AKP daha saldırgan bir döneme hazırlanıyor

Siyasal alanda ciddi bir yönetme krizi yaşayan, öte yandan işçi sınıfını ve emekçileri her gün daha ağır koşullara mahkûm eden AKP iktidarının baskı ve zorbalığı artırmaktan başka bir seçeneği zaten yoktur. Bu hamleler iktidarı içine düştüğü çıkmazdan kurtarmayacaktır, ancak saldırganlığın dozunu yükselteceği açıktır.

Biz, burjuva siyasetin aldatmaca ve güç dengeleri üzerine kurulu olduğunu, “hukuk devleti” iddialarının ise büyük bir yalandan ibaret bulunduğunu defalarca dile getirdik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet Bakanlığı’na Akın Gürlek’i, İçişleri Bakanlığı’na ise Mustafa Çiftçi’yi getirmesinin ardından Meclis’te yaşananlar bu gerçeği bir kez daha gösterdi. Akın Gürlek yemin ederken CHP milletvekilleri kürsüye yürüyerek bunu engellemeye çalıştı, Meclis’te yine yumruklar konuştu. Ancak kısa süre sonra ortaya çıktı ki CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ile Akın Gürlek, yemin töreni öncesinde Meclis odasında bir araya gelmiş, tokalaşıp sohbet etmiş hatta geyikler çevirmişti. Kameralar önünde sertlik, kapalı kapılar ardında nezaket… Burjuva siyasetinin ikiyüzlülüğü bundan daha net anlatılamazdı.

AKP–MHP iktidarı ülkede dört başı mamur bir baskı rejimi kurma yönünde adım adım ilerliyor. Yargı ve mahkemeler bu rejimin en işlevsel araçları hâline getirilmiş durumda. Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek, son dönemde kritik davaların savcısı olarak öne çıkmış, başta İmamoğlu davası olmak üzere her türlü hukuksuzluğa imza atmıştı.  Bu “hizmetin” karşılığını şimdi bakanlık koltuğuyla aldı.

İçişleri Bakanlığı’na getirilen, son olarak Erzurum Valiliği yapan Mustafa Çiftçi ise tarikatlarla ilişkileri ve şeriat özlemiyle biliniyor. O da iktidara bugüne kadar sunduğu sadakatin ödülünü almış oldu.

Ama görülüyor ki bu atamalar verilen hizmetlerin karşılığının alınmasıyla sınırlı değil. Devletin en operasyonel iki bakanlığındaki bu değişim, iktidarın mevcut saldırganlığını daha da artıracağının işareti olarak okunuyor. Üstelik sahibinin sesi yandaş medya tarafından… Yandaş medyanın köşe yazarları ardı ardına kaleme aldıkları yazılarda, CHP’ye kapatma davası dâhil olmak üzere, Adalet Bakanı’nı “cesur olmaya” çağırıyor. “İdare edelim” döneminin değil, “müdahale edelim” döneminin başladığını açıkça ilan ediyorlar. Daha sert bir yönetim döneminin başladığını kendileri gibi yandaşlara muştalayıp muhalefeti tehdit ediyorlar.

Siyasal alanda ciddi bir yönetme krizi yaşayan, öte yandan işçi sınıfını ve emekçileri her gün daha ağır koşullara mahkûm eden AKP iktidarının baskı ve zorbalığı artırmaktan başka bir seçeneği zaten yoktur. Bu hamleler iktidarı içine düştüğü çıkmazdan kurtarmayacaktır, ancak saldırganlığın dozunu yükselteceği açıktır. Düzen içi siyasetin kendi çekişmeleri bir yana, bu saldırganlıktan en büyük payı yine işçi ve emekçiler alacaktır.

Bu nedenle işçi sınıfı, bu atamaları kendi cephesinden bir uyarı işareti olarak görmeli, sertleşecek koşullara karşı örgütlü ve kararlı bir mücadeleye hazırlanmalıdır. Bunu başaramamak demek bu günkünden daha kötü koşullara zorla da olsa mahkûm edilmek anlamına gelecektir.