Dardanel işçileri, sorunun tek başına ücret ve tazminat meselesi olmadığını anlatıyorlar. Ağır ve esnek çalışma koşullarına, hak gasplarına karşı örgütlü mücadelenin önemine çağrı yapıyorlar. İEKK’nin çabasıyla bir araya gelen Dardanel işçisi kadınların mücadelesi, daha büyük mücadeleler için atılacak adımların habercisi olarak, öğrenerek- öğreterek büyümeye devam ediyor.
Dudullu OSB’de bulunan Dardanel Fabrikası’nda 4 Mart’ta direniş başladı. Kasım ayından bu yana parça parça işten çıkarılan işçiler tazminatlarının taksitle yatırılacağı söylenerek aylarca oyalandı. En son şubat ayında yapılan işten çıkarmalara karşı birlik olan işçiler günlerdir direniyorlar. Fiili-meşru bir çizgide mücadelelerini sürdürürken, Dardanel sermayesini daha şimdiden geri adım atmaya zorluyorlar.
İşçi-Emekçi Kadın Komisyonları’nın (İEKK) aylardır fabrikada yaptığı çalışmalar, işçileri yan yana getirme çabası ve oluştukları direniş komitesi ile işçiler yola koyuldular. Kısa süre içinde irili-ufaklı kazanımlarla kararlılık ve coşkularını büyüttüler. İşçiler sürecin en başında direnişin kırmızı çizgilerini birlikte belirlediler. Hiç kimse geride kalmayacak, tazminatlar tek seferde yatırılacak ve bu konuda gerekli özveri ve irade sergilenecek. Bazı işçilerin tazminatları yatırılsa da direniş alanını terk etmemeleri, işçilerin bu iradeyi sergilemeleri önemliydi.
Pandemi döneminde kapalı devre çalışma sistemleri ile gündeme gelen ve son yıllarda büyüyen, “yerli” sermaye kimliğiyle kendini sunan bir fabrika Dardanel. Taşeron, günlük çalışma gibi esnek çalışma modelleri ile işçilerin iç birliğini bölen farklı uygulamalar var. Ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, baskı ve mobbing, işçi kadınların çoğunluğunu oluşturduğu Dardanel’de çok daha katmerli. Farklı sendikaların dönem dönem sendikalaşma girişimleri olsa da, atılan işçilere kimsenin destek olmaması, sürecin sessiz sedasız kabul edilmesi, etkisizliklerini ve üye sayısını artırmayı esas alan sendikal anlayıştan ötesine sahip olmadıklarını gösteriyor. İşçi kadınlar dizginsiz sömürüye terk edilmiş, sınıfsal ve toplumsal ezilmişliğin altında çaresiz bırakılmış…
Dudullu OSB ve Dardanel Fabrikası’nda yılları bulan sessizliği bozan işçi kadınların bu hak alma mücadelesi şimdiden bir örnek teşkil ediyor. Tazminat hakkının dahi gasp edildiği kölelik düzeninde fiili-meşru mücadele dışında bir çıkış yolu olmadığı bir kez daha yaşanarak görüldü. Kazanımları yargı sürecine sıkıştıran, örgütlülüğü sendikaya üye kaydetme ve sözleşmeden sözleşmeye söz söyleme olarak gören, mücadeleyi bu dönemlerde grev ya da eylem yapmaya daraltan bakışın sınırları da açığa çıktı.
Fiili mücadeleyle elde edilen kazanımları daha anlamlı kılan, hâkim örgütlenme ve mücadele anlayışlarına, buna dayalı kanıksamalara karşı atılan mücadele ve örgütlenme adımları oldu. Mücadele her şeyden önce onun öznesi olan kadın işçileri değiştiriyor. İçine hapsedildikleri cendereden onları çıkarıyor. Ev, çocuk, aile basıncını, eş, baba ya da toplumun baskılarını kıra kıra evlerinden direniş alanlarına çıktılar. Zincirlerini fark ettiler, haklarını öğrendiler. 8 Mart alanına “bi’ton gururla” çıkan işçiler, birlik olmanın, dayanışmanın gücünü gördüler.
İşçi kadınların direnişi fabrikada ve OSB’de yıllardır gerçekleştirilemeyen eylemli süreçlere de örnek oldu. 2009’dan bu yana sendikalı birkaç fabrikada grev dışında Organize içinde yürüyüş yapma iradesi dahi koyulamamıştı. Hakları için mücadeleye atılan işçiler haklı olmanın verdiği güçle bunu başardılar. Sadece kapı önünde direnmekle kalmadılar, fabrika içine de müdahale etmeye çalıştılar.
Dardanel işçileri, sorunun tek başına ücret ve tazminat meselesi olmadığını anlatıyorlar. Ağır ve esnek çalışma koşullarına, hak gasplarına karşı örgütlü mücadelenin önemine çağrı yapıyorlar.
İEKK’nin çabasıyla bir araya gelen Dardanel işçisi kadınların mücadelesi, daha büyük mücadeleler için atılacak adımların habercisi olarak, öğrenerek- öğreterek büyümeye devam ediyor.