Kapitalistler ve onların hizmetindeki iktidar, pervasızlıkta kendilerinden öncekileri çoktan geride bırakmışlardır. İşçi ve emekçilerin yaşadığı tablo son derece ağırken, böylesine küstah açıklamaları rahatlıkla yapabilmelerinin nedeni ise, karşılarında henüz güçlü ve örgütlü bir tepkinin yükselmemesidir. İşçi ve emekçiler, ekonomik krizin faturasını ödemeyi reddetmeli, sosyal yıkım programlarına karşı birleşik örgütlü mücadeleyi büyütmelidir.
Sarayın Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek, MÜSİAD’ın düzenlediği “2025 Yılı Değerlendirme ve 2026 Yılı Beklentiler” toplantısında konuştu. Kapitalistlere sundukları hizmetleri sıralayan, “ellerinden geleni yaptıklarını” anlatan Şimşek, açıkça şunu söyledi: “Biz sizin daha çok kâr etmenizi istiyoruz!” MÜSİAD kodamanlarına seslenen Şimşek, “Bugüne kadar siz bankaların peşinde koşuyordunuz; artık bankalar sizin peşinizde koşacak. Çünkü hazine olarak biz çekiliyoruz, kaynaklar size akacak” diyerek, sermayeye verdikleri sınırsız desteği pervasızca ilan etti.
İşçi ve emekçilerin emeğine çöken, üretilen tüm zenginlikleri gasp ederek semiren sermayedarlara daha fazlasını vaat eden bu sözler, önümüzdeki dönemin ne anlama geldiğini de açıkça ortaya koyuyor. Çalışma ve yaşam koşullarını kölelik dönemlerini aratmayacak bir düzeye indiren adımların yeni yılda da süreceği kodamanlara müjdeleniyor. Şimşek, emekçilerden toplanan vergilerle oluşturulan hazinenin bütünüyle sermayenin hizmetine sunulduğunu anlatmakta hiçbir sakınca görmüyor.
Önce görevden alınan, ardından emperyalist merkezlerin de talebiyle yeniden ekonominin başına getirilen Şimşek’in programı, ekonomik ve sosyal yıkımı daha da derinleştirdi. IMF, Dünya Bankası, MÜSİAD ve TÜSİAD tarafından coşkuyla karşılanan bu program, “enflasyonu düşürme” iddiasıyla emek düşmanı saldırıları peş peşe hayata geçirdi. İşçi ve emekçiler için açlık, yoksulluk ve sefalet anlamına gelen bu politikalar “kararlılıkla” uygulandı. Sermaye kodamanları ise teşvikler, vergi afları ve kaynak transferleriyle ihya edildi. Bugün ise çok daha ağır saldırıların sinyali veriliyor.
Kapitalistler ve onların hizmetindeki iktidar, pervasızlıkta kendilerinden öncekileri çoktan geride bırakmışlardır. İşçi ve emekçilerin yaşadığı tablo son derece ağırken, böylesine küstah açıklamaları rahatlıkla yapabilmelerinin nedeni ise, karşılarında henüz güçlü ve örgütlü bir tepkinin yükselmemesidir. İşçi ve emekçiler, ekonomik krizin faturasını ödemeyi reddetmeli, sosyal yıkım programlarına karşı birleşik örgütlü mücadeleyi büyütmelidir.



