Gün geçtikçe seçmen desteğini, meşruiyetini kaybeden, çok yönlü krizlerle boğuşan iktidar, çaresizce saldırıyor. Yeniden iktidarını güvenceleyebilmek için her bir tuşa basıyor. Tepeden tırnağa yolsuzluğa, suça batmış iktidar, yürüttüğü operasyonlarla da adaleti “tesis” edeceği iddiasıyla davranarak göz boyamaya çalışıyor. Ancak nafile… Her geçen gün tükenen, tükendikçe saldırganlaşan sermaye iktidarına ve onun yarattığı karanlığa karşı çözüm işçi ve emekçilerin örgütlenmesinden, sermaye iktidarına karşı mücadeleyi büyütmesinden geçiyor.
Saray rejiminin sömürü, baskı ve zorbalığı alabildiğine tırmandırdığı bir süreçten geçiyoruz. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve önümüzdeki üç yılı kapsayan Orta Vadeli Program, ekonomik krizin derinleşmeye devam ettiğini ve faturanın yine işçi ve emekçilere kesilmeye devam edileceğini gösteriyor. Başta ekonomik kriz olmak üzere çok yönlü sorunlarla boğuşan, esneme imkânını ve seçmen desteğini kaybeden Saray rejiminin iktidarını güvence altına alabilmek için baskı ve zorbalığı tırmandırmaktan başka bir seçeneği kalmamış durumda. İlericilere, devrimcilere, işçi sınıfına ve emekçilere dönük saldırılarının yanı sıra, kendisine en yakın tehdit olarak gördüğü düzen muhalefetine dönük saldırganlıkta da hiçbir kural tanımadığını, son olarak Üsküdar Belediyesi’nin gasbı sırasında yaşananlar bir kez daha gösteriyor.
Toplumsal muhalefete, düzen muhalefetine, AKP’yi desteklemeyen cemaatlere, yandaş gazetecilere derken, soruşturmalar ve operasyonlar zinciri geçmişte AKP’ de belirleyici yeri olan isimlere kadar uzandı.
Fazlasıyla şaibeli olan ve yıllardır dokunulmayan eski ABB Başkanı Melih Gökçek, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarma suçlaması ve kaynağı belirsiz gayrimenkuller konusunda ifadeye çağrıldı. Aynı günlerde eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu, yaptığı bir konuşma nedeniyle cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla ifade verdi. Erdoğan rejiminin yakın dönem için en önemli figürlerinden olan Binali Yıldırım hakkında mal varlığı üzerinden tartışmalar sürerken, Yıldırım ve Bülent Arınç hakkında soruşturma iddiaları gündeme geldi.
İktidara çok yakın isimlere soruşturma açılması pek çok kişide soru işareti yarattı. Bu operasyonların AKP içindeki bir hesaplaşmanın ürünü olup olmadığına dair kesin şeyler söylemek elbette henüz zordur. Ancak iktidarın ve yandaş basının, buradan yola çıkarak “yargıya” güvenin yerle bir olduğu bir süreçte imaj tazelemek için bunları kullanmaya çalıştığı açıktır.
Bir yandan kamuoyunda öne çıkan kadın cinayetleri ve faili meçhul cinayetlerin üzerine gidildiği, “adaletin tesis edilmek istendiği”, öte yandan herkese “adil” davranıldığı, kendilerine yakın insanların “kayırılmadığı” algısı yaratılmaya çalışılıyor.
Gerçekte ise, gün geçtikçe gerileyen ve çözülen iktidar, kendi iktidarını uzatma derdiyle “iç cepheyi” güçlendirmeye, beraberinde yandaşlarını dizayn etmeye çalışıyor.
Son soruşturmalarda herkese dokunulduğu algısı yaratılmaya çalışılırken bile Saray rejimi “adil” davranamıyor. Düzen muhalefetinin belediyelerine dönük operasyonlarda somut bilgi ve veriye değil, yalnızca iddialara dayanarak belediye başkanları tutuklanırken, 3,80 milyon euroluk kaynak transferi gerçekleştiren, yüzsüzce bu birikimini emekli maaşıyla ve babadan kalma mirasla elde ettiğini iddia eden M. Gökçek hakkında hiçbir “somut tedbir” uygulanamıyor.
Bu sürecin bir anda emlak zengini olan ve iktidarın her türlü mantıktan yoksun operasyonlarını icra etmek dışında bir yeteneği olmayan Adalet Bakanı üzerinden yürütülmesi ise “temiz eller operasyonları” söylemini daha baştan boşa düşürüyor.
Orta Vadeli Program’dan, belediye operasyonlarına, Gökçek soruşturmasından faili meçhul cinayetlere kadar birbirinden kopuk gibi yaşanan gelişmelerde bir bütünlük taşıyor ve biz işçileri doğrudan ilgilendiriyor.
Gün geçtikçe seçmen desteğini, meşruiyetini kaybeden, çok yönlü krizlerle boğuşan iktidar, çaresizce saldırıyor. Yeniden iktidarını güvenceleyebilmek için her bir tuşa basıyor. Tepeden tırnağa yolsuzluğa, suça batmış iktidar, yürüttüğü operasyonlarla da adaleti “tesis” edeceği iddiasıyla davranarak göz boyamaya çalışıyor. Ancak nafile…
Her geçen gün tükenen, tükendikçe saldırganlaşan sermaye iktidarına ve onun yarattığı karanlığa karşı çözüm işçi ve emekçilerin örgütlenmesinden, sermaye iktidarına karşı mücadeleyi büyütmesinden geçiyor.