Mehmet Şimşek pişkinlikte sınır tanımıyor!

Onların “Türkiye Yüzyılı” vizyonu, patronlar için dikensiz bir gül bahçesi, işçi sınıfı için ise bitmek bilmeyen bir sömürü ve kölelik düzenidir.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir televizyon programında kapitalistlere yapılan devasa bir kıyağı adeta bir lütuf gibi sundu: Üretim yapan kurumlar için kurumlar vergisi oranı, yerli-yabancı ayrımı gözetmeksizin yüzde 12,5’e indirilmiş!

İşçi sınıfı açlık sınırının altındaki asgari ücrete ve ağır vergi dilimlerine mahkûm edilirken, patronlara kâr kapıları bir kez daha ardına kadar açılıyor. Bakan Şimşek ise hızını alamayıp buna rağmen vergi ödemeyecek şirketler karşısındaki durum için “Bu saatten sonra bir de yüzde 12,5 için vergi kaçırmaya çalışırlarsa ‘Allah ıslah etsin’ derim.” diyor.

Soruyoruz: Bu ülkeyi bir anonim şirket gibi yönetenler, ne zamandan beri kâr rekorları kıran milyarderleri vergi vermeye razı etmek için kamusal yetkilerini değil de beddua mekanizmasını kullanıyor?

İşçi sınıfı söz konusu olduğunda devletin tüm ceza, denetim, icra ve haciz mekanizmaları tıkır tıkır işlerken; vergi kaçırmayı, vergi sıfırlamayı ve teşvik yağmasını bir yaşam biçimi haline getiren patronlara karşı neden yalnızca “Allah ıslah etsin” demek dışında neden bir önlem alınmıyor.

Bu üslup, açık bir acziyetin değil, sermaye sınıfıyla kurulan suç ortaklığının, sınıf iş birliğinin alaycı bir itirafıdır.

Bugün Türkiye’de vergi yükü emekçilerin sırtına bindiriliyor. Zenginlerden neredeyse vergi alınmayan bir düzende devlet, işçiye ve emekçiye geldiğinde dolaylı ve doğrudan vergilerle adeta bir soygun düzeni işletiyor. Daha ücretimizi almadan, bordromuzdan peşin peşin kesilen gelir vergisi yüzde 15’ten başlayıp yüzde 40’lara kadar çıkarken, devasa holdinglerin kârları üzerinden ödedikleri vergiler yüzde 12,5’e düşürülüyor. Üstelik bu da yetmiyor; her gün yeni “vergi muafiyeti” ve “teşvik”lerle patronların kasası daha da dolduruluyor.

Amaç ne? “Yatırım çekmek, sermayenin dışarı kaçmasını engellemek.” Yani yerli ve milli olma iddiasındaki iktidarın Bakanı açıkça diyor ki: “Eğer patronları yeterince zengin etmezsek, işçinin kanını emmelerine daha fazla izin vermezsek bu ülkeyi terk ederler.”

İşte kapitalist devletin ve onun bakanının gerçek yüzü budur! Onların “Türkiye Yüzyılı” vizyonu, patronlar için dikensiz bir gül bahçesi, işçi sınıfı için ise bitmek bilmeyen bir sömürü ve kölelik düzenidir.

Yüzde 12,5’lik komik vergi oranlarını bile ödemeyen, lüks villalarda, yatlarda sefa süren asalaklar karşısında işçilerin sabrı tükenmektedir. Bizleri enflasyon canavarına, hayat pahalılığına yem eden; açlık sınırındaki ücretlerimizden kuruşu kuruşuna vergi kesen bu düzenden hesap soracağız.

Sömürücü zorbaları, işçi sınıfının örgütlü gücüyle “ıslah edeceğiz”!