Saray eşrafının eşi, dostu, akrabası askere gitmediğine göre, Soylu’nun “şehitlik” mertebesi için uygun gördüğü kişiler yine işçi ve emekçi çocukları olsa gerek.
Geçtiğimiz günlerde eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Ortadoğu’da süren savaşa dair yaptığı açıklamayla gündeme geldi:
“İsrail’e sadece Trabzonlular yeter” dedi ve ekledi: “Hatay’dan İsrail sadece beş saat mesafede. Müslümanlara yaptığı zulmün bir benzerini bize yapmaya kalkarsa; 300-400 bin şehit veririz ama Allah’ın izniyle İsrail diye bir memleket kalmaz.”
Ülkede burjuva siyaseti ve propagandası içi boş söylemler, vaatler ve desteksiz yalanlar üzerine kuruludur. Saray rejimi bu gerçeği çok daha ileriye taşımış, yalan ve çarpıtmanın yanı sıra popülist söylemleri arşa çıkartmıştır. Siyasal yaşamı ve söylemleri çıkar nerede ise ona göre şekillendiren Süleyman Soylu da bunu hayata geçirenler arasında.
Süleyman Soylu “görevden affını” istediği günden bugüne ara ara yaptığı ölçüsüz çıkışlar, patavatsız açıklamalar ile kendini hatırlatıyor. Saray iktidarının iç dengelerinin bir ürünü olarak kenara itilmesini henüz sindirebilmiş değil. Arkada kimlerle ne tür işler çevirdiği pek kamuoyuna yansımıyor. Muhtemelen ekonomik ve siyasi rant için gecesini gündüzüne katıyor, servet biriktiriyor, yasal ya da yasadışı hünerlerini sergileyerek fatura kesiyordur. Bir de olur olmadık yerde dünya siyasetine, emperyalist-siyonist güçlere kendince “ayar vermeye”, içi kof kabadayılık ile hitap ettiği kitleyi avutmaya çalışıyordur. Son örnekte yaptığı gibi…
Emperyalist-siyonist projelerin bir parçası olan, efendinin sözünden çıkamayan iktidarın bir milletvekili olarak söylüyor bunları. Filistin’de soykırım yaşanırken ticari faaliyetlerini sürdüren, son İran savaşı vesilesiyle Körfez şeyleriyle birlikte siyonistleri destekleyen açıklamaların altına imza atan bir iktidarın vekili olduğunu unutarak konuşuyor. İsrail’e istihbarat sağlayan NATO radarlarına ev sahipliği yapan, emperyalist-siyonist saldırganlığın arkasına hizalanan bir ülkenin milletvekili olarak İsrail’i tehdit ediyor. Emperyalist-siyonistlerin gözü dönmüş saldırganlığına çıkıp tek kelime edemeyen, üç maymunu oynayan, hatta Trump’ın son açıklamalarına göre ABD’nin tam istediği gibi davranan AKP-MHP gericiliğinin bu aparatı, kahvehane köşelerinde boş propaganda ile fırtına kopartıyor. Öyle ki yüksek perdeden konuşunca ikna gücünün daha yüksek olacağını düşünüyor. “300-400 bin şehit” veririz söylemi ise pervasızlığını gösteriyor. Saray eşrafının eşi, dostu, akrabası askere gitmediğine göre, Soylu’nun “şehitlik” mertebesi için uygun gördüğü kişiler yine işçi ve emekçi çocukları olsa gerek.
İsrail orada duruyor… Tutmayın Soylugiller’i, beş saatte İsrail’e girsinler!



