
301 işçiyi unutturmamanın ve hesabını sormanın yolu mücadeleden geçmektedir. Özelde madenlerde, genelde ise tüm alanlarda mücadele büyütüldüğünde binlerce işçiyi katledenler hesap vermekten kaçamayacaktır.
Türkiye tarihinin en büyük işçi cinayeti, Soma’da yaşandı. 301 maden işçisi yaşamdan koparıldı. Recep Tayyip Erdoğan, katliamın ardından yaptığı açıklamada “Bunlar olağan şeyler. Bunun fıtratında bu var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” diyebildi.
Soma katliamının ardından soruşturma başlatıldı. Ancak komik cezalar istendi. Davalardan biri de kamu görevlilerine ilişkindi. Kamu görevlilerinin yargılandığı davada yerel mahkemenin verdiği hükmün ertelenmesi kararı istinafa taşındı. İstinaf mahkemesi önce bu hükmü bozdu, ardından ise adeta alay edercesine davanın zamanaşımı gerekçesiyle düşmesine karar verdi.
Yargının kılıcının patronlara ve onların destekçisi kamu görevlilerine işlemediği bir kez daha görüldü.
Bu karar kapitalist patronlara yönelik cezasızlık politikasının parçasıdır. Soma davası hangi sınıfın egemen olduğunu, hangi sınıfın cinayet işlese de ceza almayacağını oraya koymuştur.
Bu ülkede tüm kapitalistler yargı tarafından korunmaktadır. Kapitalistlerin hizmetindeki kamu görevlileri de böyle kararlarla adeta ödüllendirilmektedir.
Soma, Amasra, Ermenek ve diğer madenlerde işçiler katledildi. Neredeyse tüm iş cinayeti davalarında sorumlulara caydırıcı cezalar verilmedi. Yargı, cezasızlık politikasıyla işçi katillerine fiilen destek sundu.
İşçilerin şikâyetlerini görmezden gelen, katliamlara zemin hazırlayanlar, iktidarın bir dediğini iki yapmayan kamu görevlileri bu katliamlardan iktidar kadar sorumludur. İşçileri Soma’daki patronların insafına terk edenler onlardır. Madeni denetlemeyen, eksikleri görmezden gelen, katliamdan yalnızca 47 gün önce “eksik yoktur” raporu düzenleyen yine bu görevlilerdir.
301 işçiyi unutturmamanın ve hesabını sormanın yolu mücadeleden geçmektedir. Özelde madenlerde, genelde ise tüm alanlarda mücadele büyütüldüğünde binlerce işçiyi katledenler hesap vermekten kaçamayacaktır.
İşçilere “iş kazası” diye sunulan bu katliamlar ne fıtrattır ne de kader. Bu katliamların nedeni, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini “maliyet” olarak gören kapitalist düzendir. İnsan onuruna yakışır, güvenli koşullarda çalışmak ve yaşamak için iş cinayetlerinin kaynağı olan bu düzene karşı mücadele büyütülmelidir.


