Dardanel’de kazanan işçi kadınlar oldu!

On beş günlük direniş, Dardanel fabrikasında yaşanan angarya çalışma, kimyasallarla iç içe üretim, zorunlu mesailer, ücret gecikmeleri, haksız kesintiler, gündelikçilik ve mobbing uygulamalarını da gündeme taşıdı. İşçiler yalnızca tazminat hakları için değil, bu çalışma koşullarının değiştirilmesi için de mücadele ettiler.

Her fırsatta “Bi ton Dardanel, bi ton mutluluk” vb. sloganlarla kampanya yürüten, ancak gerçekte “bi’ ton sömürü” ile anılan Dardanel firmasının Dudullu OSB’deki fabrikasında, tazminat talebiyle direnişe başlayan kadın işçilerin mücadelesi kazanımla sonuçlandı. Kasım 2025’ten itibaren parça parça işten çıkarılan yüzlerce işçinin yaşadığı haksızlık ve hukuksuzluğa karşı başlatılan ve İEKK’nin yol göstericiliğinde yürütülen direniş, geride yalnızca anlamlı bir kazanım değil, bu kazanımın sınırlarını aşan bir deneyim de bıraktı.

Aylar boyunca yalnız bırakılan, haklı talepleri görmezden gelinen Dardanel işçilerinin gasp edilmeye çalışılan tazminatlarının ödenmesinde, İEKK’nin yol göstericiliğinde yürütülen fiili ve meşru mücadele ile buna dayalı örgütlenme ve eylem anlayışı belirleyici oldu.

İşten çıkarılan yüzlerce işçi arasından, direnişte adeta tutkal görevi gören 10-15 kişilik bir işçi grubunun tüm zorluklara rağmen inat ve kararlılıkla mücadeleyi sürdürmesi, Dardanel sermayesini sonunda geri adım atmak zorunda bıraktı.

Şirket yönetiminin çeşitli yol ve yöntemlerle işçileri küçümseyen, alaya alan tutum ve davranışları bu direnişle boşa düşürüldü.

On beş gün süren Dardanel direnişinde, ilk günden itibaren kurulan komitenin düzenli planlamalar yapması, ortak kararlar alması, direniş sözcülerini belirlemesi ve kimseyi geride bırakmama konusundaki çabası, direnişin en güçlü yanlarından biri oldu. Komiteye dayalı karar alma süreçleri, direnişe katılan her işçinin bizzat mücadelenin öznesi olmasını sağladı.

Direnişçi işçilerin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde fabrika önünde yaptığı etkinlik, hem 8 Mart’a anlam kattı, hem de direnişin sesinin ve işçilerin taleplerinin kamuoyuna duyurulmasında önemli bir eşik oldu. Yükselen sese işten çıkarılan diğer işçilerin de katılması, alanın coşkusunu büyüttü ve direnişin gücünü dosta düşmana gösterdi.

Ancak en önemli kazanım, kuşkusuz, yıllardır susturulmaya ve boyun eğdirilmeye çalışılan işçi kadınların mücadele içinde yaşadığı değişim ve dönüşüm oldu. Her kararlı mücadelede olduğu gibi, Dardanel işçileri de mücadele içinde öğrendi, değişti ve gelişti. Yalnızca kendileri için değil, sınıfın diğer kesimleri için de eğitici bir deneyim ve birikim yarattı.

Bu hak alma mücadelesinin kendi sınırlarını aşarak hem bulunduğu OSB’de hem de emek cephesinde ses getirmesi, başta tazminat olmak üzere birçok hakkı gasp edilen yüz binlerce işçiye izlenmesi gereken yolu gösterdi.

Direnişin etrafında ördüğü dayanışma ağı, kendi içindeki belli sınırlarına rağmen, hem direnen işçilerin gücünü hem de dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Alana yapılan ziyaretler, gençlik örgütlerinin Dardanel restoranlarındaki eylemleri, farklı illerden ve fabrikalardan gelen mesajlar bu sınıf mücadelesine güç kattı.

Direniş komitesinin mücadeleyi genel merkez, depolar ve yöneticilerin evleri gibi Dardanel’in adının geçtiği her yere taşıma iradesi, birçok direnişte görülen ve işçileri fabrika önünde pasif bir bekleyişe mahkûm eden anlayışın pratik bir eleştirisi oldu.

On beş günlük direniş, Dardanel fabrikasında yaşanan angarya çalışma, kimyasallarla iç içe üretim, zorunlu mesailer, ücret gecikmeleri, haksız kesintiler, gündelikçilik ve mobbing uygulamalarını da gündeme taşıdı. İşçiler yalnızca tazminat hakları için değil, bu çalışma koşullarının değiştirilmesi için de mücadele ettiler.

En önemlisi, bu eylem işçi kadınların kendi güçlerini fark etmelerini ve örgütlenme bilincinin gelişmesini sağladı. İşçi kadınların içinde bulundukları cendereyi mücadele içinde aşabileceklerini, yalnızca kendileri için değil tüm işçi sınıfı için umut olabileceklerini gösteren bir örnek olarak sınıf mücadelesi içindeki yerini aldı.