Sömürüye, şiddete ve savaşa karşı diren, örgütlen!

Sömürü düzenine öfkemizle, eşit ve özgür bir dünyaya olan inancımızla ve mücadele kararlılığımızla 8 Mart’ta yine mücadele alanlarında olacağız!

Yüzümüzü çevirdiğimiz her yer yangın yeri…

Dünya, emperyalistlerin hegemonya mücadelesinde adeta bir satranç tahtasına dönmüş, başta Orta Doğu olmak üzere dünyanın dört bir yanı kan gölü olmuş…

Hemen yanı başımızda, Suriye’de; Aleviler, Dürziler, Hristiyanlar, Kürtler toplu katliamlara uğruyor, sokak ortasında işkenceyle öldürülüyor.

Kadınlara tecavüz ediliyor, insanlar göçe zorlanıyor.

Emperyalist tahakküm sürsün, sömürü düzeni devam etsin diye emekçilerin, mazlum halkların yaşamları ve gelecekleri hiçe sayılıyor.

Türkiye’de de tablo farklı değil. Tam anlamıyla bir baskı, şiddet ve sömürü düzeni hüküm sürüyor.

Ve biz kadınlar bu baskı politikalarını olabilecek en ağır şekilde hissetmeye devam ediyoruz.

İşçi sınıfına ve emekçi milyonlara topyekûn dayatılan sefalet koşullarının yanında AKP eliyle hayata geçirilen gerici politikalarla baskı ve şiddet sarmalında yaşam kavgası veriyoruz. “Aile on yılı” adı altında süsleyip cilaladıkları gerici politikalar haklarımızı gasp etmekle kalmıyor, kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini de tırmandırıyor.

Kâr hırslarıyla yarattıkları kriz koşulları, besleyip büyüttükleri enflasyon canavarının yükü de bizim sırtımıza biniyor. Ücretlerimiz erimeye, hayat koşullarımız ağırlaşmaya, yoksulluğumuz derinleşmeye devam ediyor. Esnek ve güvencesiz sömürü için atılan adımlar yine en başta biz kadınları vuruyor. Ve tüm bunlar üzerimizden eksik olmayan baskı ve şiddet tehdidini de ağırlaştırmaya devam ediyor.

Kadınlar bu ülkede, bu sömürü düzeninin içinde yarınını göremiyor, kendisinin ve çocuklarının geleceği için derin bir kaygı duyuyor.

Ama, biz bu koşullara, bu sömürü düzenine mahkûm değiliz!

8 Mart dün olduğu gibi bugün de bizlere bu baskı, şiddet ve sömürü düzeninden çıkışın, kurtuluşun yolunu göstermeye devam ediyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların özgürlük ve eşitlik mücadelesinin sembol günlerinden biri…

Bundan yaklaşık 150 yıl önce, kadın işçilerin insanca bir yaşam için verdikleri can bedeli direnişler ile kazanılmış bir mücadele günü…

8 Mart, kadın işçilerin, çifte sömürüye, eşitsizliklere, baskılara karşı ayağa kalktıkları ve taleplerini yükselttiklerini bir mücadelenin ürünü…

Ve 8 Mart’ta yakılan mücadele ateşi işyerlerinde, sokaklarda, meydanlarda eşitlik ve özgürlük uğruna verdiğimiz mücadelelerde yanmaya devam ediyor…

On yıllardır tüm dünyada ve ülkemizde emekçi kadınlar 8 Mart’ta fabrikalarda ve meydanlarda taleplerini haykırıyor, güçlerini birleştiriyor, egemenlere karşı “Biz de varız!” diyor!

Biz de varız!

Bir avuç sömürücünün sefahati uğruna milyonlara dayatılan yoksulluk ve sefalet politikalarının karşısında;

Şiddeti, tacizi, kadın cinayetlerini olağan hale getiren bu baskı düzeninin karşısında;

Her geçen gün tırmanmaya devam eden savaş ve saldırganlık politikalarının karşısında, biz de varız!

Eşitlik ve özgürlük mücadelesinde biz de varız!

Ve 8 Mart alanlarında taleplerimizle birlikte bu mücadelenin en önünde olmaya devam edeceğiz!

Sömürü düzenine öfkemizle, eşit ve özgür bir dünyaya olan inancımızla ve mücadele kararlılığımızla 8 Mart’ta yine mücadele alanlarında olacağız!