Kamu işçisi insanca yaşamak istiyor!

Karayolları, demiryolları, elektrik üretim santralleri, bakanlıklar, üniversiteler ve hastanelerin de aralarında olduğu kamu kurum ve kuruluşlarındaki 600 bini aşkın işçiyi kapsayan 2025-2026 dönemi Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü süreci başladı. TİS sürecini Sağlık-İş İstanbul Şube Başkanı Nedime Mutlu Yıldırım ve Yol-İş Kayseri Şube Başkanı Atilla Özmel ile konuştuk…

Karayolları, demiryolları, elektrik üretim santralleri, bakanlıklar, üniversiteler ve hastanelerin de aralarında olduğu kamu kurum ve kuruluşlarındaki 600 bini aşkın işçiyi kapsayan 2025-2026 dönemi Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü süreci başladı.

TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ tarafından ortak olarak hazırlanan taslak geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sunuldu.

Ekonomik krizin derinleştiği, AKP iktidarının krizin faturasını işçi ve emekçilere yıkmaya çalıştığı bu süreçte gerçekleşen kamu TİS’leri, 600 bini aşkın işçiyi doğrudan etkilediği gibi önümüzdeki aylarda gerçekleşecek kamu emekçileri, metal ve tekstil işçilerinin sözleşme süreçlerini de yakından ilgilendiriyor.

“Çok zor süreçlerden geçiyoruz”

Nedime Mutlu Yıldırım, Sağlık-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı.  Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü sürecini konuştuğumuz Yıldırım, gelinen sürece ve işçilerin taleplerine dair şunları söyledi:

“Kamu Çerçeve Protokolü, kamuda çalışan işçilerin zam oranlarını, çalışma koşullarını, sosyal yardımlarını belirleyen bir üst sözleşme aslında. TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ ortak bir koordinasyon sağlayarak çeşitli sendikalardan talepler aldılar. Bu talepler birleştirildi ve dün (25 Şubat) Bakanlığa iletildi bir heyet tarafından… Bakanlık bunu değerlendirecek. Kamu Koordinasyon Kurulu dediğimiz Kamu Çerçeve protokolünü izlemekle görevli olan bir kurulla takip edecekler. Toplu sözleşme müzakeresi için bir tarih verilecek, karşılıklı müzakere edilecek.”

“Malum, çok zor süreçlerden geçiyoruz” diyen Yıldırım, taslakta yer alan taleplere ilişkin şunları ifade etti: “Temel olarak aslında en büyük talebimiz 40 saat çalışma. Çünkü kamuda 4B’li dediğimiz sözleşmeli memur statüsünde olanlar, 657’li dediğimiz kadrolu memurlar var. Aynı yerlerde çalıştığımız için çalışma hayatında 40 saat olması yönünde talebimiz var. Avrupa 36 saate geçmişken bizlerin ağır çalışma koşullarında 45 saati kabul etmemiz mümkün değil. Bunun için şu an en önemli taleplerden bir tanesi 40 saat.

İkincisi kamuda çok farklı ücret skalası  var. Bunu biraz dengelemek açısından günlük brüt ücretle 1800 TL’ye çekilip onun üzerine yüzde 50 zam teklif edildi. Temmuz dediğimiz ikinci 6 aylık dilimde de yüzde 25 artı yüzde 10’da refah payı talep ediyoruz.

Daha sonraki dilimlerde yine yüzde 25 zam şeklinde bir talebimiz var. Şu an için bakanlığa sunulmuş durumda. Çalışma hayatına dair bir sürü sıkıntılarımız var. Bunların başında da meslek kodu düzenlemesi dediğimiz fiilen yaptığımız işin SGK sisteminde tanımlanması var. Aslında bu normalde kanun. Ama maalesef işverenlerimiz bunu uygulamadığı için sahada çok ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Mesela temizlik kadrosunda olan birçok arkadaşımız çok farklı meslek gruplarında çalıştırılıyor. Bundan dolayı biz şunu söylüyoruz. Fiilen işçinin yaptığı iş neyse SSK bildirimlerinin buna uygun yapılması ve bunun karşılığında da elimizde bir eleman var deyip birçok işi yaptırma lüksünden vazgeçirmektir işverenleri.”

Kadın işçilerin 3 saatlik emzirme izinleri, doğum sonrası ücretsiz izinlerin 2 seneye çıkartılması taleplerinin taslakta yer aldığını belirten Yıldırım “Aslında bu memurlarda uygulanıyor. Biz işçiler için de bu sürecin eşitlenmesini talep ettik.” diyor.

“İşçinin daha fazla beklemeye sabrı kalmadı”

“Bu süreçte şu an yapılan toplu sözleşmelerde, yüksek hakem kurulundaki toplu sözleşmelerde bile inanılmaz düşük tekliflerle geliyor işverenler… Asgari ücrete yapılan zam oranı belli. Yüzde 30… Bunun üzerine ne olacak? Bu sene kamu çerçeve protokolü görüşmeleri bizim için zor geçecek diye düşünüyoruz.” diyen Yıldırım, talepler kabul edilmediğinde ne yapılacağını tartışmaya devam ediyoruz diyor ve ekliyor: “Şu an arkadaşlarımız 2024 Temmuz’undan beri neredeyse zamsız çalışıyor. Bu enflasyonist ortamda işçinin daha fazla beklemeye sabrı kalmadı.”

“Emeğimizin karşılığını almak istiyoruz”

Atilla Özmel, Kayseri Yol-İş 1 No’lu Şube başkanı. Özmel ise, karayolları işçilerinin taleplerine dair şunları kaydetti:

“İşçilerin talebi yoksulluk sınırının üstüne çıkmak. Bizim hedefimiz de o… Şu anda onun yarısı civarındayız kamu işçileri olarak. Hakları geliştirmek istiyoruz. Kıdem tazminatında tavan uygulamasının kalkmasını istiyoruz. Vergide adalet istiyoruz. Yani biz bu ülkede çalışıyoruz, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz.”

Sözleşme sürecine ilişkin “Masa başında imzalayabilecek miyiz bu yıl sözleşmeyi yoksa alanlarda mı mücadele edeceğiz? Önümüzdeki günlerde göreceğiz görüşmeler başladığında…” diyen Özmel, örgütlü oldukları işyerlerinde her türlü eyleme hazır olduklarını, verilen yasal sürenin sonuna kadar ne gerekirse yapılacağını söylüyor.

“Yılbaşında asgariye ücretliye, memura, emekliye verilen zam oranlarına bakarsak çok ümit verici teklifler beklemiyoruz karşı taraftan. Bugün asgari ücrete yıllık yüzde 30 zam verildi.” diyen Özmel, “Yıllık yüzde 30’a imza atılmaz, atılamaz!” diyerek sefalet dayatmalarını kabul etmeyeceklerini ifade ediyor.