960 milyon dolarla geçinemeyenler

Ali Sabancı gibi sermayedarların biriktirdikleri servet bizden çaldıklarıdır. Biz istemedik vermeyi, onlar çaldılar bizden. Emek hırsızlarından, emekçilerle dalga geçen sermayedarlardan geri almamız gereken bir hayat var. İnsanca yaşanılabilir bir hayatı bu sömürü düzenine son vermeden geri almamız mümkün değil.

Asgari ücret yeni belirlendi. Fabrikalarda, işyerlerinde bu ücretlerle ayın sonunun nasıl getirileceği konuşuluyor. İşçiler kirayı, faturaları nasıl ödeyeceğini, ne yiyip ne içeceğini düşünüyor. Milyonlarca işçi geçim hesaplaması yaparken, serveti 960 milyon doları bulan, milyar dolarları yöneten Ali Sabancı da bu servetle hayallerini gerçekleştiremediğini, “arzu ettiği kadar geçinemediğini” açıklayarak kendisini de mağdur ilan ediyor.

Türkiye’nin en zengin insanları arasında yer alan Sabancı emekçilerle dalga geçercesine ben de “geçinemiyorum” diyor. Serveti 1 milyon 468 bin asgari ücrete, 122 bin kişinin bir yıllık maaşına denk geliyor. Sabancı’nın bu açıklaması bir dil sürçmesi değil. Bazı burjuvalar emekçilerin aklıyla dalga geçmekten zevk alıyorlar. Bu pervasızlığın gerisinde işçi sınıfının onların karşısına örgütlü bir güç olarak çıkamaması duruyor.

Ali Sabancı’nın sahibi olduğu Pegasus gibi dev şirketler, “düşük maliyetli” uçuş politikalarını “işçi maliyetlerini” en dibe çekerek yürütüyor.

İşçiler sendikalaşmak istediğinde kapı dışarı ediliyor, mesai saatleri insani sınırları aşıyor. Kendi işçisine insanca yaşam ücretini çok gören bir zihniyetin, ekran karşısında “geçinemiyorum” diye şov yapması ise açgözlülüğün zirvesi oluyor.

İşçi çocuğuna süt alamazken, milyar dolarlık servetin üstünde oturup “geçinemiyorum” diyen burjuva, sadece açgözlü değil, aynı zamanda emekçilerin yoksulluğuyla beslenen bu sistemin ve süregiden yıkım politikalarının en büyük savunucusu.

Bizler biliyoruz ki, bu ülkede geçinemeyen Sabancılar değil, onların kâr hırsı uğruna yoksulluğa mahkûm edilen milyonlar.

Faturasını ödeyemeyen emekli, çocuğuna harçlık veremediği için intihar eden baba, Dilovası’nda yanarak katledilen kadınlar, küçük yaşta kaldıramayacakları yüklerin altına giren çocuklar…

Ali Sabancı gibi sermayedarların biriktirdikleri servet bizden çaldıklarıdır. Biz istemedik vermeyi, onlar çaldılar bizden. Emek hırsızlarından, emekçilerle dalga geçen sermayedarlardan geri almamız gereken bir hayat var. İnsanca yaşanılabilir bir hayatı bu sömürü düzenine son vermeden geri almamız mümkün değil.