Greif İşgali’nin 12. yılı!

Bugün işçi sınıfı yeni Greifler yaratarak önünü açabilir. İçinde bulunulan boğucu atmosfer ancak işçi sınıfının ayağa kalkmasıyla püskürtülebilir. Greif işgali bu ayağa kalkışın nasıl örgütlenmesi gerektiğini gösteren bir deneyim olarak yol göstermeye devam ediyor.

Greif çuval fabrikası işçileri, toplu sözleşme görüşmelerinde taleplerinin reddedilmesi üzerine 10 Şubat 2014’te fabrikayı işgal ederek direnişe geçtiler. Amerikan tekelinin TİS masasında sergilediği tutuma “İşgal, grev, direniş!” şiarını kuşanarak cevap verdiler. İki ay boyunca fabrikayı ellerinde tuttular. Örgütlenme süreci ve işgal günleri boyunca, yakın dönem sınıf hareketi açısından yol gösterici bir pratik, kararlılık ve irade ortaya koydular.

İşçi sınıfı mücadelesi kendi öz deneyimlerinden öğrenerek ilerliyor. Greif İşgali de bu mücadele tarihi üzerinden yükselmiştir. Devrimci işçilerin önderliği altında, “sınıfa karşı sınıf” bakışıyla ve fiili-meşru bir çizgide devrimci bir işçi eylemi olarak gerçekleşmiştir. İşçi sınıfı mücadelesinin zaafları, engelleri ve mücadele hattı konusunda yolu göstermiş, önemli bir birikim ve deneyim yaratmıştır. Bizzat eylem pratiğiyle sınıf mücadelesi açısından bir turnusol işlevi görmüştür. İcazetçi, uzlaşmacı, mücadele kaçkını bakış ve yaklaşımlar ile devrimci sınıf çizgisi arasındaki ayrımı güçlü bir biçimde çizmiştir.

***

İstanbul Hadımköy’de Amerikan tekeli Greif’te düşük ücret, hak gaspları, 44 ayrı taşerona bölünmüş ağır çalışma koşulları karşısında ayları bulan sabırlı ve inatçı bir örgütlenme çalışmasıyla işçiler DİSK Tekstil Sendikası’na üye oldular. 200 işçinin kadrolu, 650 işçinin taşeronda olmasına rağmen, taban iradesini açığa çıkarmayı esas alan “söz, yetki, karar” hakkını ete kemiğe büründürmeyi hedefleyen bir çalışma yürütüldü. Kadrolu-taşeron ayrımı yapılmaksızın ortak komiteler aracılığıyla yürütülen bu örgütlenme sürecinin sonunda sendikal yetki alındı. Örgütlenme çalışmasını aynı zamanda bir eğitim sürecine çeviren devrimci işçilerin inisiyatifiyle taban örgütlenmeleri güçlendirildi. Bu sayede sermayenin saldırıları daha örgütlenme sürecinde üretimden gelen gücün kullanılmasıyla püskürtülebildi.

Greif işçileri oluşturdukları komiteler aracılığıyla sürecin başından itibaren iradenin işyeri komitelerinde olması için çaba harcadılar. Sendikal örgütlenmenin fabrika zeminine dayanması gerektiği gerçeğine uygun bir pratik sergilediler.

Örgütlenme süreciyle birlikte fiili-meşru hatta ilerleyen işçiler, işçi sınıfının mücadele yasalarını rehber edindiler. Tüm süreç boyunca da temel bir yaklaşım olarak hayata geçirdiler. Kendi taleplerini oluşturarak sözleşme taslağını belirlemekten TİS görüşmelerine kadar, belirleyici güç olarak kendi iradelerini ortaya koydular. Son TİS oturumunda taleplerinin reddedilmesi üzerine, aynı bakışın yön verdiği bir cüret ile fabrikalarını işgal ettiler. Fabrika komiteleri temelinde örgütlenme ve fiili-meşru mücadele çizgisi üzerinden örülen fabrika işgali, iki ayın sonunda binlerce polisin katıldığı bir operasyon ile kırılabildi. DİSK Tekstil ağalarının açık ihaneti ve DİSK yönetiminin bu ihanete destek veren tutumunun yanı sıra “yasal prosedür” penceresinden bakan reformist-liberal solun da karşısına geçtiği bu büyük direniş, Greif işçilerinin sendikal ihaneti hedefleyen mücadelesinin ardından sonlandırıldı.

Ülke çapında yarattığı etkinin yanı sıra sermaye düzenini teyakkuza geçiren, sendika bürokratlarının dizlerinin bağını çözen bir direniş olarak tarihe kaydedildi. Ön örgütlenme süreciyle, işgal sürecinin her gününün örgütlenişiyle, 14 ayrı bölüm için kurulan komitelerin ortaya koyduğu iradeyle, fabrika komitesinin karar organı olarak işletilmesiyle ve gerçek bir işçi demokrasisi pratiğiyle yol gösterici deneyimler yarattı.

Bugün işçi sınıfı yeni Greifler yaratarak önünü açabilir. İçinde bulunulan boğucu atmosfer ancak işçi sınıfının ayağa kalkmasıyla püskürtülebilir. Greif işgali bu ayağa kalkışın nasıl örgütlenmesi gerektiğini gösteren bir deneyim olarak yol göstermeye devam ediyor.