Sendikaların üye sayılarında düşüş devam ediyor

Sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmak için birleşik, kitlesel ve devrimci sınıf mücadelesi yükseltilmelidir. Bu mücadele, sendika düşmanı kapitalistleri ve onların emir eri olan saray iktidarını geriletmenin tek yoludur.

2026 Ocak ayı verilerine göre toplam 16 milyon 699 bin 84 işçiden yalnızca 2 milyon 413 bin 790’ı sendika üyesi. Sendikalaşma oranı ise yüzde 14,45 oldu. Geçen yılın ocak ayında sendikalı işçi sayısı 2,5 milyon, sendikalaşma oranı ise %14,97 idi. Bir yılda sendikalı işçi sayısı 110 bin 757 kişi azaldı.

AKP iktidara geldiğinden beri sendikasızlaştırma saldırılarına sistemli biçimde destek verdi.  Kapitalistler ve yürütme gücünü elinde tutan saray iktidarı, işçi sınıfını sendikal hak ve özgürlüklerden mahrum bırakmak için eş güdüm içinde hareket ediyor. Sendikalı işçi oranının düşüklüğünün temel nedenlerinden biri, saray iktidarının emek düşmanı politikalarıdır. Saray iktidarının sınıfsal tercihi açıktır. Kapitalistleri korumak. İşçi sınıfının örgütlü birliğinin araçlarını yok saymak.

Hak-İş ve bağlı sendikalardaki hormonlu büyümenin arkasındaki temel güç de saray iktidarıdır. Saray iktidarı, kamuda Hak-İş’i büyütmek için her yolu kullandı, kullanıyor. Kamu işçileri, işsiz kalmak ya da Hak-İş üyesi olmak arasında tercihe zorlanıyor.

Saray iktidarı işçi ve emekçileri eziyor. Grev yasaklarında sınır tanımıyor. Fiilî hak gasplarını olağanlaştırıyor. Toplu iş sözleşmeleriyle kazanılmış hakların gasp edilmesine göz yumuyor. Yetmiyor, grev yapan işçilere yönelik şiddeti körüklüyor. İşçilere sendikasızlığı, köleliği ve sefaleti dayatıyor.

Saray iktidarının şefi, sermayeyi korumayı ve işçi sınıfını ezmeyi varlık nedeni sayıyor. Saray rejimi süzme bir işçi düşmanıdır. Bu iktidardan demokrasi ve özgürlük beklemek, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıracağını sanmak, ölüden gözyaşı beklemekle eş değerdir.

Saray iktidarı nedeniyle kaybedenler işçi ve emekçilerdir. Sendikal hak ve özgürlükleri kazanmanın yolu, işçi sınıfının örgütlü, birleşik ve militan mücadelesidir. Bu haklar ancak saray iktidarına ve onun hizmet ettiği kapitalistlere karşı mücadeleyle kazanılabilir.

Köleliği ve onursuz yaşamı reddetmenin yolu mücadeledir. Hak arama mücadelesine omuz vermek zorunluluktur. Sendikalarda örgütlenmek şarttır. Söz ve yetkinin işçilerde olduğu taban örgütlülüklerini büyütmek gereklidir. Bu çürümüş rejimin sendikal hak düşmanı politikalarına karşı mücadele etmek, onurlu yaşamak isteyen her işçi ve emekçinin görevidir.

İşçi sınıfı ve emekçiler, kendilerine sendikasızlığı ve sefaleti reva gören saray iktidarına ve onun tüm temsilcilerine karşı mücadeleyi büyütmelidir.

Sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmak için birleşik, kitlesel ve devrimci sınıf mücadelesi yükseltilmelidir. Bu mücadele, sendika düşmanı kapitalistleri ve onların emir eri olan saray iktidarını geriletmenin tek yoludur.