Dün emekten, adaletten ve halkçılıktan söz edenler, bugün figüran kiralayarak “halk desteği” üretmeye çalışıyor. Dün meydanlarda “değişim” vadedenler, bugün en bayat düzen numaralarını yeniden sahneliyor.
Düzen siyasetinin sahnelediği tiyatrolara, emekçilerin gözünü boyamak için kurulan prodüksiyonlara artık kimse yabancı değil. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı, adeta bir düğün takı törenini andıran CHP’ye üye katılım etkinliğinde parayla figüran tutulduğunun ortaya çıkması toplumun her kesiminden insana pes dedirtti. Butlan tartışmalarıyla üzerine oturulan koltuklardan güç devşirme çabası, düzen siyasetinin en eski alışkanlıklarıyla birleşince ortaya hiçbir demagojinin örtemeyeceği bir sahtekârlık tablosu çıkardı.
Ortaya saçılan görüntüler yalnızca CHP tabanında değil, iktidar yanlısı çevrelerde bile tepki yarattı. Çünkü olay bizzat düzen siyasetinin kendi kendini teşhir ettiği bir rezalete dönüştü. Bu organizasyonun arkasındaki isimlerden biri olduğu iddia edilen, İstanbul CHP örgütüne kayyım olarak atanan ve çaycılıktan emlak zenginliğine uzanan “başarı hikâyesiyle” tanınan Gürsel Tekin, “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali soluğu savcılıkta aldı. Adalet ise her zaman olduğu gibi gerçeğin hesabını vermek yerine, gerçeği ortaya çıkaranların peşine düşmeyi tercih etti.
Böylece Türkiye siyasetinde ender rastlanan bir tablo ortaya çıktı: CHP tarafından yapılan bir suç duyurusu, ışık hızında karşılık buldu. Başarılı bir habercilik örneği sergileyen genç muhabir, BirGün gazetesinin diğer çalışanları ve konu hakkında değerlendirme yapan gazeteciler bir anda savcılıkların ve sorgu odalarının yolunu tutmak zorunda kaldı. Yıllardır faili meçhul dosyalarda, işçi cinayetlerinde, kadın katliamlarında ve yolsuzluk iddialarında ağır aksak yürüyen “adalet”, söz konusu düzen siyasetinin itibarı olunca hiç zaman kaybetmedi.
Burjuva siyaseti baştan aşağıya yalan ve aldatmaca üzerine kuruludur. AKP iktidarıyla birlikte bu çürüme, kendi sınırlarını bile aşarak yeni bir evreye ulaştı. Bugün ise AKP’nin eliyle CHP’nin başına taşınan kadroların sergilediği tablo, burjuva siyasetinin geçmişteki bütün simsarlarının ruhuna rahmet okutacak bir seviyeye ulaşmış durumda.
Dün emekten, adaletten ve halkçılıktan söz edenler, bugün figüran kiralayarak “halk desteği” üretmeye çalışıyor. Dün meydanlarda “değişim” vadedenler, bugün en bayat düzen numaralarını yeniden sahneliyor.
Emekçiler bunu unutmamalıdır. Dün bu isimlerin peşinden “Gandi” “işçi dostu”, “halkçı”, “kurtarıcı” diyerek yürüyenlerin yaşadığı hayal kırıklığı, yarının dersidir. Bugün umut diye pazarlanan yeni yüzlerin, yarın benzer tiyatronun yeni organizatörleri olmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Düzen siyasetinin dekoru değişir, oyuncuları değişir, sloganları değişir, ama senaryo hep aynı kalır. Sorun figüranlar değil, onları yeri geldiğinde yeniden sahneye süren düzendir. Değişmesi gereken de oyuncular değil, bu çürümüş düzenin kendisidir.



