Erdoğan rejiminin düsturu biliniyor: En ucuz maliyet işçidir, biri ölürse diğeri gelir. Tam bir arsızlıkla vurguladıkları gibi “bu işin fıtratında ölüm vardır!” Bu fıtratı değiştirecek olan işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesidir. Bu mücadele ekmek kadar, su kadar yaşamsaldır.
İşçi ve emekçiler düşük ücret, işsizlik, güvencesizlik vb. birçok saldırının kıskacında adeta yaşam savaşı veriyor. Her biri birbirinden ağır ve kapsamlı sorunların başında ise iş “kazaları” ve işçi cinayetleri geliyor. Kapitalistlerin daha fazla kâr etmesi için yapılmayan denetimler, alınmayan önlemler sonucu göz göre göre gelen katliamlar her yıl yüzlerce işçiyi yaşamdan koparıyor. Tek tek işçi ölümlerinin çoğu haber dahi olmazken, işçiler ancak kitleler halinde öldüğünde toplumun gündemine girebiliyor.
Türkiye kapitalizminin yüz yıllık tarihinin en büyük işçi katliamlarından biri olan Soma maden faciasının üzerinden 12 yıl geçti. Katliamla birlikte madencilerin kölece çalışma koşulları tüm çıplaklığıyla bir kez daha açığa çıkmıştı. Bilim ve tekniğin günümüzde ulaştığı gelişme düzeyine rağmen hâlâ orta çağdan kalma çalışma koşulları hüküm sürüyor. Bu ancak sermayenin gözü dönmüş kâr hırsı ile açıklanabilir.
Soma’nın hesabı işçi ve emekçiler tarafından sorulabilseydi, o günden bugüne Ermenek, Hendek, Gayrettepe ve sayısız katliamda onlarca işçi ölmeyecekti.
Yine Erzincan’ın İliç ilçesinde, 13 Şubat 2024’te Anagold Madencilik’e ait Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan maden katliamının üzerinden tam iki yıl geçti. 10,5 milyon ton siyanürlü toprağın kaymasıyla sonuçlanan ve göz göre göre yaşanan bu çevre ve işçi katliamının sorumluları hala korunuyor.
Dilovası’nda bulunan Ravive Kozmetik’te 8 Kasım günü yaşanan katliamda 3’ü çocuk, 6’sı kadın, 7 işçi hayatını kaybetmişti. Katliamın 100. gününde Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin çağrısıyla enkaza dönüşen fabrika önünde yapılan eylemde sorumluların yargılanması talep edildi. Denetimsizlik ve cezasızlık yakınlarını kaybedenlerin acısını katlıyor.
Erdoğan rejiminin düsturu biliniyor: En ucuz maliyet işçidir, biri ölürse diğeri gelir. Tam bir arsızlıkla vurguladıkları gibi “bu işin fıtratında ölüm vardır!”
Bu fıtratı değiştirecek olan işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesidir. Bu mücadele ekmek kadar, su kadar yaşamsaldır.



