Fabrikalarımızda, işyerlerimizde ve mahallelerimizde emperyalist savaş politikalarına ve NATO’ya karşı birleşelim. Karşı karşıya kaldığımız baskı ve sömürü politikalarıyla kirli savaş politikaları arasındaki bağı anlatarak daha fazla işçi ve emekçi kadını mücadelemizin parçası haline getirelim.
Emperyalist savaş ve saldırganlık örgütü NATO, 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak. Kurulduğu günden bugüne başta ABD olmak üzere emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin çıkarları doğrultusunda hareket eden, halklara ölümden başka bir şey getirmeyen NATO’ya karşı en çok biz işçi ve emekçi kadınların ses çıkarması, zirveye karşı seferber olması gerekiyor.
Neden mi “NATO’ya hayır” diyoruz?
Çünkü egemenlerin savaş ve saldırganlık politikaları en çok biz kadınlar için ölüm, açlık, yoksulluk, yıkım ve göç anlamına geliyor. Savaşlarda ve göç yollarında işkenceye, tecavüze uğruyor, katlediliyoruz. Kurulduğu günden bugüne NATO, bu savaşların en yıkıcı güçlerinden biri oldu. Bosna’da, Kosova’da, Afganistan’da ve Libya’da NATO’nun halklara nasıl ölüm getirdiğini açık biçimde gördük. Yakın dönemde ise Suriye’de, Filistin’de ve İran’da ABD ile İsrail aynı acıları halklara yaşatmaya devam ediyor. Gerçekleşecek NATO zirvesinin en önemli başlıklarından birini de tüm üye ülkelerin bu yıkıcı savaş politikalarına daha fazla katılımını sağlamak oluşturuyor.
NATO üyesi olan Türkiye’de iktidarlar her zaman bu savaş ve saldırganlık politikalarının parçası ve destekçisi oldular. İç politikasını baskı ve sömürü üzerine kuran AKP iktidarının dış politikasının temelini de savaş ve saldırganlık oluşturuyor. Türkiye’de çok sayıda NATO tesisi bulunuyor. Bu tesisler emperyalistlerin kullanımına her an hazır tutuluyor. Ülkeyi yönetenler “ülkenin stratejik önemi”nden söz edip duruyorlar. Biz bu “önem”in batı emperyalizmine en ileri düzeyde hizmet etmekten kaynaklı olduğunu biliyoruz.
Diğer yandan AKP iktidarı bütçenin önemli bir kısmını savaş harcamalarına ayırıyor. Bu rakamlar her geçen yıl NATO’nun dayatmaları doğrultusunda artıyor. Türkiye silahlanmaya en çok para harcayan ülkelerden biri haline gelirken, bizler her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor, eğitim, sağlık ve barınma gibi en temel haklarımıza bile ulaşamaz duruma geliyoruz.
Bizlere “dışarıdan gelecek tehlikelere karşı silahlanma şart, NATO üyeliği bir ayrıcalık” diyorlar. Oysa savaşa ve silahlanmaya ayrılan bütçelerin bizlere sağladığı hiçbir şey yok. Büyük bütçelerle alınan ya da üretilen SİHA’lar ve İHA’lar kardeş halkların üzerine bomba olarak yağıyor. Yağan bombalarla birlikte silah tüccarları daha da zenginleşiyor. İktidar ise bu savaş iklimini daha fazla baskı ve sömürü için kullanıyor.
Sermaye düzeninin bekçiliğini yapan AKP iktidarı bizim güvenliğimizle ilgilenmiyor. Onlar için önemli olan, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda bizlerin daha fazla sömürülmesi, çocuklarımızın, kardeşlerimizin ve eşlerimizin gerektiğinde kirli savaşlarda cepheye sürülmesidir.
Haydutlar zirvesine geçit yok!
İşte tam da bu nedenlerle emekçi kadınlar olarak emperyalist savaşlara ve NATO’ya hayır diyoruz. Ekmeğimiz her geçen gün küçülürken, şiddete ve yoksulluğa maruz kalırken emperyalist savaş politikalarının ortağı olmak istemiyoruz. Kardeş halkların katledilmesine suç ortağı olmayacağız diyoruz.
Haydutların Ankara’da gerçekleştirmek istediği zirveye karşı tüm emekçi kadınları seferber olmaya çağırıyoruz.
Fabrikalarımızda, işyerlerimizde ve mahallelerimizde emperyalist savaş politikalarına ve NATO’ya karşı birleşelim. Karşı karşıya kaldığımız baskı ve sömürü politikalarıyla kirli savaş politikaları arasındaki bağı anlatarak daha fazla işçi ve emekçi kadını mücadelemizin parçası haline getirelim.
7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilmek istenen NATO zirvesine geçit vermeyelim!
Halkların katili NATO defol!
Savaşa, sömürüye ve şiddete son!
NATO’dan çıkılsın, üsler kapatılsın!
Savaşa değil, eğitime, sağlığa ve barınmaya bütçe!



