Gün, emperyalist savaşa ve kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi büyütme günüdür. Alanları ve meydanları taleplerimizle zapt etme, sermaye sınıfına gücümüzü gösterme zamanıdır. Gün; sınıf kavgasını güçlendirme, 1 Mayıs’ın sönmeyen ateşini harlama günüdür. Fabrikalardan, sanayi bölgelerinden, emekçi mahallelerinden meydanlara akmanın şimdi tam zamanıdır. Haydi 1 Mayıs’a!
1 Mayıs, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Uzun çalışma saatlerine ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı verilen mücadelenin içinde doğmuş, zamanla kapitalist sömürü ve baskıya karşı direnişin uluslararası simgesi hâline gelmiştir.
Harcı işçilerin kanıyla yoğrulan 1 Mayıs, egemenler tarafından her dönemde yasaklanmak ve unutturulmak istenmiştir. Ancak dünya işçi sınıfı, ağır bedeller pahasına bugünü sermaye sınıfına kabul ettirmiştir.
Yaklaşık 150 yıldır 1 Mayıs, işçi sınıfının bu düzene karşı duyduğu öfkenin alanlara taştığı gün olmaya devam etmektedir. Dünyanın dört bir yanında işçiler, emekçiler, gençler ve kadınlar meydanları doldurmaktadır. Bu söndürülemeyen ateş, tüm engelleri ve barikatları aşarak sınıf mücadelesinin simgesi olarak yanmaktadır. Gözeneklerinden irin akan bu düzenin karşısına dikilmektedir. Hiçbir gün, işçi sınıfı ve mücadelesiyle bu denli özdeşleşmemiş; sınıfsız, sömürüsüz, insanca bir yaşama duyulan özlemi bu kadar güçlü yansıtmamıştır.
Bu topraklarda ilk 1 Mayıs kutlamaları Osmanlı dönemine kadar uzanır. Egemenler, dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da 1 Mayıs’ı bastırmaya ve etkisizleştirmeye çalışmıştır. Bu tutum ne Osmanlı’da ne de büyük özgürlükler getirdiği iddia edilen Cumhuriyet döneminde değişmiştir. Önce yasaklanan, ardından “bahar bayramı” adıyla sınıfsal içeriğinden koparılmak istenen 1 Mayıs, sonunda resmî tatil olarak kabul edilmek zorunda kalınmıştır. Bu kazanım, tüm baskılara rağmen sürdürülen direnişin ve işçi sınıfının 1 Mayıs ısrarının sonucudur. Ancak 1 Mayıs hâlâ düzen ve sendikal bürokrasi tarafından ehlileştirilmeye, içi boşaltılarak bir karnavala indirgenmeye çalışılmaktadır. Kapitalist düzenin 1 Mayıs’a ve onun temsil ettiği değerlere duyduğu kin ise hiçbir zaman azalmamıştır.
Bugün kapitalist sömürünün derinleşen krizinin, artan baskının ve süren savaş politikalarının tüm yükü işçilerin ve emekçilerin omuzlarına yıkılmaktadır.
Bu topyekûn saldırganlık karşısında işçi sınıfının ayağa kalkması ve kendi gücünü ortaya koyması için 1 Mayıs’tan daha anlamlı bir zemin zor bulunur. Bu nedenle 1 Mayıs’a katılım, yalnızca bugünü bize kazandıran sınıf kardeşlerimize karşı bir borç değil, aynı zamanda ekmeğimizin küçülmesine, dizginlerinden boşalan baskı politikalarına ve emperyalist saldırganlığa karşı kendimizin ve çocuklarımızın geleceğini savunmanın da bir gereğidir.
İşçi sınıfı ve emekçiler, tarihinden aldığı güçle hareket etmeli, 1 Mayıs ruhunu kuşanmalı, fabrikalarda, sanayi havzalarında ve emekçi mahallelerinde örgütlenmeli, sömürüye ve zorbalığa karşı alanları doldurmalıdır.
Gün, emperyalist savaşa ve kapitalist sömürüye karşı mücadeleyi büyütme günüdür. Alanları ve meydanları taleplerimizle zapt etme, sermaye sınıfına gücümüzü gösterme zamanıdır.
Gün; sınıf kavgasını güçlendirme, 1 Mayıs’ın sönmeyen ateşini harlama günüdür. Fabrikalardan, sanayi bölgelerinden, emekçi mahallelerinden meydanlara akmanın şimdi tam zamanıdır.
Haydi 1 Mayıs’a!



