Bölgesel asgari ücrete karşı mücadeleye

Bizlere dayatılan kölelik koşullarına, haklarımıza ve geleceğimize yönelen saldırılara karşı yapmamız gereken birliğimizi oluşturmak, sermayenin ve iktidarın karşısında durmaktır.

İşçi ve emekçiler ekonomik krizin tüm faturasını öderken, sermayedarlar ise kârlarını büyütüyor. Emekçiler yoksulluk sınırının altında ücretlerle yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyor. Ülkede emekçilerin yüzde 60’ından fazlası asgari ücret ile çalışıyor. İşçi ve emekçiler ev kiralarını ve ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. İktidar sermayedarları korumak için her türlü politikayı izliyor. Yaşam ve çalışma koşullarını her geçen gün ağırlaştıran saldırılarla emekçilere yoksulluk ve yoksunluğu dayatıyor.

Böyle bir ortamda işçi sınıfına dönük saldırılara bir yenisi daha eklenmek isteniyor. İktidar şimdi de bölgesel asgari ücret uygulamasına geçmeyi planlıyor.

Yoksulluk sınırının altında kalan asgari ücretle yaşamaya çalışan işçi ve emekçiler “bölgesel asgari ücret” adı altında daha düşük ücretlerle çalıştırılmak isteniyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sermayedarların kârlarını korumak ve güçlendirmek için tüm çabasını ortaya koyuyor. IMF’siz IMF programı büyük bir pervasızlıkla hayata geçiriliyor.

Bölgesel asgari ücret tartışmaları ilk kez bugün karşımıza çıkmıyor. TÜSİAD, MÜSİAD gibi sermaye grupları ve tek tek kapitalistler, yıllardır bu uygulamaya geçilmesini istiyor. AKP iktidarı da kendinden önceki iktidarların cesaret edemediği bu saldırı için adeta kamuoyu yoklaması yapıyor.

Bölgesel asgari ücret yasal olmasa da Anadolu’nun değişik yerlerinde, özellikle de tekstil fabrikalarında zaten uygulanıyor. Sendikamızın geçmiş yıllarda açıkladığı asgari ücret raporlarında da bu durum ortaya konuluyor. Mardin, Mersin, Adana, Batman gibi illerde işçi ve emekçiler fiilen asgari ücretin altında ücret alıyorlar. İktidar asgari ücret uygulamasını yasalaştırarak daha da yaygınlaştırmak, böylece köleliği perçinlemek istiyor.

Bu emek düşmanı saldırıların bu kadar rahat hayata geçirilmesinin nedeni sınıfın örgütsüz, parçalı ve dağınık olmasıdır. İktidar ve sermayedarlar bu durumu fırsata çevirerek her türlü hak gaspına girişiyorlar.

Türk-İş, Hak-İş ve DİSK gibi konfederasyonlar sınıfın yaşadığı sorunlar karşısında hiçbir şey yapmıyor, gelişmeleri izlemek ve açıklama yapmakla yetiniyorlar. Tablo böyle olunca da iktidar ve kapitalistler istediklerini rahatça yapabiliyorlar.

Bizlere dayatılan kölelik koşullarına, haklarımıza ve geleceğimize yönelen saldırılara karşı yapmamız gereken birliğimizi oluşturmak, sermayenin ve iktidarın karşısında durmaktır. Yaşadığımız tüm sorunlar karşısında çalıştığımız fabrikalarda örgütlenme komitelerimizi kuralım. Haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmanın yolu mücadeleyi büyütmekten ve direnmekten geçiyor.

İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!

DEV TEKSTİL İstanbul Temsilcisi Okan Karaçam