1 Mayıs mücadelesinin tarihsel gelişimi de göstermektedir ki, sınıf mücadelesi temelde politik bir mücadeledir. Tüm sorunların kaynağı emperyalist-kapitalist baskı ve sömürü düzenidir. Çözümü ise, işçi sınıfının devrimci temellerde örgütlü siyasal bir güç olarak bu düzene karşı mücadelede yerini almasıdır. Birleşik, kitlesel, militan 1 Mayıs’ı örgütlemek, en çok da bu çabayı güçlendirmek için gereklidir.
Savaş, sömürü ve baskı politikalarının her geçen gün biraz daha tırmandığı bir atmosferde 1 Mayıs’ı karşılıyoruz. Servet ile sefalet arasındaki uçurum derinleşiyor. Zaten sınırlı olan demokratik haklar ve özgürlükler birer birer gasp ediliyor. Burjuva hukuk düzenine ait tüm normlar, düzenin efendileri tarafından “paçavraya” dönüştürülüyor.
Yalnızca ülkemizde değil, tüm dünyada kural tanımaz bir pervasızlık hâkim. Emperyalist-kapitalist dünya düzeninin egemenleri, insanlığı adım adım büyük bir yıkıma sürüklüyor. Bu gidişatı durdurabilecek yegâne güç işçi sınıfı ve ezilenlerin ortak mücadelesidir.
Sınıf kavgasını büyütelim!
2026 1 Mayıs’ını böylesi bir tabloda karşılıyoruz. Egemenlerin sefil çıkarları uğruna hayata geçirdiği tüm saldırılar, bizim için kavgayı büyütme çağrısıdır. Sermaye düzenini yıkarak işçi sınıfının iktidarını kurma çağrısıdır.
Bunun gereği ise fabrikalardan başlayarak hayatın her alanında örgütlenmek, fiili meşru mücadeleyi yükseltmek ve işçi sınıfının iktidarına giden yolu adım adım inşa etmektir.
1 Mayıs’ı, bu doğrultuda atılmış adımları güçlendirme ve yeni mevziler kazanmanın vesilesi hâline getirmek, önümüzdeki en acil görevlerden biridir.
Birleşik, kitlesel, militan 1 Mayıs!
Sınıfımızın tarihinde önemli bir yeri olan 1 Mayıs’ı, tarihsel ve sınıfsal özüne uygun bir tarzda örgütleme görevi bizleri bekliyor.
Saldırıların her gün arttığı ülkede fabrikalardan, atölyelerden, sanayi havzalarından, hayatın her alanından meydanlara akarak sesimizi yükseltmek, her zamankinden daha acil ve yakıcı bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaca yanıt vermek, 1 Mayıs’ın tarihsel ve sınıfsal çağrısı ekseninde birleşik mücadeleyi örgütlemekle mümkündür.
Kuşkusuz bunun önüne geçmek ve 1 Mayıs’ı ehlileştirmek için uğraşacaklardır. Sermaye devleti, keyfi yasak ve engellerle kitlelerin katılımını engellemeye çalışacaktır. Sendikal bürokrasi ise, 1 Mayıs’ı sınıf kini ve öfkesinden yoksun, son ana sıkışmış bir süreç olarak ele alan pratiklerine yenilerini eklemeye devam edecektir. Üstelik 1 Mayıs’ın tarafı olan güçleri yok sayan dayatmalarını sürdürecektir.
Sermaye devletinin ve sendikal bürokrasinin saldırılarını boşa düşürmek, 1 Mayıs’ın tarafı olan tüm samimi güçlerin görevi ve sorumluluğudur. Tarihsel ve sınıfsal özüne uygun 1 Mayıs’ları örgütlemek, alabildiğine ağırlaşan çok yönlü sorunlara işçi sınıfı ekseninden yanıt üretmek ve buna uygun adımları atmakla mümkündür.
Emperyalist savaş ve saldırganlığa, krizin faturasının işçi sınıfı ve emekçilere çıkarılmasına, artan baskı ve zorbalığa karşı geniş emekçi kesimlerin alanlarda buluşmasını sağlamak, her öncü-devrimci işçinin görevidir.
İşçi sınıfının mücadelesine kendini adamış samimi devrimci güçler ile ilerici kurumların yapması gereken kitlesel ve militan 1 Mayıs’ı örgütlemenin önündeki tüm engelleri aşmak, en geniş kitleyi 1 Mayıs bayrağı altında toplamaya çalışmak olmalıdır.
1 Mayıs mücadelesinin tarihsel gelişimi de göstermektedir ki, sınıf mücadelesi temelde politik bir mücadeledir. Tüm sorunların kaynağı emperyalist-kapitalist baskı ve sömürü düzenidir. Çözümü ise, işçi sınıfının devrimci temellerde örgütlü siyasal bir güç olarak bu düzene karşı mücadelede yerini almasıdır. Birleşik, kitlesel, militan 1 Mayıs’ı örgütlemek, en çok da bu çabayı güçlendirmek için gereklidir.