Gülistan Doku cinayeti, bu ülkede kadınlara yönelik suçların nasıl ve nerelerden güç alarak işlendiğinin, faillerin hangi zırhlarla nasıl korunduğunun bir aynasıdır. Gülistanların ve Rojinlerin faillerinden hesap sormak, kadın cinayetlerini önlemek, eşit ve özgür bir yaşam kurmak için kadına yönelik şiddete ve şiddetin kaynağı olan bu düzene karşı mücadeleyi yükseltelim.
Bundan 6 yıl önce kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun bir cinayete kurban gittiği, başta ailesi olmak üzere kadın örgütlerinin ve ilerici-devrimci kurumların çabaları sonucunda devlet tarafından kabul edildi. Gülistan’ın katledilmesinin sorumlusu olarak çok sayıda kişi gözaltına alındı ve bir kısmı tutuklandı. Ancak aradan geçen süreye rağmen cinayet tam olarak aydınlatılamadı ve Gülistan’ın cesedi ailesinin “Gülistan nerede” feryatlarına rağmen bulunamadı.
Son 20 yıldan bu yana kadınlara dönük şiddet ve cinayetlerin artışına tanık oluyoruz. Her gün ülkenin dört bir yanından kadın cinayeti, şüpheli kadın ölümleri haberleri geliyor. Gülistan Doku cinayeti soruşturmasından şu ana kadar yansıyanlar bize göstermektedir ki, bir genç kadın, son derece “güvenlikli” bir kentte göz göre katledilmiş ve katledilmesinin ardından kentin valisi başta olmak üzere emniyetinden, doktoruna, “iş” insanından, korucusuna, memurundan sağlıkçısına çoğu kamu görevlisi olan bir suç örgütü tarafından bu cinayet örtbas edilmiş, insanların yaşamını korumakla yükümlü olan devlet kurumları cinayetin üstünü kapatmak için seferber olmuştur.
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından korunduğu bilinen ve dönemin valisinin başını çektiği suç örgütü, Gülistan Doku cinayetiyle ifşa oldu. Soruşturma sürecinden yansıyanlar, her türlü suça batmış olan bu yapının kirli işlerinin, genç bir kadının katledilmesinden ibaret olmadığını da gösteriyor. Dersim yerelinde yaşanan bu örnek, devletin tüm kurumlarıyla tepeden tırnağa çürüdüğünün yeni bir göstergesidir.
Gülistan’ın katledildiğinin ifşa olmasının ardından çok sayıda insan bu organize cinayetten yargılanırken yaşanan cinayetin münferit olduğu algısı yaratılmaya çalışılmaktadır.
Bu ülkede Rojin, Rojwelat, Rabia, Yeldana, Nadira vb. başta olmak üzere onlarca/yüzlerce kadın cinayetinin failleri ortalıkta gezerken, herhangi bir cinayetin ucu kamu görevlilerine doğru uzandığı anda üstleri halen büyük bir hızla kapatılırken Gülistan Doku cinayetinin ardından bile Dersim’de de kadına yönelik devam eden şiddet örneklerinde kamu görevlilerine dönük şikayetler yok sayılırken Adalet Bakanı tüm şüpheli ölümlerin aydınlatılacağı söyleyebilmektedir.
Bugün Dersim’den Van’a, Elazığ’dan İstanbul’a kadar artan kadın cinayetlerinde tetiği çekenler kadar, şiddete ve cinayetlere zemin hazırlayan, failleri koruyup, kollayan, bu suçlara ortak olan devlet kurumları da suçludur.
Gülistan Doku cinayeti, bu ülkede kadınlara yönelik suçların nasıl ve nerelerden güç alarak işlendiğinin, faillerin hangi zırhlarla nasıl korunduğunun bir aynasıdır. Gülistanların ve Rojinlerin faillerinden hesap sormak, kadın cinayetlerini önlemek, eşit ve özgür bir yaşam kurmak için kadına yönelik şiddete ve şiddetin kaynağı olan bu düzene karşı mücadeleyi yükseltelim.



