MESS sefaleti ve köleliği dayatmaya devam ediyor

Her zaman MESS’in yanında duran AKP-MHP iktidarı, önümüzdeki süreçte de konumu gereği işçilerin karşına dikilecektir. Metal işçisi bu gerçeği aklından çıkarmamalıdır. MESS, iktidar ve sendikal bürokrasiye karşı verilecek bu kavgada kazanmak için izlenecek yol fiili meşru mücadele yoludur.

Sermaye sınıfı 2026 yılına yeni saldırı hazırlıklarıyla girerken, toplu sözleşme süreçleri süren metal işçileri yeni yıla eylemlerle girdiler. Yeni yılın ilk aylarında yalnızca metal işçilerinin değil, tüm işçi sınıfının gözü kulağı süregiden metal sözleşmelerinde olacak.

150 bin metal işçisini kapsayan sözleşmede uyuşmazlık zaptı tutuldu ve 8 Ocak tarihine kadar arabuluculuk süreci işleyecek. MESS nasıl yüzde 10’a tekabül eden sefalet zammı önerdiyse, arabuluculuktan da farklı bir sonuç çıkmayacaktır.

MESS’in gerçek teklifinin bu olmadığı herkes için açıktır. MESS teklifini biraz daha yukarıya çekecek. Ancak, asgari ücrete yüzde 27 zam yapıldığı ve Türk Metal’in taslağının yüzde 38 olduğu düşünüldüğünde, sözleşmenin eğer işçiler sonucu değiştirecek adımlar atmazsa sefalet ile sonuçlanacağı açıktır.

Yetkili sendikalar, geç de olsa eylemlere başladılar. Türk Metal, fabrikalarda kaşık-çatal vurma eylemleriyle süreci geçiştirme derdinde. Birleşik Metal ise haftada bir gün, bir saatlik iş durdurma ve fabrikalar içinde gerçekleştirdiği eylemlerle süreci devam ettiriyor. Ancak, birçok işçinin dile getirdiği gibi, üretime doğrudan etki etmeyen eylemlerle sonuç alınması mümkün değil. Üretime etki edecek eylemlere bir an önce başlamak gerekiyor. Metal işçisi, MESS’e diz çöktürmek istiyorsa gücünü göstermek zorundadır.

Geçtiğimiz haftalarda Gebze’de düzenlenen mitinge Birleşik Metal-İş üyesi binlerce metal işçisi katıldı. MESS dayatmalarına karşı öfkelerini ve grev kararlılıklarını ortaya koydular. Bu anlamlıdır. Ancak, tabandaki bu öfke ve kararlılık hızla komiteler üzerinden daha örgütlü bir biçime kavuşturulmalıdır. Metal işçisi her türlü ayak oyununa, sendikal bürokrasiye, işten atma tehditlerine, grev yasaklarına göğüs gerecek bilinç ve örgütlük düzeyine ulaşılabilirse, ancak böylelikle MESS’e diz çöktürülebilir. Şu çok açıktır ki, metal işçisi masada değil, fiili meşru mücadeleyle, üretimden gelen gücünü kullanarak sokakta kazanacaktır.

Her zaman MESS’in yanında duran AKP-MHP iktidarı, önümüzdeki süreçte de konumu gereği işçilerin karşına dikilecektir. Metal işçisi bu gerçeği aklından çıkarmamalıdır. MESS, iktidar ve sendikal bürokrasiye karşı verilecek bu kavgada kazanmak için izlenecek yol fiili meşru mücadele yoludur. Metal işçisi, bugünden adımlarını hızlandırmalı, eylemleri güçlendirmeli, greve hazırlanmalı, bürokrasinin satışı durumunda kendi öz gücüne dayanarak harekete geçme kararlılığına sahip olmalıdır.