İzmir’de bulunan Amerikan sermayeli TPI Composites fabrikasında Petrol-İş üyesi işçilerin grevi 5 ayı aşkındır devam ediyor. Grev sürerken XCS isimli paravan şirkete hisse devri yapılan fabrikada işçilerin durumu ise belirsizliğini koruyor.
İzmir’de bulunan Amerikan sermayeli TPI Composites fabrikasında Petrol-İş üyesi işçilerin grevi 5 ayı aşkındır devam ediyor. Grev sürerken XCS isimli paravan şirkete hisse devri yapılan fabrikada işçilerin durumu ise belirsizliğini koruyor. Binlerce işçiyi kapsayan toplu işten çıkarma bildiriminin SGK’ya yapılması ile birlikte TPI işçileri hem işsizlik hem de kazanılmış haklarının gasp edilmesi sopası ile terbiye edilmeye çalışılıyor. Ortaya çıkan bu yasa dışı durum karşısında devlet yetkilileri ise sessizliklerini sürdürüyor.
Konuştuğumuz TPI işçileri bu duruma tepkilerini dile getiriyorlar. Grevci kadın işçilerden biri bu durumu “Amerikan sermayesi tarafından fabrikamızın devredilmesi, paravan şirketler üzerinden yeniden açılma girişimleri, sadece haklarımızı gasp etmekle kalmadı, örgütlü gücümüzü dağıtıp işçiyi işçiye kırdırma oyunlarıyla bizi muhatapsız ve hukuksuz bıraktı.” diyerek anlatıyor. Aynı işçi devlet yetkililerinin tutumunu ise “Ankara’da Çalışma Bakanlığı’na başvurumuz sırasında karşılaştığımız tablo bu ülkede biz işçilerin nasıl yalnız bırakıldığının, çaresizliğe itildiğinin kanıtıdır. Bütün kapılar kapatıldı ve engellendi. Kör, sağır, dilsiz olundu!” diyerek özetliyor.
13 yıllık bir TPI işçisi ise “Biz emekçilerin kıdem tazminatı haklarını vermemek için XCS Kompozit adında paravan bir şirkete devrederek yasa dışı lokavt yaptılar. TPI Genel Müdürü Gökhan Serdar’ın masum olmadığını hepimiz biliyoruz. Şu an benim 13 yıllık emeğim çöp olmak üzere. Bizler Amerikan sermayesine dolandırılmak üzereyiz. Ama TPI işçileri olarak bu işin peşini kesinlikle bırakmayacağız ve eylemlerimizi daha da büyüterek devam edeceğiz. Bizim rahat etmediğimiz dünyada kimse istirahat edemez!” diyerek hem yaşananları özetliyor hem de mücadeleye devam edeceklerini vurguluyor.
TPI işçileri yaşananlar karşısında sessiz kalmayacaklarını sadece söyledikleriyle değil eylemleriyle de gösteriyorlar. Yasadışı fesih bildirimlerinin ardından önce Ankara’ya giderek Çalışma Bakanlığı önünde bir eylem yapan TPI işçileri 24 Ekim tarihinde ise polisin engelleme girişimlerine ve Türk-İş bürokrasisinin “eylem yapmayın” baskılarına rağmen Türk-İş Bölge Temsilciliği önünden İzmir Valiliği’ne bir yürüyüş düzenlemek istediler. Yürüyüşün polis barikatı ile engellenmesi üzerine ise Alsancak Garı önünde bir oturma eylemi gerçekleştirdiler.
Konuştuğumuz TPI işçisi verdikleri bu mücadeleyi “Biz TPI işçileri olarak sadece kendi hakkımız için değil, bu ülkede alın teriyle geçinen herkes için greve çıktık. Verdiğimiz mücadele sadece ücretlerimiz için değil. İnsanca çalışma koşulları, sendikal özgürlük, iş güvencesi için günlerce, hatta aylarca direndik. TPI işçileri olarak verdiğimiz bu onurlu mücadele bu ülkede ekmeğiyle, emeğiyle yaşamaya çalışan herkesin mücadelesidir. Vazgeçmeyeceğiz, çünkü emeğin olduğu yerde umut vardır.” diyerek anlatıyor.
“Biz TPI işçileri, alın terimizin karşılığını almak, emeğin sömürülmediği, adaletin gerçekten işlediği bir düzen için mücadele ediyoruz.” diyen bir diğer genç kadın TPI işçisinin son olarak söylediği gibi: “Biz bu mücadeleyi ekmek için değil, onurumuz, geleceğimiz, tüm işçi sınıfı için veriyoruz. İşçi susturulamaz, hakkı gasp edilemez. Emek asla yenilmez.”



