Asgari ücretin belirlenmesinden toplu iş sözleşmesi süreçlerine kadar etkisiz kalan, tek tek örgütlenme arayışlarını dumura uğratan bu sendikal bürokrasi, işçilerin sendikalara olan güvenini de her geçen gün daha fazla sarsıyor. Örgütlü gücün zayıfladığı yerde ise kötü çalışma koşullarına mahkûmiyet ve sefalet ücretleri kaçınılmaz hale geliyor.
Kemer sıkma, ücret baskılama derken, Şimşek programıyla işçi sınıfını dört bir yandan kuşatan politikaların sonuçları her geçen gün daha net biçimde ortaya çıkıyor.
Sermaye iktidarı zaten düşük olan ücretleri daha da aşağı çekmek için ülkeyi adeta bir asgari ücretliler toplumuna dönüştürdü. Sermaye lehine adım adım hayata geçirdiği saldırılar yalnızca ücretleri düşürmekle kalmadı, aynı zamanda sendikal haklara ve özgürlüklere yönelik ciddi baskı ve saldırılara da yol açtı. Bunun en somut göstergelerinden biri ise sendikalı işçi sayısındaki keskin düşüş oldu.
Verilere göre, yılın ilk altı ayında kayıtlı işçi sayısında artış yaşanırken, aynı dönemde sendikalı işçi sayısı 95 bin kişi azaldı. Ocak ayında yüzde 14,97 olan sendikalı işçi oranı, Temmuz ayında yüzde 14,02’ye geriledi. Bu, 2013 Ocak ayından bu yana kaydedilen en büyük düşüş olarak tarihe geçti.
İktidarın işçi düşmanı politikalarına sessiz kalan, hatta bu saldırıların kolayca hayata geçmesi için zemin hazırlayan sendika bürokrasisinin ise keyfi yerinde. Ülkede en fazla üyeye sahip sendikalar Türk Metal, Hizmet-İş ve Öz Sağlık-İş oldu. Sermaye ve saray rejiminin hizmetinde olan bu sendikaların hâlâ en büyük sendikalar olması, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin önündeki en büyük engellerden birinin bizzat bu bürokratik yapılar olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Asgari ücretin belirlenmesinden toplu iş sözleşmesi süreçlerine kadar etkisiz kalan, tek tek örgütlenme arayışlarını dumura uğratan bu sendikal bürokrasi, işçilerin sendikalara olan güvenini de her geçen gün daha fazla sarsıyor. Örgütlü gücün zayıfladığı yerde ise kötü çalışma koşullarına mahkûmiyet ve sefalet ücretleri kaçınılmaz hale geliyor.
Bu kuşatmayı kırmanın yolu, işçi sınıfının çıkarlarını esas alan, sermaye ve iktidarın boyunduruğundan bağımsız tabana dayalı güçlü sendikaların inşasından ve fiili-meşru mücadelenin yaygınlaştırılmasından geçiyor. Örgütlü ve kararlı bir mücadele yürütülemediği sürece, sendikal hak ve özgürlükler üzerindeki baskılar daha da artacak, eldeki kazanımlar ise birer birer gasp edilmeye devam edecektir.



