Dün Vietnam’da halkları katledenler, bugün Filistin’de, Ortadoğu’da, Ukrayna’da ve dünyanın dört bir yanında savaş politikalarını sürdürüyor. Dün gençliğe saldıran düzen, bugün de işçileri, emekçileri ve gençliği yoksulluk, baskı ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakıyor.
7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi Ankara’da toplanacak. Dünyanın dört bir yanında savaşlar, işgaller ve yıkımlar sürerken emperyalistler, yeni saldırı planlarını görüşmek için ülkemize geliyor. Dünyayı bugüne kadar defalarca kana bulayan emperyalist haydutlar, yeni suçları kararlaştırmak için geliyor.
Ancak bu toprakların anti-emperyalist mücadele geleneği güçlüdür. NATO’ya, ABD emperyalizmine ve işbirlikçi düzen güçlerine karşı bu ülkenin gençliği, işçileri ve emekçileri geçmişte nasıl ayağa kalktıysa, bugün de o mücadele mirasından aldığımız güçle onları hak ettikleri gibi karşılayacağız. Ve bizlere bu topraklarda gerçekleşen büyük anti-emperyalist eylemler yol gösterecek.
Devrimci gençler Amerikan askerlerini denize döktüler
1960 yıllarda Amerikan donanmasının en büyük vurucu gücü olarak kabul edilen 6. Filo’nun farklı ülkelere yaptığı ziyaretler, ABD’nin bu ülkeler üzerindeki hâkimiyetinin simgelerinden biri olarak görülüyordu. Bu profesyonel katil sürüleri, “ziyaret ettikleri” ülkelerde ülkeyi ele geçirmiş fetih kuvvetleri gibi hareket ediyordu. Nitekim Amerikan emperyalizmine göbekten bağımlı Türkiye’ye de bu filo farklı zamanlarda geldi. 1967’de gerçekleşen ilk geliş bazı protestolara konu oldu.
15 Temmuz 1968’de ABD’nin 6. Filo’sunun Dolmabahçe’ye yeniden demirlemesi üzerine devrimci öğrenciler harekete geçti. Dönemin hükümeti Amerikan askerlerini karşılamak için hazırlık yapıyor; oteller, eğlence mekânları, hatta genelevler organize ediliyordu. Ancak dönemin devrimci gençliği, emperyalistlerin bu topraklarda rahatça cirit atmasına izin vermedi.
İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerinin öncülüğünde başlayan protestolar kısa sürede büyüdü. Devrimci gençler, yolda yakaladıkları ABD askerlerinin üzerine kırmızı boya döküyor, kaldıkları otellerin önünde protesto gösterileri düzenliyordu. Polisin engelleme çabaları ve saldırıları ise gençliğin öfkesini daha da büyüttü.
17 Temmuz’da kolluk güçleri İTÜ’nün Gümüşsuyu Yurdu’na saldırdı. 53 öğrenci yaralandı, Vedat Demircioğlu polisler tarafından yurdun penceresinden aşağı atıldı. Günlerce yaşam mücadelesi veren Vedat Demircioğlu, 24 Temmuz’da hayatını kaybetti.
Bu saldırılar devrimci gençliği geri çekmedi. Tam tersine binlerce genç Dolmabahçe’ye yürüdü.
“6. Filo Defol!” sloganları ülkenin dört bir yanında yankılandı. ABD emperyalizmine karşı öfke büyüdü. Dolmabahçe’ye demirleyen 6. Filo askerlerinin karaya çıkması engellendi ve bazı askerler denize atıldı.
6. Filo eylemleri emperyalistlere net bir cevap olmuştu. Artık katiller bu topraklarda rahat edemeyecekti. Aradan birkaç ay geçmeden, “Vietnam Kasabı” olarak bilinen Robert Komer’in ABD Büyükelçisi olarak Türkiye’ye atanması yeni protestoların fitilini ateşledi. 6 Ocak 1969’da ODTÜ’ye gelen Komer’in arabası devrimci öğrenciler tarafından yakıldı. Böylece Türkiye halklarının emperyalizme boyun eğmeyeceği bir kez daha gösterildi.
Şubat ayında 6. Filo’nun yeniden İstanbul’a geleceği haberi duyulunca devrimci gençlik yeniden harekete geçti. 16 Şubat 1969’da on binlerce kişi Taksim’de toplandı. Toplanan ve Amerikan askerlerini protesto eden kitleye; Milli Türk Talebe Birliği, Komünizmle Mücadele Derneği gibi yapılarda örgütlenmiş sağcı militanlar saldırdı. Tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçen bu saldırıda Duran Erdoğan ve Ali Turgut Aytaç katledildi, yüzlerce kişi yaralandı.
Polis destekli gerici güruhların Dolmabahçe’de 6. Filo’yu kıble alarak namaz kılması, emperyalizmle gericiliğin nasıl iç içe geçtiğinin bir simgesi olarak hafızalara kazındı. Bu saldırıları gerçekleştiren örgütlenmeler içinde yer alan birçok kişi daha sonra ülke siyasetinde önemli mevkilere getirilecek, böylece 6. Filo’yu kıble yaparak kıldıkları namazın ödülünü alacaktı.
Bu protestoları gerçekleştiren devrimci gençlerin önderleri ise 6 Mayıs’ta darağacında, Kızıldere’de ve daha sonraki yıllarda; tam bağımsız bir ülke ve sosyalizm için ölümü yiğitçe göğüsleyeceklerdi.
**
Bugün NATO’nun Ankara’da toplanmasına dönük hazırlıklar da aynı emperyalist saldırganlığın devamıdır. Dün 6. Filo’yla gelenler bugün NATO zirveleriyle geliyor. Dün Vietnam’da halkları katledenler, bugün Filistin’de, Ortadoğu’da, Ukrayna’da ve dünyanın dört bir yanında savaş politikalarını sürdürüyor. Dün gençliğe saldıran düzen, bugün de işçileri, emekçileri ve gençliği yoksulluk, baskı ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakıyor.
Bu nedenle 6. Filo eylemleri yalnızca geçmişin bir anısı değil, bugünün mücadelesi açısından da önemli bir deneyim ve mirastır.
Emperyalist savaşlara, NATO’ya, sömürü düzenine ve işbirlikçi sermaye iktidarına karşı örgütlü mücadeleyi büyütmek; işçilerin, emekçilerin ve gençliğin birleşik anti-emperyalist hattını güçlendirmek güncel bir gereklilik, tarihsel bir görevdir.



