Diyanet, patronların sözcülüğüne soyundu

İktidarın nimetleriyle lüx ve şatafat içinde yaşayanlar, şimdi de 1 Mayıs günü yayınladıkları hutbede, işçilere sıkı çalışmayı, itaatkârlığı, boyun eğmeyi öğütlüyorlar. Bunu yaparken dini istismar ederek, sermaye sınıfının aracı getirmekten de çekinmiyorlar.

1 Mayıs günü milyonlarca işçi talepleri ve özlemleri için alanlara çıkarken, aynı gün Diyanet İşleri Başkanlığı Cuma hutbesinde 1 Mayıs’ı “unutmadı”. “Alın teri mukaddestir” başlıklı hutbede patronlar adına işçilere seslenen Diyanet, işçilerin işini sağlam ve kaliteli yapmasını vaaz etti, işine “emanet bilinciyle” yaklaşmasını öğütledi. İşçi ve işveren ilişkilerinde “iyilik, adalet ve merhamet”ten dem vurdu.

“Alın terinin mukaddes” olduğunu söyleyen Diyanet, işçilerin alın terini sömüren, haklarını gasp eden, onları üç kuruşa mahkûm eden, kâr uğruna her yıl yüzlerce işçinin iş cinayetlerine yaşamını yitirmesine yol açan patronlara ise tek kelime söz etmedi.

Elbette Diyanet’in sermaye sınıfının sözcülüğü yapması yeni değil… Hatırlanırsa geçtiğimiz haziran ayında kamu işçilerinin tıkanan TİS sürecinde bir kez daha sermaye iktidarının sözcülüğüne soyunmuş, grev kırıcılığı rolü üstlenmişti.

İktidarın nimetleriyle lüx ve şatafat içinde yaşayanlar, şimdi de 1 Mayıs günü yayınladıkları hutbede, işçilere sıkı çalışmayı, itaatkârlığı, boyun eğmeyi öğütlüyorlar. Bunu yaparken dini istismar ederek, sermaye sınıfının aracı getirmekten de çekinmiyorlar.

Verilen vaazlara rağmen, 1 Mayıs günü işçiler daha iyi çalışmak için değil, insanca yaşamak için alanlara çıktılar. Talepler nettir! İnsanca yaşamaya yeten ücret ve çalışma koşulları, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, vergi sorunun ve hayat pahalılığı son bulması ve daha fazlası!

Minberlerden gelen nasihatler değil, alanlardan yükselen örgütlü ses, gerçek değişimin yolunu açacaktır.