Yeni NATO üsleri neyin hazırlığı?

İçinde bulunduğumuz çağda anti-emperyalist ve anti-kapitalist mücadeleyi büyütmek; savaş politikaları karşısında tutum almak ve direnen halklarla eylemli dayanışma içerisinde olmak her zamankinden daha fazla önem taşıyor.

Geçtiğimiz haftalarda gazeteci Barış Pehlivan, Türkiye’de yeni NATO üsleri kurulacağı iddialarını gündeme getirmişti. Millî Savunma Bakanlığı (MSB) başlarda iddiaları yalanlamaya çalışsa da NATO’nun Türkiye topraklarında yeni karargâhlar kuracağını doğruladı. Saray rejimi, İstanbul’a konuşlanması planlanan Deniz Unsur Komutanlığı (MARCOM) projesi ve Adana’daki Çokuluslu Kolordu Türkiye (MNC-TÜR) projesi ile Amerikancı ve NATO’cu çizgisini sağlamlaştırıyor. Karargâhlar kurulduğunda NATO, bölgedeki askerî varlığını kalıcılaştıracak ve yabancı birliklerin Türkiye topraklarında serbestçe hareket etmesine zemin hazırlayacak. Bu yapılanma elbette Ortadoğu’da ABD-İsrail çizgisinde hareket edecek ve onlara hizmet verecek.

ABD emperyalizmi, dünyadaki hegemonyasını güçlendirmek için kirli planlarına yenilerini ekliyor. Bu planlar arasında Ortadoğu’daki ülkeleri etnik, dinsel ve mezhepsel olarak parçalamak; direnen halkları ise soykırıma uğratmak yer alıyor. Kendi politikasıyla uyumlu kukla rejimler kurmayı hedefleyen ABD’nin diğer bir önceliği ise vurucu gücü İsrail’in çıkarlarının garanti altına alınmasıdır. Bu hedefler doğrultusunda bölgedeki halkların üzerine bombalar yağdırıyor ve savaşlar çıkarıyor. Savaşlarda etkin güç olan NATO ise Türkiye’de yeni üsler kurarak bölgedeki ateş çemberini genişletmeye hazırlanıyor.

ABD emperyalizmi, kendi çıkarları doğrultusunda uzun zamandır Türkiye’yi NATO’nun ileri karakoluna çevirmiş durumda. Kurulmaya çalışılan yeni üsler, NATO’nun Malatya ve Adana’da yeni Patriot sistemleri yerleştirmesi ve 2026 Zirvesi’nin Ankara’da toplanması, bu durumu pekiştirmeye yöneliktir. ABD’nin bu politikaları karşısında oldukça istekli görünen “yerli-millî” Saray rejimi de ABD’nin çizgisiyle uyumlu bir yol izlemektedir.

Savaş örgütü NATO’nun ve hevesli üyesi Saray rejiminin bu planlarına karşı durmak, işçi ve emekçilerin yanı başımızdaki halklara karşı sorumluluğudur. İçinde bulunduğumuz çağda anti-emperyalist ve anti-kapitalist mücadeleyi büyütmek; savaş politikaları karşısında tutum almak ve direnen halklarla eylemli dayanışma içerisinde olmak her zamankinden daha fazla önem taşıyor.