“Sırada Türkiye mi var?”

Türkiye’nin işçi ve emekçileri bu oyunlara gelmemeli, emperyalist saldırganlığa karşı İran halklarının yanında olmalıdır. Bunun yolunun yalnızca emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı çıkmaktan değil, aynı zamanda onun işbirlikçisi sermaye düzenine ve AKP iktidarına karşı mücadele etmekten geçtiğini aklından çıkarmamalıdır.

Emperyalist ABD ve siyonist İsrail bir kez daha Ortadoğu’yu ateşe verdi. Demokrasi ve özgürlük götürme yalanlarının ardına saklanarak, “İran nükleer silah üretiyor” bahanesiyle saldırıyorlar. Tıpkı Irak ve Afganistan’da olduğu gibi, halkların üzerine bombalar yağdırırken gerçek amaçlarını sahte söylemlerle gizlemeye çalışıyorlar. Bu kanlı operasyonların arkasında kendi çıkarları ve egemenlik hevesleri yatıyor. Avrupa ülkeleri bu vahşeti açıkça destekliyor. İşbirlikçi Körfez şeyhleri de topraklarındaki üsleri kullanan ABD-İsrail ortaklığının yanında saf tutuyor ve İran’a tehditler savuruyorlar.

Bu saldırganlık karşısında önce sessiz kalan AKP iktidarı, şimdi ise ehvenişer açıklamalarla durumu idare etmeye çalışıyor. Bir yandan barış havarisi pozlarını sürdürürken, öte yandan emperyalist-siyonistler tarafından İran’a karşı daha açık bir tutum almaya zorlanıyor. İran tarafından reddedilen iddialara rağmen, İran’a karşı dili adım adım sertleşiyor.

Tam da böyle bir dönemde, AKP-MHP sözcüleri ve yandaş medya kuruluşlarında boy gösteren analistler aracılığıyla “Sırada Türkiye mi var?” sorusu etrafında sonu gelmez bir tartışma yürütülüyor. Filistin’de siyonist soykırım gerçekleştirilirken, Lübnan bombalanırken ve Suriye’nin bir kısmı işgal edilirken, bu soru etrafında yazılan senaryolar güncellenip yeniden kamuoyuna sunuluyor.

Böylece AKP iktidarı, emperyalist saldırganlık konusunda takındığı ikiyüzlü tutumu örtmeyi ve Türkiye’nin emperyalist-siyonist devletlerin işbirlikçisi olduğu gerçeğini gizlemeyi amaçlıyor. Görüldüğü kadarıyla bu sahte tartışma birçok işçi ve emekçiyi de etkisi altına alıyor.

Oysa biz tersinden soralım: Emperyalist-siyonistler açısından Türkiye neden hedefte olsun? Ülkenin dört bir yanı NATO üsleriyle çevriliyken, İsrail’e istihbarat sağlayan Kürecik Radar Üssü Malatya’da duruyorken ve ABD istediği dayatmayı iktidara kabul ettirebiliyorken buna gerek var mı? Ekonomik, siyasi ve askerî açıdan batıya göbekten bağımlı bir Türkiye varken, ABD projesi olarak ülkenin başına musallat edilen AKP devleti ele geçirmişken, Türkiye’ye saldırmak niye ihtiyaç olsun? Filistin’de taş üstünde taş kalmazken, İsrail ile ticari ve askeri ilişkilerin sürdürülmesi gerçeği de orta yerde duruyor… Dolayısıyla, “Sırada Türkiye mi var?” sorusu ancak tüm bu gerçekleri örtmek için gündeme getirilen bir aldatmacadan başka bir anlam taşımıyor.

Hatay ve Antep’e düşen füze parçaları sonrası NATO’nun provokatif açıklamaları, İsrail ve ABD’nin Türkiye’yi İran karşıtı daha açık bir tutum almaya zorladığını gösteriyor. Ancak AKP iktidarı, iç ve dış basınçlar nedeniyle böyle bir rol üstlenmeye sıcak bakmıyor. Bu durumun, emperyalist güçlerin bugüne kadar kendileri için ileri bir karakol işlevi gören Türkiye’yi hedef almasını gerektirmediğini de en iyi AKP ve yandaşları biliyor.

Peki, bu söylem neden köpürtülüyor? İçeride işçilere ve emekçilere açlığı, yoksulluğu ve kölece çalışmayı dayatan sermaye düzeni, dışarıda ise “kişilikli dış politika” yalanıyla emperyalist-siyonist işbirlikçiliğini gizlemeye çalışıyor. Milliyetçi-şoven duyguları körükleyerek, dünyayı büyük bir yıkıma sürükleyen ve halkları katliamdan geçiren emperyalist-kapitalizm gerçeğini unutturabileceklerini sanıyorlar. Açlık ve sefalete mahkûm ettikleri milyonların savaş koşullarında artacak tepkisini yine milliyetçi duygularla bastırmayı umuyor, işçi ve emekçileri kendi sefil politikalarına alet etmek istiyorlar.

Türkiye’nin işçi ve emekçileri bu oyunlara gelmemeli, emperyalist saldırganlığa karşı İran halklarının yanında olmalıdır. Bunun yolunun yalnızca emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı çıkmaktan değil, aynı zamanda onun işbirlikçisi sermaye düzenine ve AKP iktidarına karşı mücadele etmekten geçtiğini aklından çıkarmamalıdır.