Ne zaman nerede bir işçi grubu hakkını aramak istese polisiyle, imamıyla, müftüsüyle devlet de hemen işçinin karşısında, kapitalistin safında alıyor soluğu. Belli ki onlar da korkuyorlar. Ama hep söylendiği gibi, korkunun ecele faydası yok!
Sermaye sınıfı korkak bir sınıf. En çok da işçi sınıfının örgütlü gücünden korkar. Ve bu korkuyla yapmayacağı şey yoktur.
Ne zaman bir fabrikada işçiler sendikalaşmadan, haktan bahsetmeye başlasalar devleti, yasaları da arkasına alıp dişini gösteriyor. Ama bu diş göstermeler gücünden değil, korkaklığından, acizliğinden geliyor aslında…
Gesbey, Balıkesir’in Gönen ilçesinde kurulu bir rüzgâr türbini fabrikası. Ve Gesbey kapitalisti 2 yıldır bu korkuyu iliklerine kadar hissediyor. Gesbey işçileri DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye olmaya başladığından beri çevirmediği dolap kalmamış bu yüzden. Baskılar, tehditler, işten atmalar ve işçileri zorla işbirlikçi bir sendikaya üye yapma çabası da dahil bunlara… Yani, her sendikalaşma çabasında karşılaştığımız klasik patron oyunları.
Gesbey işçileri tüm bu engellere rağmen sendikalaşma için gerekli yasal prosedürleri tamamladılar ve süreç grev aşamasına geldi. Grevin başladığı 24 Ekim günü ise Gesbey kapitalisti son bir hamle yaptı ve fabrikaya imam getirdi! İşçilerin greve katılmasından artık ne kadar çok korktuysa Cuma Namazı için fabrika dışına çıkılmasına gönlü razı olmadı! Daha önce Polonez Direnişi’nde ve pek çok örnekte gördüğümüz gibi müftülük de Gesbey kapitalistinin bu ricasını ikiletmedi. Ne de olsa dini kuralların da kapitalistlerin tatlı kârları karşısında bir kıymet-i harbiyesi bulunmuyordu…
Bu korkakça hamleleri ilk kez Gesbey’de görmedik elbette. Ne zaman nerede bir işçi grubu hakkını aramak istese polisiyle, imamıyla, müftüsüyle devlet de hemen işçinin karşısında, kapitalistin safında alıyor soluğu. Belli ki onlar da korkuyorlar. Ama hep söylendiği gibi, korkunun ecele faydası yok!



