Bu düzen öldürüyor!

Kapitalistlerin işçiye bakışı nettir: “Ölürse ölsün, yerine yenisini alırım”! Sermaye sınıfı, devletten ve yasaların korumasından aldığı güçle hareket etmekte, her türlü hak gaspını ve ağır çalışma koşullarını olağanlaştırmaya çalışmaktadır.

Kan emici sermayedarlar, kâr oranlarını yükselterek kasalarını doldurmak için işçi ve emekçileri en ağır koşullarda çalışmaya zorluyorlar. Bugün esnek, güvencesiz ve taşeron çalışma alabildiğine yaygınlaşmıştır. Bu sömürü biçimleri yalnızca fiilen değil, yasalar eliyle de güvence altına alınmıştır. Bu sayede azgınlaşan sömürüye, yaygınlaşan iş cinayetleri eşlik etmektedir.

İşçi ve emekçilerin insanlık dışı koşullarda çalıştırılmasının sonucu olarak, ortalama her altı buçuk dakikada bir iş kazası yaşanmaktadır. Bu kazaların temel nedeni açıktır: Sermayedarlar alınması gereken önlemleri “gereksiz” ya da “ekstra maliyet” olarak görmekte, gerekli tedbirleri almamaktadır. Bunun bedelini ise her ay yüzlerce işçi canıyla ödemektedir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) açıkladığı 2025 yılı iş cinayetleri raporu bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Rapora göre, 2025 yılında en az 2.105 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı sektörler inşaat, tarım ve taşımacılık olmuştur. Bu üç iş kolunda bir yıl içinde tespit edilebilen iş cinayeti sayısı 1.179’dur. Sanayi sektöründe 691, hizmet sektöründe ise 478 işçi hayatını kaybetmiştir.

Son yıllarda yayımlanan raporlar incelendiğinde, iş cinayetlerinin her yıl artarak sürdüğü açıkça görülmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri, ülkede uygulanan neoliberal politikalarla birlikte esnek, güvencesiz ve taşeron çalışmanın yaygınlaştırılmasıdır. Uzun çalışma saatleriyle birleşen bu sömürü düzeni, işçi ve emekçileri hiçbir önlemin alınmadığı, ölümüne çalışılan koşullara mahkûm etmektedir. Bu düzende işçi yaşamı adeta sudan ucuzdur.

Kapitalistlerin işçiye bakışı nettir: “Ölürse ölsün, yerine yenisini alırım”! Sermaye sınıfı, devletten ve yasaların korumasından aldığı güçle hareket etmekte, her türlü hak gaspını ve ağır çalışma koşullarını olağanlaştırmaya çalışmaktadır.

Ancak iş cinayetlerinde ölmek kader değildir. Her şeyin kâra endekslendiği, emekçinin yaşamının hiçe sayıldığı sömürü düzeninin sonucudur.

Bizler birer sayı değiliz. İstatistiklerde yalnızca rakam olarak yer almamak için yaşamımıza ve geleceğimize sahip çıkmak zorundayız. Bunun yolu ise örgütlenmekten, birleşmekten ve bu sömürü düzenine karşı mücadeleyi büyütmekten geçiyor.