” Evet, aynı düş yolcuları olarak bizler emeğin kurtuluş bayrağını onurla taşımayı sürdüreceğiz. Bıraktığı bayrak ellerimizde dalgalanmaya devam edecek.
Çürüyen siyaset çürümüş düzenin aynasıdır
işçi sınıfı hem saray rejiminin baskı ve zorbalık politikalarından hem de mahkûm edildiği insanlık dışı çalışma ve yaşam koşullarından kurtulmak istiyorsa, öncelikle kendi çıkarlarını düzen partilerinin çıkarlarından bağımsız biçimde savunmayı ve kendi talepleri etrafında örgütlenip mücadele etmeyi başarmak zorundadır.
NATO’ya karşı görev başına!
“Halkların katili NATO, defol!” şiarı etrafında fabrikalarda eylemli tepkilerin örgütlenmesi, bu tepkilerin kent merkezlerine taşınması ve kitleselleştirilmesi hedefiyle hareket etmeliyiz. Eylem, etkinlik, toplantı ve panellerin 7-8 Temmuz’da Ankara’da kitlesel bir karşı çıkışa dönüşmesi, emperyalistlere ve işbirlikçilerine verilecek en güçlü yanıt olacaktır.

Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-3
Öncü işçiler, anti-emperyalizmi her zaman sınıf mücadelesi perspektifiyle ele almak zorundadır. Emperyalist sistem, dünya çapında örgütlenmiş kapitalist bir sistemdir ve her ülkedeki dayanağı o ülkenin sermaye sınıfıdır. Dolayısıyla emperyalizme karşı mücadele, işçi sınıfının kendi burjuvazisine karşı yürüttüğü mücadeleden bağımsız düşünülemez. Bu bağ kurulmadığında, anti-emperyalizm sadece içi boş bir slogana dönüşür.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-2 Emperyalizm ve savaş
Her türlü savaşa karşı çıkmak, sınıflı bir toplumda yaşadığımız gerçeğini ve işçi sınıfının verdiği en büyük savaşın sınıf savaşı olduğunu göz ardı etmek anlamına gelir. Bu tutum, işçi sınıfının kapitalist düzene karşı son derece haklı olan mücadele ve savaş hakkını da reddetmek demektir. Bu ise insanlığın kurtuluşuna set çekmekten, bu kölece düzene boyun eğmekten, emperyalist-kapitalist sistemin dünyayı felaketlere sürüklemesine seyirci kalmaktan başka bir anlama gelmez.
Emperyalizm ve anti-emperyalist mücadele-1
“Emperyalizm, kapitalist sistemin zorunlu olarak vardığı bir üst aşamadır. Saldırgan ve yayılmacı bir dış politika tercihi değildir. Can çekişen kapitalizmin ömrünü uzatabilmek için, sistemin iç çelişkilerinin ürünü olan krizlerini dünya ölçeğine yayarak yönetme biçimidir.”