Gazeteci İsmail Arı neden tutuklandı?

Nasıl ki tek adam rejimine karşı çıkan herkes baskı ve zorbalık, gözaltı terörü ve tutuklama ile sindirilmeye çalışılıyorsa, bu tabloyu ortaya koymaya çalışan İsmail Arı gibi gazeteciler de bu saldırganlıktan paylarına düşeni almaktadır.

Sınır Tanımayan Gazetecilerin 2025 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 159. sırada. Tek adam rejimi baskı ve zorbalıkla ayakta kalmaya çalışırken, en çok saldırdığı alanlardan bir tanesi de düşünce ve ifade özgürlüğü oluyor. İktidarın ve sermayenin rant ve talan politikalarını, yolsuzluklarını açığa çıkartan, tarikat ve cemaatlerin kirli yüzünü haber yapan gazeteciler ve yayın organları sistematik olarak saldırıya uğruyor. Bu saldırının son muhataplarından birisi de BirGün muhabiri İsmail Arı oldu.

İsmail Arı, tarikatlardaki taciz olaylarını ve yolsuzlukları haber yapan, 6 Şubat depreminde Kızılay’ın çadır sattığını haberleştiren bir gazeteci. Arı, geçtiğimiz günlerde Zeytinburnu sahilde cansız bedenleri bulunan Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa’nın bir vakıf içerisinde yaşadıkları istismar ve şiddet olaylarını da ısrarlı bir şekilde haberleştirip gündeme taşımış, yetkililere harekete geçmeleri için çağrıda bulunmuştu. İsmail Arı işte bu ve bunun gibi haberleri yaptığı için çeteler tarafından tehditlerle uğradı, defalarca hakkında davalar açıldı. Son olarak da Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin dezenformasyon yalanlama metni dayanak yapılarak tutuklandı. 

Dezenformasyon Yasası ile İsmail Arı gibi pek çok gazeteci hakkında davalar açıldı, pek çok gazeteci tutuklandı. Dezenformasyon Yasası 2021’de bizzat Erdoğan tarafından, sosyal medya alanının “terör ve güvenlik meselesi” haline geldiği iddiasıyla gündeme getirilmiş, 2022 yılında ise Resmî Gazete’de yayınlanmıştı. Bu yasa, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” adı altında adeta ilerici-devrimci basının ve gazetecilerin üzerinde iktidarın salladığı bir sopaya döndü.

Dezenformasyon Yasası bizzat Erdoğan ve iktidarın diğer temsilcileri tarafından sık sık dile getiriliyor, “halkı yanıltıcı bilgiyi kimse kullanamaz” deniliyor. Ancak halkı kin ve nefrete sürükleyenlerin, kendi yandaş medya ve haber kanallarını kullanarak sürekli spekülasyon yaratıp, dezenformasyon yayanların kendileri olduğu ortadadır. İşledikleri suçları, yağmayı, talanı, sömürüyü ellerindeki medya gücünü kullanarak farklı anlatmaya, halkı yanıltmaya çalışan asıl onlardır. Nasıl ki tek adam rejimine karşı çıkan herkes baskı ve zorbalık, gözaltı terörü ve tutuklama ile sindirilmeye çalışılıyorsa, bu tabloyu ortaya koymaya çalışan İsmail Arı gibi gazeteciler de bu saldırganlıktan paylarına düşeni almaktadır.

Ancak ne yaparlarsa yapsınlar işçiler, emekçiler, kadınlar ve gençler tek adam rejimine karşı mücadeleden vazgeçmeyecek, ilerici-devrimci basın emekçileri ise susmayacaktır.