1963’te İstanbul İstinye’deki Kavel Kablo Fabrikası işçilerinin grevi, Türkiye işçi sınıfı tarihinde bir dönüm noktasıydı. Grevin yasak olduğu bir dönemde Kavel işçileri, fiili ve meşru mücadeleleriyle grev hakkının önünü açtılar. Kendini her zaman bir işçi olarak gören ve şiirlerinde buna vurgu yapan Hasan Hüseyin, bu grevden büyük bir coşku duydu. “Kavel” şiirini yazdı ve yayımlanan ilk kitabına bu adı verdi.
İşçi sınıfı ve emekçilerin bu topraklardaki en özgün ozanlarından biri olan Hasan Hüseyin Korkmazgil’i 26 Şubat 1984’te yitirdik. Hayatının büyük bölümü acılar ve baskılarla geçen Korkmazgil’in şiirleri hâlâ eylem alanlarında, grevlerde ve direnişlerde yankılanıyor.
Bu elbette tesadüf değil. Onun için şiir, bir şairin kendini ifade etme biçimi değil, sınıf mücadelesinin bir parçasıydı. Kendi deyimiyle “karanlığa karşı meşale yakmak”, “haksızlığa karşı bir isyan türküsü söylemek”ti.
Korkmazgil, işçi sınıfının acılarını, sevinçlerini ve hüzünlerini bizzat kendi yaşamından tanıyordu. Şiirleri bu tanışıklığın dizelere dökülmesiyle ezilenlerin sesi hâline geldi. İnsana ve insanlığa ait değerlerin zorbalıkla ezildiği, emeğin azgınca sömürüldüğü bu düzene karşı öfkesi ve kavgası hiç dinmedi. İşsizliği, açlığı ve adaletsizliği yaratan bu düzenin bir gün sona ereceğine; “kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağı” günlerin geleceğine olan inancını yaşamı boyunca korudu.
1927’de Sivas’ın Gürün ilçesinde yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğan Hasan Hüseyin, çocuk yaşta çalışmaya başladı. Okuma yazmayı, okul hademesi olan babasından öğrendi. Ortaokulu Niğde’de, liseyi Adana’da tamamladı. Bu yıllarda okuduğu kitaplar, hayatının yönünü belirleyecek politik bilincinin oluşmasına zemin hazırladı. Ardından Eğitim Fakültesi’ne yazıldı ve 1950’de mezun olarak öğretmenliğe başladı. Politik görüşleri nedeniyle sürgünler yaşadı, 1951’de Maraş’ta gözaltına alındı ve 9 ay ağır hapis cezası aldı. Öğretmenlik hakkı elinden alındı, uzun süre işsiz kaldı ve zaman zaman bulabildiği işler de sabıkalı olduğu ve politik görüşleri nedeniyle kalıcı olmadı.
Geçimini sağlamak için Sivas’a döndü ve yaptığı resimleri satarak, arzuhalcilik ve tabelacılık gibi işler yaparak yaşamını sürdürmeye çalıştı. Bu dönemde çeşitli dergiler için mizah yazıları yazmaya başladı. Şiirlerinin yayımlanmayacağını düşündüğü hâlde dergilere gönderdi. 1960 darbesinin hemen öncesinde İstanbul’a, sonra Ankara’ya taşındı.
1963’te İstanbul İstinye’deki Kavel Kablo Fabrikası işçilerinin grevi, Türkiye işçi sınıfı tarihinde bir dönüm noktasıydı. Grevin yasak olduğu bir dönemde Kavel işçileri, fiili ve meşru mücadeleleriyle grev hakkının önünü açtılar. Kendini her zaman bir işçi olarak gören ve şiirlerinde buna vurgu yapan Hasan Hüseyin, bu grevden büyük bir coşku duydu. “Kavel” şiirini yazdı ve yayımlanan ilk kitabına bu adı verdi.
Bir yandan dergilerde çalışıp makale ve mizah yazıları yazarak hayatını kazanırken, şiir kitapları da birbirini izledi. “Temmuz Bildirisi”, “Kızılırmak”, “Acıyı Bal Eyledik”, “Koçero”, “Haziranda Ölmek Zor”, “Acılara Tutunmak” gibi eserlerle şiir ırmağını büyüttü.
1966’da yayımlanan “Kızılırmak” kitabı hakkında toplatılma kararı alınınca gözaltına alındı; sonrasında tutuksuz yargılandı. Bugün hâlâ işçi eylemlerinde ve direnişlerde yankılanan, bestelenip şarkı olan birçok dize bu kitaplarda yer alır.
“Haziranda Ölmek Zor” şiirini her zaman ustası olarak gördüğü ve öykündüğünü saklamadığı Nâzım Hikmet’e ve yine haziran ayında hayatını kaybeden Orhan Kemal’e adadı. Ahmet Kaya tarafından bestelenen “Acılara Tutunmak” şiiri geniş kitlelere ulaştı. Yine bestelenen “Koçero” şiiri, bir şehir eşkıyasının mücadelesi ile sınıf mücadelesi arasında destansı bir bağ kurdu. Bunlar dışında onlarca şiiri protest sanatçılar tarafından bestelendi.
Geçirdiği beyin kanamasının ardından yaklaşık bir yıl komada kalan Hasan Hüseyin Korkmazgil 1984 yılında ardında kavga dolu bir yaşamdan damıtılmış şiirler bırakarak aramızdan ayrıldı.



