Dilovası’nda ölen kadınlar ve çocuklar, Bursa’da yanarak can verenler, Küçükçekmece’de boğulan kaıdnlar, Balıkesir’de patlamada hayatını kaybeden işçiler … Hepsinin sorumlusu bu sömürü düzenidir. Yitirdiğimiz tüm kadınlar anısına and olsun, bu sömürü düzenini bir avuç açgözlü kapitalistin başına yıkacağız!
Dilovası’ndaki parfüm doldurma atölyesinde yaşanan patlama, üçü çocuk olmak üzere altı kadının yaşamını yitirmesiyle sonuçlandı. Dilovası’nda yaşananlar, ne yazık ki Türkiye tarihine kazınmış yüzlerce benzer katliamdan sadece biri. Ve bir kez daha ölenlerin kadın olması da tesadüf değil…
Kadınların çalıştığı işyerlerinin çoğunda iş güvenliği yok, sendikal örgütlenme yok, sigorta yok. Kadın emeği ucuz, değersiz ve yedek bir iş gücü olarak görülüyor. Bu durumun bedelini ise kadınlar canlarıyla ödüyor.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG Meclisi) verilerine göre 2013’ten 2025’in ilk on ayına kadar toplam 1.605 kadın işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu cinayetler yoğunlukla, kadınların güvencesiz ve kayıtsız bir biçimde çalıştırıldığı tarım-orman, gıda ve hizmet iş kollarında gerçekleşti.
2013–2023 yılları arasında gerçekleşen iş cinayetlerinde ölen 1.379 kadının yalnızca 33’ü sendikalıydı. Yani öldürülen kadınların yüzde 97’si sendikasızdı.
İSİG’in 2024’te yayımladığı istatistiklerde, SGK verilerine göre kadın işçi ölümlerinin toplam işçi ölümleri içindeki payının yüzde 2 olarak açıklandığı belirtiliyor. Ancak İSİG’e ulaşan ihbarlar ve basından derlenen veriler, öldürülen kadın işçi sayısının SGK verilerinin üç ila dört katına çıktığını gösteriyor. Kadınların yaşamını yitirdiği iş cinayetlerine ilişkin verilerdeki bu farklılaşmanın sebeplerinden birinin ise kadınların kayıt dışı çalışmaya zorlanması olduğu açık.
Çocuk yaşta çalışmak zorunda bırakılan gençler, sigortasız, taşeron, güvencesiz koşullarda çalışan kadınlar, iş cinayetlerinin görünmeyen yüzü olmaya devam edecek…
Hatırlayalım; 2005 yılında Bursa’daki Özay Grup Tekstil Fabrikası’nda çıkan yangında 15 ve 17 yaşındaki iki çocuk ile üç kadın işçi yanarak can verdi. Fabrika kapıları dışarıdan kilitliydi ve fabrikada yangın önlemi yoktu. Fabrikanın makineleri milyonlarca liraya sigortalıyken işçilerin hiçbir güvencesi yoktu.
2009’da ise Küçükçekmece’de Pameks Tekstil’de çalışan sekiz kadın işçi, camı bile olmayan kapalı kasalı bir kamyona servis diye bindirilmiş, sel bastığında araç sulara gömülmüş ve kadınlar boğularak hayatlarını kaybetmişti. Bilirkişi raporları doğayı suçlamış, kadınların ölümü doğal afete bağlanmıştı. Devlet ise bir kez daha işçileri değil patronları korumuştu.
2024’te ise Balıkesir’deki ZSR Patlayıcı Fabrikası’nda meydana gelen patlamada 8’i kadın olmak üzere 11 işçi hayatını kaybetti. Kadınlar, “elleri küçük olduğu için” tehlikeli üretim alanlarında çalıştırılmıştı. İş güvenliği eksikleri patrona bildirilmiş, ama hiçbir önlem alınmamıştı. Hazırlanan iddianamede patronun adı dahi geçmemişti.
Bu örneklerin hepsinde ortak nokta, kadın işçilerin güvencesiz, sigortasız ve kayıt dışı çalıştırılması, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, patronların cezasız bırakılması ve devletin denetim görevini yerine getirmemesidir.
Kadınlar çoğu zaman sigortasız, sendikasız, düşük ücretle çalıştırılıyor, tacize, mobbinge, ayrımcılığa maruz kalıyor. Ve bu koşullar şimdi, Dilovası’nda olduğu gibi cinayetlere davetiye çıkarıyor.
Sizden adalet dilenmeyeceğiz, hesap soracağız!
Bugün Türkiye’de kadınların iş yerlerinde maruz kaldığı sömürü, baskı, mobbing gibi sorunlar bir yana, güvencesiz çalışmanın yol açtığı bu cinayetler ancak kadını erkeği ile işçi sınıfının ortak mücadelesiyle sona erebilir. Biz işçi kadınlar, bu mücadelenin en önünde yer almak sorumluluğuyla karşı karşıyayız.
Dilovası’nda ölen kadınlar ve çocuklar, Bursa’da yanarak can verenler, Küçükçekmece’de boğulan kaıdnlar, Balıkesir’de patlamada hayatını kaybeden işçiler … Hepsinin sorumlusu bu sömürü düzenidir. Yitirdiğimiz tüm kadınlar anısına and olsun, bu sömürü düzenini bir avuç açgözlü kapitalistin başına yıkacağız!
Baskıya, şiddete ve göz göre göre işlenen cinayetlere sessiz kalmayacağız!
Direneceğiz, örgütleneceğiz. Kaybettiklerimizin hesabını soracağız!