Adaletin mülkü ya da mülkün adaleti!

Mülke ve zenginliğe göre adalet dağıtan bir düzenin ona sadakatle hizmet edenleri zenginlikle ödüllendirilmesi de bu düzenin işleyişinin en “doğal” sonucudur.

Saray iktidarının yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek yeniden gündemde. Görüldüğü kadarıyla, AKP’nin yargı terörüne sunduğu hizmetlerin karşılığını yalnızca başsavcılıktan bakanlığa uzanan kariyer basamaklarını hızla tırmanarak almamış; aynı zamanda “adalet mülkün temelidir” sözünü kendince yorumlayarak, bu süreçte daireler ve araziler edinmeyi de ihmal etmemiş.

Özgür Özel’in açıklamalarıyla gündeme gelen mal varlığı tartışmaları karşısında sergilenen o yarım ağızlı inkâr tutumu ve tapu kayıtlarını sorgulayan memurların gözaltına alınıp tutuklanması, iddiaların doğruluğunu adeta teyit eder nitelikte.

Yüz milyonlarca liralık gayrimenkul sahibi olmak ve bunun “savcı maaşıyla” açıklanamayacak olması, burjuva hukukunu bile yerlerde süründürenlerin sistemi kendi çıkarları için nasıl kullandığının yeni bir göstergesinden başka bir şey değil. Anlaşılan o ki, Akın Gürlek için atandığı koltuklar, aynı zamanda “mülk edinmenin” de vesilesine dönüşmüş.

 Mahkeme duvarlarını süsleyen “Adalet mülkün temelidir” sözünün sonradan makyajlanarak “adalet devletin temelidir” şeklinde sunulmasına aldanmamak gerek. Nihayetinde bu düzende devlet, esas olarak mülk sahibinin koruyucusudur.

Saray iktidarının burjuva hukukunu istediği gibi eğip büktüğü, onu toplumun tepesinde bir sopa olarak kullandığı zaten bir sır değil. Gerici ve kirli çıkarlarını hayata geçirmek için, mevcut yasal çerçeveyi dahi çoğu zaman aşılması gereken bir engel olarak görüyorlar. Akın Gürlek gibiler ise bu sınırları aşmanın kullanışlı aparatları olarak elbette ödüllendirilecek.

Ismarlama davaların savcısı olarak ünlenen, kariyer basamaklarını “işi kılıfına uydurma” becerisiyle hızla tırmanan eski başsavcının bugün Adalet Bakanı koltuğunda otururken aynı zamanda bir “emlak zengini”ne dönüşmüş olması, bu düzenin nasıl işlediğini anlatmaya fazlasıyla yeter.

Mülke ve zenginliğe göre adalet dağıtan bir düzenin ona sadakatle hizmet edenleri zenginlikle ödüllendirilmesi de bu düzenin işleyişinin en “doğal” sonucudur.