İnsanca bir yaşam ve insanca bir gelecek, bu gidişata dur demekle, kanımızı emen bu asalak düzenden hesap sormakla mümkündür. Bizlere reva görülen açlığı, sefaleti ve doğal afetlerin katliama dönüşmesini engellemenin yolu, emeğin kurtuluşunun insanlığın kurtuluşu olacağı bilinciyle sosyalizm mücadelesini yükseltmekten geçmektedir.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,8 ve 7,5 büyüklüğündeki iki depremin üçüncü yılı geride kaldı. Depremlerin etkilediği 11 ilde resmi rakamlara göre 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı. Ancak gerçek kayıpların bu rakamların çok üzerinde olduğu herkes tarafından biliniyor.
Peki 6 Şubat’ta ve sonrasında neler yaşandı?
Yaşanan büyük yıkım karşısında deprem bölgesine giderek arama-kurtarma çalışmalarına katılmak isteyen gönüllüler engellendi. Bölgeye ulaşan arama-kurtarma ekipleri keyfi biçimde bekletildi, çalışmalarına izin verilmedi. İhtiyaçların karşılanması için gönderilmek istenen bazı yardım kamyonlarına devlet tarafından el konuldu. Sözde doğal afetlerde yardım için var olan, “kâr amacı gütmeyen ve kamu yararına çalışan” Kızılay, deprem bölgesine ulaştırılması gereken çadırları parayla sattı.
Depremin ardından AKP Genel Başkanı Erdoğan, bir yıl içinde 319 bin konutun teslim edileceğini açıklamıştı. Aradan üç yıl geçmesine rağmsen, vaat edilen rakamın çok altında sayıda konut depremzedelere teslim edildi.
6 Şubat depremi öncesinde ve sonrasında yaşananlar, kapitalist devlet gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Kapitalizm insan hayatını hiçe saymakta, yıkımdan beslenmektedir. Deprem kuşağında yer alan coğrafyamızda imar afları, denetimsizlik, rant odaklı kentleşme ve her geçen gün açılan yeni kâr alanları, depreme dayanaksız yapıların çoğalması vb., yeni yıkım ve katliamların önünü açmıştır.
Doğal afetler, bizim dışımızda ve kaçınılmaz olarak karşılaştığımız olaylardır. Ancak yol açacağı yıkımı engellemek ya da en aza indirmek mümkündür. Bu, alınacak önlemlerle, yapılacak denetimlerle ve insan yaşamını esas alan bir anlayışla sağlanabilir. Ne var ki bu önlemleri gereksiz maliyet olarak gören kapitalist düzen doğal afetleri facialara dönüştürmektedir. İnsan kanıyla beslenen bu düzen, yaşanan acıları ve yıkımı bile kâr alanı olarak görmekte, doğal afetleri bir fırsat olarak değerlendirmektedir.
İnsanca bir yaşam ve insanca bir gelecek, bu gidişata dur demekle, kanımızı emen bu asalak düzenden hesap sormakla mümkündür. Bizlere reva görülen açlığı, sefaleti ve doğal afetlerin katliama dönüşmesini engellemenin yolu, emeğin kurtuluşunun insanlığın kurtuluşu olacağı bilinciyle sosyalizm mücadelesini yükseltmekten geçmektedir.



