Bugünün çalışma ve yaşam koşulları Saray iktidarının işçi ve emekçiler karşısındaki konumunun açık göstergesi. Milyonlarca işçi ve emekçi açlık sınırının altında ücretlere mahkûm edilmiş, sosyal haklar büyük ölçüde ortadan kaldırılmış, sendikalaşmak suç, hak aramak sopa nedeni, çalışma koşulları köleliği aratmıyor
1 Mayıs’ın ön günlerinde Saray iktidarının şefi Erdoğan “emek” ile ilgili açıklamalarda bulundu. Sendikalaşma ve örgütlenmenin önündeki engeller, toplu sözleşme süreçleri, sosyal haklara değindi. Kendisinin de işçi kökenli olduğunu, 1 Mayıs’ı kendi bayramı olarak gördüğünü vs. söyledi. Erdoğan 1 Mayıs vesilesiyle gerçekleştirdiği mizansende sendika ağalarını ve patron takımını Saray’da toplayarak şunları ifade etti: “Biz işçinin, emekçinin, çalışanların aleyhine hiçbir adım atmayız. Emeğiyle geçinen, ülkesi ve milleti için değer üreten işçilerimizin hakkının yenilmesine asla müsaade etmeyiz.”
AKP yaklaşık 24 yıldır ülkeyi yönetiyor. Sermaye düzeninin icra koltuklarına oturduklarından bu tarafa kapitalistlere cennet, işçi ve emekçilere ise cehennemi yaşatıyor. Ancak adet olduğu üzere gerçeği ters yüz etmek, saray rejiminin temel yaklaşımı. İşçi ve emekçilere nefes aldırmayan bir iktidar, sendika ağalarını yanına alarak “işçinin, emekçinin, çalışanların aleyhine hiçbir adım atmayız” diyor. Bu açıklamalar yapılırken orada sendika başkanlarının bulunması utanç verici ve sendikaların içine düşürüldüğü durumun kısa özeti durumunda. Erdoğan’ın vurgulu cümlelerle yaptığı, çalışma ve yaşam koşullarının neredeyse bütün sorun alanlarına değinen konuşması ise ibretlik. Bugüne kadar ne yapıldıysa tersini söylüyor, hayata geçirilen emek düşmanı adımlar buz gibi ortada dururken bu gerçeğin üstünü hiçbir dayanağı olmayan yalanlarla örtmeye çalışılıyor.
Bugünün çalışma ve yaşam koşulları Saray iktidarının işçi ve emekçiler karşısındaki konumunun açık göstergesi. Milyonlarca işçi ve emekçi açlık sınırının altında ücretlere mahkûm edilmiş, sosyal haklar büyük ölçüde ortadan kaldırılmış, sendikalaşmak suç, hak aramak sopa nedeni, çalışma koşulları köleliği aratmıyor. Vergi yükü emekçilerin omzunda, kapitalistlere teşvik ve vergi afları peşi sıra geliyor. Ekonomik krizin faturası OVP ile emekçilerin sırtına yıkılmış, işçiler ekonomik ve sosyal olarak tam anlamıyla bir yıkımı yaşıyor. Grevler yasaklanıyor, ücretleri açıkça gasp edilmiş işçilerin önüne polis orduları dikiliyor, sermayedarlar kullan-at işçiliği rutin uygulama haline getirmiş, bir yanda devasa bir servet birikimi diğer yanda on milyonların karnını dahi doyurmakta zorlandığı bir ülke burası. Garip değil mi? 1 Mayıs ve emek üzerine güzellemeler yapılmasının bir gün sonrası Taksim’de yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı. Yakın zamanda Doruk Maden işçileri açık bir hırsızlıkla alacaklarının ödenmemesine karşı eylem yaparken karşısında Saray iktidarının polis kalkanlarını gördü. Gözaltına alındılar, Ankara’da günlerce abluka altında tutuldular. Bu son örnek bile tek başına Saray iktidarının ruhunu özetlemeye yeterken, yapılan açıklamalar bu gerçekler karşısında ancak pişkinlik örneği olabilir.



