Mitat yoldaş ezilenlerin dünyasını kalbine sığdırdı. Dünyayı sığdırdığı kalbi durdu. Bir genç komünistin Mitat yoldaşın ardından yazdığı yazıda şu ifadeler yer alıyordu: “Aynı düş için yürüyenler birbirini mutlaka tanır. Aynı öfkeyi, aynı umudu, aynı inadı paylaşırlar.” Evet, aynı düş yolcuları olarak bizler emeğin kurtuluş bayrağını onurla taşımayı sürdüreceğiz. Bıraktığı bayrak ellerimizde dalgalanmaya devam edecek.
Aksaray İşçi Birliği’nin ve Emeğin Kurtuluşu’nun Aksaray temsilcisi Mitat Yavuz, 19 Mayıs’ta ölümsüzleşti. Nevşehir’in Avanos ilçesindeki köyünde toprağa verildi.
Mitat yoldaş Üçkuyu köyünde doğdu. Yedi kardeştiler. Motor tamircisi olan babasının bedeni ağır çalışma koşullarının yol açtığı tahribatı kaldıramadı. Bu erken kayıp nedeniyle, yoksulluğun ağır yükünü çocuk yaşta omuzlamak zorunda kaldı. Çocuktu ama çalışmak zorundaydı. Köyde çobanlık yaparak hayatın yükünü taşımaya başladı.
Çocukluk yıllarını geçirdiği köyünde milliyetçiliğin ve dinsel gericiliğin rüzgârları baskındı. Ailesi de bu gerici rüzgârların etkisindeydi. Ailesine ve köydeki diğer insanlara göre yoksulluk Allah’ın işiydi ve şükretmek gerekiyordu. Mitat yoldaş ise kader diye yutturulmaya çalışılan bu düzeni bulunduğu yerden sorgulamaya başladı. Denizler’in idamı ve onların yaşamlarını öğrenmesi onun için bir dönüm noktası oldu.
Onlarla ilgili ilk okuduğu kitap “İdam Gecesi Anıları” oldu. Kitap, Denizler’in avukatı Halit Çelenk tarafından yazılmıştı. Denizler’in davalarına bağlılığı, kararlılığı, teslimiyeti reddetmeleri ve idam sehpasında ölümü yiğitçe karşılamaları büyük bir içtenlikle anlatılıyordu.
Bu kitap Mitat yoldaşı derinden sarstı. Okumaya ve öğrenmeye devam etti. Zamanla yoksulluğun kader olmadığını, açlık ve yoksulluğun kaynağının sömürü düzeni olduğunu daha iyi anladı, bu düzene karşı öfkesi büyüdü.
Mitat artık köye sığmıyordu. Yalnızca çalışmak için değil, aynı zamanda mücadele etmek için Kayseri’ye geldi. Orta Anadolu ve Atlas Tekstil fabrikalarında çalıştı. 12 Eylül karşı devriminin toplumda büyüttüğü korku duvarlarına rağmen örgütlü mücadelenin bir öznesi olmakta tereddüt göstermedi.
1990’lı yılların ortalarından itibaren devrimci harekette reformizme kayış dalgası büyüdü. Yasal parti furyası başladı. Devrimci sınıf-kitle partisi iddiasıyla yola çıkan EMEP’in reformizme kapaklanmak dışında bir geleceği olmadığını görüyordu. Bu nedenle kopuş kaçınılmaz hâle geldi. Reformizmden ihtilalci saflara çağrı yapanların öncülerinden biri oldu. Kayseri’de bu sürecin içinde yer aldı. Ardından Kızıl Bayrak gazetesinin Kayseri temsilciliğini üstlendi.
Mitat Yavuz, emeğin kurtuluş mücadelesinin neferiydi. İşçi sınıfının iktidar mücadelesinin öznesiydi. Hayatı boyunca işçi sınıfının örgütlü bir güç olarak tarih sahnesine çıkması ve iktidar mücadelesinin öznesi olması için çaba gösterdi. Hata ve zaaflarla uzlaşmazdı, özeleştirinin geliştiriciliğine samimiyetle inanırdı.
Sonraki yıllarda önemli bir sanayi kenti olan Aksaray’da konumlanan Mithat yoldaş, işçilerin birliği ve mücadelesini büyütmek için gece gündüz çalıştı.
Aksaray’da devrimci sınıf mücadelesini büyütmek için çaba harcadı. Bitip tükenmeyen bir enerjiyle işçi sınıfının mücadelesinin parçası oldu. Colins’de sendika değiştirme sürecine ve Sarp Tekstil’de sendikalaşma mücadelesine yön vermede özel bir rol oynadı. DİSK Tekstil ağalarının uysal bir takipçisi olmayı reddetti. Sarp Tekstil ve Colins işçilerinin DİSK Tekstil ihanet şebekesinin gerçek yüzünü görmesini sağladı.
Mitat yoldaş ezilenlerin dünyasını kalbine sığdırdı. Dünyayı sığdırdığı kalbi durdu. Bir genç komünistin Mitat yoldaşın ardından yazdığı yazıda şu ifadeler yer alıyordu: “Aynı düş için yürüyenler birbirini mutlaka tanır. Aynı öfkeyi, aynı umudu, aynı inadı paylaşırlar.” Evet, aynı düş yolcuları olarak bizler emeğin kurtuluş bayrağını onurla taşımayı sürdüreceğiz. Bıraktığı bayrak ellerimizde dalgalanmaya devam edecek.
Haydar Baran
Dev Yapı-İş Sendikası Kayseri Bölge Temsilcisi