Haydutlar bu topraklara her ayak bastığında hak ettiği şekilde karşılanmıştır. ODTÜ’de Vietnam kasabı Commer’in arabasını yakanlar, Dolmabahçe’de 6. Filo askerlerini denize dökenler bu ülkenin devrimci gençleridir. NATO, Irak halkına ölüm yağdırırken pastadan pay kapmak isteyenlerin karşısında meydanları dolduranlar, TBMM’den geçirmek istedikleri tezkereye çöpe atanlar bu ülkenin onurlu işçileri, emekçileri, gençleri, devrimcileridir. Kurulduğu ve ardından Türkiye’nin de üye olduğu günden beri bu halk NATO’yu ve onun eli kanlı temsilcilerini hiç hoş karşılamamıştır!
NATO üyesi emperyalist haydutlar 2026 yılı zirvelerini 7-8 Temmuz tarihlerinde ülkemizde, Ankara’da gerçekleştirecekler. Bir kez daha dünya halklarına yönelik yeni saldırı ve katliam planlarını masaya yatıracaklar.
Yıllarca işine geldiğinde “BOP Eşbaşkanı” olmakla caka satan, işine gelmediğinde ise “Dünya 5’ten büyüktür” nârâları atan AKP şefi ise “misafirperverliğini” göstermek için hummalı bir hazırlık içinde. İşçi ve emekçinin ödediği vergilerle haydutları ağırlamak için özel havaalanı bile yaptırıyor, üniversitelerin sınav takvimleri değişiyor. Muhtemeldir ki bu hummalı hazırlığa zirve günleri yaklaştıkça “olağanüstü” güvenlik önlemleri de eşlik edecek. Sokaklar, meydanlar halka kapatılırken eli kanlı haydut sürüsü “ejder meyveli smoothie”lerle ağırlanacak…
Ülkeyi yönetenlerin en iyi şekilde ağırlamak için dört gözle beklediği NATO, emperyalistlerin dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarına yönelmiş savaş namlusudur. ABD önderliğindeki emperyalistler tarafından, Hitler faşizminin ezilmesiyle ayağa kalkmış dünya işçi sınıfının mücadelesine ve sosyalizm düşüncesine karşı bir savaş örgütü olarak kurulmuştur. Bu karanlık amaçla dünyanın her yerinde oluşturulan resmi ve gayri-resmi kontrgerilla örgütlenmeleriyle sayısız darbe, katliam ve cinayete imza atmıştır. Ve aynı NATO, Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku’nun yıkılmasının ardından başta ABD olmak üzere batı emperyalizmin çıkarlarının dünya çapında koruyucusu ve kollayıcısı haline gelmiştir.
Ülke egemenleri sırf kendilerine emperyalist güçlerin masasında bir yer açabilmek için işçi ve emekçi çocuklarını Kore’de ölüme göndermiş, “en kârlı ihraç malı” olan ordusuyla on yıllar boyunca SSCB’ye karşı bir ileri karakol olarak bu güçlere hizmet etmiştir.
Bu ülkenin emekçileri, bu cinayet şebekesinin karanlık yüzünü çok iyi tanırlar. Başta 1977 1 Mayıs katliamı olmak üzere gerçekleşen onlarca katliam ve provokasyonda, sayısız kontrgerilla eyleminde ve 12 Mart ile 12 Eylül darbelerinde bu kanlı örgütün açık izleri bulunmaktadır.
Bu yüzden, haydutlar bu topraklara her ayak bastığında hak ettiği şekilde karşılanmıştır. ODTÜ’de Vietnam kasabı Commer’in arabasını yakanlar, Dolmabahçe’de 6. Filo askerlerini denize dökenler bu ülkenin devrimci gençleridir. NATO, Irak halkına ölüm yağdırırken pastadan pay kapmak isteyenlerin karşısında meydanları dolduranlar, TBMM’den geçirmek istedikleri tezkereye çöpe atanlar bu ülkenin onurlu işçileri, emekçileri, gençleri, devrimcileridir. Kurulduğu ve ardından Türkiye’nin de üye olduğu günden beri bu halk NATO’yu ve onun eli kanlı temsilcilerini hiç hoş karşılamamıştır!
Küba’dan, Vietnam’dan Filistin’den, dünyanın dört bir yanında emperyalist savaş makinalarını dize getiren halkların mücadele geleneğinden aldığımız bir mirasımız var!
6. Filo askerlerini denize döken, bağımsızlık uğruna yaşamını ortaya koyan Denizler’den aldığımız bir mirasımız var!
Ve hepsinden önemlisi emperyalizmin dünya halklarına savaş, ölüm ve gözyaşı dışında vereceği hiçbir şey olmadığı, emperyalist savaş makinesinin her gün lanet okuduğumuz sömürü düzeninin ayakta kalmasının tek yolu olduğu konusunda bir bilincimiz var!
İşte bu bilinç ve mirasla karşılayacağız eli kanlı haydutları…
Bu bilinç ve mirasla dikileceğiz karşılarına ve bir kez daha haykıracağız suratlarına:
“Bizim Denizlerde NATO gemisi yüzmez!”



