İran Devrimi nasıl gerçekleşti?

Şah Rıza Pehlevi, 16 Ocak 1979’da İran’dan kaçtı. Görevlerini İran Vekâlet Konseyi’ne ve Başbakan Şapur Bahtiyar’a bıraktı. 11 Şubat 1979’da İran ordusu tarafsızlığını ilan etti. Şah kaçmayı başarsa da rejimi tarihin çöplüğüne atıldı. İran Devrimi, en zorba rejimlerin bile halkın isyanı ve işçi sınıfının şalteri indirerek isyana katılmasıyla yıkılabileceğini kanıtlamıştır.

İran’da devrime giden süreci 1953’te başlatmak mümkündür. Zira 1951’de başbakan seçilen Muhammed Musaddık petrolü millileştirme kararı alınca, İngiliz-Amerikan namluları İran’a çevrildi. Çünkü Musaddık’ın attığı adım, özellikle İngiliz kökenli petrol tekellerinin İran’ın zenginliklerini yağmalamasına set çekiyordu.

İngiliz emperyalizmi, bu karardan vazgeçmesi için Musaddık’a yoğun baskı uyguladı. Geri adım attırmayı başaramayınca, ABD-İngiliz istihbarat örgütleri CIA ve MI6 askeri darbe tezgâhlama işine koyuldu. İran’daki işbirlikçilerini de kullanan ABD-İngiliz emperyalizmi, 1953’te Musaddık’ı darbeyle devirdi. Yerine ABD uşağı, İsrail işbirlikçisi Muhammed Şah Rıza Pehlevi getirildi.

Rıza Pehlevi, emperyalist efendilerini memnun eden politikalar uyguladı. ABD-İngiliz petrol tekelleri İran’ın petrolünü yağmalamaya devam etti. Elbette Şah’a da pay veriyorlardı. 1960-‘70’li yıllarda kapitalizm adım adım gelişti ve işçi sınıfı büyüdü. Sendikal örgütlülüğü geliştirerek, işyeri komiteleri kurarak örgütlü bir güç olarak İran toplumunda etkin bir rol oynamaya başladı.

Petrol şirketleriyle birlikte İran’ın zenginliklerini yağmalayan Şah ve yakın çevresi sınırsız bir lüks içinde yaşıyordu. Emekçiler payına ise yoksulluk düşüyor, bunu Şah rejiminin baskı ve zorbalığı tamamlıyordu. 1970’li yıllarda bu yozlaşmış sisteme karşı büyük bir toplumsal öfke birikmişti.

Toplumsal muhalefet içinde üniversite öğrencileri, işçiler, aydınlar ve din adamlarının bir kesimi yer alıyordu. Toplumsal muhalefetin taleplerini hiçe sayan Şah rejimi, baskı ve zulümle halkı sindirmeye çalıştı. Ancak olaylar, “Zulmünü artır ki çöküşün hızlansın” deyimine uygun şekilde gelişti.

Ekim 1977’de ilk rejim karşıtı gösteriler başladı. Komünistleri, sosyalistleri ve İslamcıları kapsayan eylemler adım adım kitlesel direniş boyutuna ulaştı.

Şah rejiminin gizli polis örgütü SAVAK, muhalif, ilerici ve devrimci gençleri hedef alan sürek avları yaptı. İnsanlık dışı işkenceleriyle tanınan SAVAK, zindanlara kapatılan devrimcilere her türlü vahşeti uyguladı. Pek çok devrimciyi katletti. Ağustos 1978’de bir sinemayı kundaklayarak 400 kişinin ölümüne neden oldu. Kundaklamayı muhaliflere yıkıp Şah rejiminin zulmüne kılıf uydurmaya çalıştı. Ancak bu kanlı plan tutmadı. Halk, failin SAVAK olduğunu biliyordu.

Devrime giden süreci tetikleyen ilk olay 7 Ocak 1978’de Humeyni aleyhine yayınlanan bir makale oldu. 7-8 Ocak’ta Kum şehrinde kitlesel protestolar gerçekleşti. Göstericilere ateş açılması sonucu birçok kişi hayatını kaybetti. Bu olay 40 günde bir gerçekleşen geleneksel yas törenlerinin büyük protestolara dönüşmesine yol açtı.

8 Eylül 1978’de başkent Tahran’da düzenlenen kitlesel gösterilere ordunun ateş açması ise tam bir dönüm noktası oldu. Bu olay “Kara Cuma” olarak tarihe geçti. Ancak bu katliam halkı sindirmek bir yana, Şah rejimine duyulan öfkenin daha da artmasına neden oldu.

‘78 yılının sonlarına doğru ülke çapında grevler başladı. Kitle gösterileri çığ gibi büyüdü. Milyonlar sokaklara çıktı. Devlet kurumları çalışamaz hale geldi, Amerikancı Şah rejimi sarsılmaya başladı.

Bu süreçte Şah rejimine en etkili darbeyi, petrol işçilerinin başlattığı süresiz grev vurdu. Zira bu grevden dolayı petrol üretimi ciddi şekilde düştü, petrol ihracatı durma noktasına geldi, devlet bütçesi çökmeye başladı. Petrol işçilerinin grev ve eylemleri 1978’in sonbaharında başlamış, Kasım ve Aralık aylarında zirveye ulaşmıştı. Grevler ve büyük bir toplumsal basınçla yüz yüze kalan Şah köşeye sıkıştı. Rejim için çöküşe doğru geri sayım başladı.

Şah Rıza Pehlevi, 16 Ocak 1979’da İran’dan kaçtı. Görevlerini İran Vekâlet Konseyi’ne ve Başbakan Şapur Bahtiyar’a bıraktı. 11 Şubat 1979’da İran ordusu tarafsızlığını ilan etti. Şah kaçmayı başarsa da rejimi tarihin çöplüğüne atıldı.

İran Devrimi, en zorba rejimlerin bile halkın isyanı ve işçi sınıfının şalteri indirerek isyana katılmasıyla yıkılabileceğini kanıtlamıştır.