Tüm bu saldırılara rağmen işçi sınıfı içinde öne çıkan mücadeleci işçiler, yapılacak çok şey olduğunu gösteriyor. Kormetal’de yaşanan işten atma saldırısı karşısında fabrika önüne giderek arkadaşlarına seslenen işçinin dediği gibi: “Emeğiyle tüm zenginlikleri yaratanlar kurbanlık koyun değildir. Usulca bıçağın altına kelleyi koymak kaderimiz değildir.”
Sermaye sınıfı, milyonlara dayattığı sefalete karşı gelişen tepkileri engellemek için işten atma saldırısını devreye sokuyor. Diyorlar ki: “Sen de atılmak istemiyorsan verilene razı ol!” Birçok işçi bu dayatmaya istemeye istemeye de olsa boyun eğiyor. Yapacak hiçbir şeyi olmadığını düşünüyor ve yanındaki arkadaşını rakibi olarak görmeye başlıyor.
Şu olgunun altını kalınca çizmek gerekiyor: Sermaye sınıfı ve iktidar, milyonlarca işçiye sadece sefalet ücreti dayatmakla yetinmiyor. Aynı zamanda işçilerin kendilerine ve arkadaşlarına olan güvenini sarsan, insanlığını unutturan uygulamaları da devreye sokuyorlar. Bunu neden mi yapıyorlar? Emek mücadelesinin, onur mücadelesinden, insani değerleri koruma mücadelesinden bağımsız olmadığını biliyorlar. Değerleri tahrip edilmiş, kişiliği ezilmiş, bencil, çevresinde yaşananlara “bana ne” diyerek tepki vermeyen işçilerde mücadele bilincinin yeşermesinin zor olduğunu biliyorlar. Böylece emeğiyle tüm zenginlikleri yaratan işçileri uysal köleler haline getirerek, sömürü çarklarını daha rahat döndürmeye çalışıyorlar.
“Kurbanlık koyun değiliz!”
MESS ve işçi sendikaları arasında süren Grup TİS sözleşmelerinin başlamasıyla birlikte metal fabrikalarında işten atma saldırıları da yoğunlaştı. Bu saldırıların birden çok amacı var. Bir yandan MESS-TM iş birliğiyle dayatılan sefalete karşı duracak işçileri sindirmeyi hedefliyorlar. Onlara sıtmayı gösterip ölüme razı etmek istiyorlar. Öte yandan ise eski işçileri çıkararak daha düşük ücretle yeni işçiler alıp kârlarına kâr katma peşindeler.
İşten atma saldırısının amacını sendikaların başındaki bürokratlar da çok iyi biliyor, buna rağmen hiçbir şey yapmıyorlar. Yalnızca Türk Metal ve Öz Çelik-İş bürokratları değil, birçok fabrikada Birleşik Metal yöneticileri de aynı tutumu alıyor. İşten atılan işçilere söyledikleri tek şey “tazminatınızı alın, gidin” oluyor. Bu tutumlarıyla mücadele bilincinin oluşmasını zedeliyor, sefalet dayatmasına doğrudan ya da dolaylı olarak ortak oluyorlar.
Tüm bu saldırılara rağmen işçi sınıfı içinde öne çıkan mücadeleci işçiler, yapılacak çok şey olduğunu gösteriyor. Kormetal’de yaşanan işten atma saldırısı karşısında fabrika önüne giderek arkadaşlarına seslenen işçinin dediği gibi: “Emeğiyle tüm zenginlikleri yaratanlar kurbanlık koyun değildir. Usulca bıçağın altına kelleyi koymak kaderimiz değildir.” Birlik olan işçiler emeğine ve onuruna sahip çıkar, kendilerini kurbanlık koyun olarak görenlerin karşısına dikilirler. Örgütlü hareket eden, sınıf bilincini kuşanmış işçiler bu gerçeği sayısız kez göstermiştir.
Kormetal’de yükseltilen çağrı budur. Bu çağrı, başta metal fabrikaları olmak üzere işten atma saldırıları karşısında bürokratların işçilere söylediği “yapacak bir şey yok” yalanına karşı, yapılacak çok şey olduğunun ilanıdır. Bir kişinin gerçekleştirdiği eylem bile patronların ve Türk Metal çetesinin huzurunu kaçırmaya yetmiştir. Saldırılar karşısında yapılacak çok şey olduğunu göstermiştir.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” demenin bir kurtuluş olmadığı açıktır. Böyle düşünen işçi arkadaşlarımız da kölece koşullara ve sefalet ücretine mahkûm edilmekte, işten atılmaktadırlar. İçdaş’ta, Kormetal’de, Net Cıvata’da ve birçok fabrikada… Sefalet dayatmaları ve işten atmalar karşısında birlik olmak ve mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yoktur. Kormetal’de ve birçok fabrikada olduğu gibi, sınıfımız adına gerçekleşen eylemleri ve tepkileri çoğalttığımızda patronlar ve işbirlikçileri bu kadar rahat ve hoyratça davranamayacaklardır.