Çıplak arama gibi insan onurunu yok sayan uygulamalara karşı mücadeleyi yükseltmek, işçilere, emekçilere, kadınlara ve gençlere dayatılmak istenen sindirme politikalarını parçalamanın vazgeçilmez bir gereğidir.
İBB davasında tutuklu yargılananlardan Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, 9 Haziran’da yapılan duruşmada, gözaltı sürecinde çıplak aramaya, psikolojik baskıya ve kötü muameleye maruz kaldığını açıkladı. Ayrıca savcı tarafından çocukları üzerinden tehdit edildiğini söyledi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yaşananları inkâr etmesine rağmen bu olayın bu denli gündem olmasının temel nedeni, maruz kalan kişinin kamuoyunca tanınan bir isim olmasıdır. Oysa söz konusu uygulama yeni değildir. Uzun yıllardır sermaye devletinin gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde başvurduğu işkence ve aşağılamaya dönük baskı yöntemlerinden biridir. Sayısız tutsağın ve gözaltına alınan kişinin yıllardır maruz kaldığı bir uygulamanın yalnızca görünür hale gelmiş bir örneğidir.
12 Eylül karanlığında sayısız kadının gözaltı ve cezaevlerinde yaşadığı cinsel saldırılar da bu durumun en bilinen örneklerindendir. O dönemden bugüne, bu işkence biçimi bir baskı ve sindirme aracı olarak uygulanmaktadır. Yine Kürt kadınlarının yıllardır maruz kaldıkları çıplak aramanın da ötesinde istismara varan saldırılar bugün de devam etmektedir. Haziran Direnişi, 19 Mart Direnişi gibi toplumun geniş kesimlerinin sokaklara aktığı eylemli süreçlerde gerçekleşen gözaltılarda da çok sayıda kadının çıplak aramaya maruz kaldığı bilinmektedir.
Çıplak arama gibi insan onurunu yok sayan uygulamalara karşı mücadeleyi yükseltmek, işçilere, emekçilere, kadınlara ve gençlere dayatılmak istenen sindirme politikalarını parçalamanın vazgeçilmez bir gereğidir.



