Enflasyonun yüksekliğine “hava koşulları” bahanesi

Şu çok açıktır ki, sermaye iktidarının ayakta kalması, kapitalistlerin servetlerini büyütmesi için tüm fatura bizlere kesilmeye çalışılıyor. Yıllardır baskıladıkları enflasyon ve döviz kurlarının, artan faiz ve borç yükünün faturaları bizlere ödetilmeye devam ediyor.

Mehmet Şimşek sürekli enflasyon üzerine konuşuyor. Enflasyonun düştüğünden bahsediyor. Yıl sonunda daha da düşeceğini söylüyor. Ancak her seferinde neden düşmediğine dair bahaneler üretiyor. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının gerçeği yansıtmadığını herkes biliyor. Ancak rakamlarla oynamalarına rağmen istedikleri enflasyon rakamlarını elde edemiyorlar. TÜİK’e göre bile yıllık enflasyon yüzde 30,65. ENAG’a göre ise yüzde 53,42.

Şimşek açıklıyor. Bunda gıda enflasyonunun bir türlü düşmemesi etkenmiş. Ocak ayında gıda enflasyonu ortalamanın iki katıymış. Gıda enflasyonunun ocak ayında yüzde 6,6 olduğunu söylüyor. Bu yüzden enflasyon yüzde 4,8’e çıkmış.

Kendisi için gıdadaki enflasyon sadece genel enflasyonu yükselttiği için bir sorun. Ancak, işçi ve emekçiler için gıda enflasyonu açlığın büyümesi anlamına geliyor. Zaten ücretlerimiz kira-ulaşım-faturalara giderken, geriye kalan milyonlarca emekçi için açlıkla boğuşmak anlamına geliyor.

Gıda enflasyonunun yüksek çıkmasının nedeni de “mevsimsel” imiş, “olumsuz hava koşulları” imiş. Enflasyonu da “kader”e bağladılar bir şekilde. Kendileri 20 küsur yıldır iktidarda değillermiş, ülkenin tarım politikalarını yönetmiyorlarmış, önlemleri almaları gereken kendileri değillermiş gibi davranıyorlar.

Şu çok açıktır ki, sermaye iktidarının ayakta kalması, kapitalistlerin servetlerini büyütmesi için tüm fatura bizlere kesilmeye çalışılıyor. Yıllardır baskıladıkları enflasyon ve döviz kurlarının, artan faiz ve borç yükünün faturaları bizlere ödetilmeye devam ediyor.

Buna rağmen tüm bunları dış etkenlere bağlamaktan vazgeçmiyorlar. “Dış mihraklar”dan hava koşullarına, yağıştan dona kadar her şeyi bahaneye çevirmekte ustalar.

Ancak elbette hava biz işçilerden yana dönecek. Bu gidişe, açlığa, yoksulluğa “DUR!” denilecek.