Yolları birleştirme zamanı! Newroz piroz be!

Nasıl ki Demirci Kawa’nın çekici Dehak’ın zulmüne karşı halkın umudunu büyüttüyse, bugün de yapılması gereken, tüm milliyetlerden ve inançlardan işçilerin ve emekçilerin örgütlü mücadelesini büyütmektir. Newroz’un gerçek ruhu tam burada yatmaktadır: Zulme karşı birleşmek, sömürü düzenine karşı birlikte ayağa kalkmak ve özgür bir geleceği ortak mücadeleyle kurmak!

4500 yıllık anlatıya göre zalim Dehak, halkı korku ve baskıyla yöneten bir hükümdardı. Kendi hastalığına çare bulmak için her gün iki gencin beynini yemekteydi. Ondan duyduğu korkuyla halk kendi çocuklarını zalim Dehak’a kurban ediyordu. Bu zulüm yıllarca sürdü. Sonunda bir demirci olan Kawa, halkın öfkesini ve umudunu arkasına alarak zalimin üzerine yürüdü. Elindeki çekiciyle Dehak’ın zulmüne son verdi. Zaferin haberi dağdan dağa yayılsın diye tepelerde ateşler yakıldı. İşte Newroz ateşleri, o günden bugüne zulme karşı direnişin ve özgürlüğün simgesi olarak yanmaktadır.

Newroz, Kürt halkının kendini var etme mücadelesinde hep çok özel bir anlam taşıdı, özgür ve eşit günlere duyulan özlemin simgesi oldu. Adına Ortadoğu denilen bu kan ve gözyaşı coğrafyasında, o günlere ulaşılacağının coşkusunu taşıdı.

Bugün Kürt halkı bir kez daha barış ve özgürlüğe duyduğu özlemle Newroz ateşini yakmaya, yüz binler, belki milyonlar olarak meydanlara çıkmaya hazırlanıyor. Emekçi Kürt halkı da, tüm mazlum halklar gibi, hiç kuşkusuz barıştan ve halkların kardeşliğinden yanadır.

Ancak Newroz’da alanları dolduracak yüz binlerin özlediği barış, bir ulus olarak haklarının tanındığı bir barış, arzulanan kardeşlik ise ulusal eşitlik ve özgürlük temelinde gelişip serpilecek bir kardeşliktir. Bu özlem, zorlu ve engebeli yolların aşılmasıyla mümkündür.

Bu yolların başında, farklı milliyetlerden ve inançlardan Türkiye işçi ve emekçilerinin, Kürt halkının bugüne kadar yaşadığı baskı ve inkârı, çektiği acıları görmesi, ulusal eşitlik ile özgürlük taleplerini kardeşlik ve birlikte yaşam için sahiplenmesi gelmektedir. Aksi hâlde, Kürt emekçilerinin haklı ve meşru talepleri bir kez daha emperyalist devletlerin ve ülke egemenlerinin eline bırakılacak, onlar için işçi ve emekçilerin ortak mücadelesini baltalamanın kullanışlı bir aracına dönüşecektir.

Bugün de Dehaklar bitmiş değildir. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Ortadoğu’da da emperyalist güçler ve bölgedeki işbirlikçileri halkları yoksulluk, savaş ve baskı içinde tutmaya devam ediyor. İran’da emperyalizm ve siyonizm kendine yeni egemenlik ve sömürü alanları açmak için saldırıyor. Suriye yıllardır emperyalist müdahalelerin ve bölgesel güçlerin savaş alanına çevrildi. Filistin halkı işgal ve savaşın ağır bedellerini ödemeye devam ediyor. Türkiye işçi ve emekçileri ise tarihinin en azgın ekonomik, sosyal ve siyasal saldırılarıyla karşı karşıya.

Bu azgın saldırganlığı püskürtmek, emperyalist plan ve saldırıları boşa düşürmek ise ancak halkların birleşik mücadelesini örgütlemekten, eşitlik-özgürlük-barış mücadelesinde yolları birleştirmekten geçiyor.

Newroz’u; halkların birbirine düşman edilmesine karşı kardeşliğin günü yapmak, işçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin kaderlerinin ortak olduğunu haykırmak için, Newroz ateşi, her milliyetten işçi ve emekçileri bir araya gelmeye çağırıyor.

Nasıl ki Demirci Kawa’nın çekici Dehak’ın zulmüne karşı halkın umudunu büyüttüyse, bugün de yapılması gereken, tüm milliyetlerden ve inançlardan işçilerin ve emekçilerin örgütlü mücadelesini büyütmektir. Newroz’un gerçek ruhu tam burada yatmaktadır: Zulme karşı birleşmek, sömürü düzenine karşı birlikte ayağa kalkmak ve özgür bir geleceği ortak mücadeleyle kurmak!

Newroz piroz be!

Yaşasın Newroz!