Farklı dillerde, aynı umut ve coşkuyla…

2026 1 Mayıs’ında dünyanın dört bir yanında işçi sınıfı ve ezilen halklar meydanları doldurdu. Derinleşen sınıfsal eşitsizliğe ve yoksulluğa, faşizan uygulamalara ve savaş politikalarına karşı farklı dillerde ama aynı bilinç ve ruhla mücadele kararlılığını ortaya koydu.

Her yıl en görkemli 1 Mayıs gösterilerinin gerçekleştiği Küba’da bu yıl da 500 bini aşkın Kübalı sokaklara çıkarak ABD’nin ambargolarına ve dayatmalarına meydan okudu. Küba’da 1 Mayıs, her yıl geleneksel olarak düzenlendiği “Devrim Meydanı” yerine ABD Büyükelçiliği’nin tam karşısındaki “Tribuna Antiimperialista José Martí Meydanı”nda gerçekleştirildi. Küba halkı emperyalist saldırganlığa ve sıkılaştırılmış ablukaya boyun eğmeyeceğini, kapitalist köleliğe dönmeme kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Trump yönetiminin dünya halklarını tehdit ettiği ABD’de ise son yılların en yaygın ve kitlesel 1 Mayıs gösterileri yaşandı. ABD genelinde 50 eyalette ve 3 binden fazla noktada düzenlenen eylemler, “May Day Strong” (Güçlü 1 Mayıs) koalisyonu ve “No Kings” (Kral Yok) hareketi tarafından gerçekleştirildi. Eylemlerde Trump yönetiminin saldırgan politikaları ile derinleşen sınıfsal eşitsizlik en temel gündem maddeleri oldu. Lojistik, havacılık ve eğitim sektörlerinde iş durdurmalar yaşandı; 100 binden fazla öğrenci ders boykotları gerçekleştirdi.

Arjantin’de, on binlerce işçi, Milei hükümetinin grev hakkını kısıtlayan ve çalışma gününü 12 saate çıkarmayı amaçlayan işçi düşmanı yasalarına karşı alanlara indi. Brezilya’da çalışma saatlerinin azaltılması ve taşeronlaşmaya karşı çıkılırken; Meksika’da asgari ücret politikaları, Kolombiya’da ise kayıt dışı istihdam ve iş güvencesi temel gündemler oldu.

2026 1 Mayıs eylemleri Avrupa genelinde; artan hayat pahalılığına, savaş politikalarına, militaristleşmeye, sosyal haklara yönelik saldırılara karşı tepki ve Filistin halkı ile dayanışma temaları etrafında birleşen kitlesel bir öfke ve direniş dalgası olarak şekillendi.

Almanya’da militarizm, silahlanma ve zorbalıkla dayatılan sosyal yıkım saldırıları eylemlerin odak noktasıydı. Hükümetin devasa silahlanma paketlerine ve zorunlu askerliği gündeme getirmesine karşı gençler ve işçiler, “silahlanmaya değil, eğitime bütçe” talebiyle alanlara çıktılar. İşçiler, “Önce bizim işimiz, sonra sizin kârınız” şiarıyla sağlık ve sosyal güvenlik sistemindeki kesintilere karşı çıktılar.

Fransa’da, gerçekleşen eylemlerde artan hayat pahalılığı ve güvencesizliğin, Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların yarattığı yıkımla doğrudan bağlantılı olduğu dile getirildi. On binlerce işçi, insanca yaşam talebi ile barış özlemini birleştirerek meydanlara çıktı.

İspanya’daki eylemler, ekonomik krizin faturasının halka kesilmesine ve artan savaş bütçelerine karşı güçlü birer protesto oldu. Madrid’de on binlerce kişi “Savaşın bedelini kapitalizm ödemeli!” sloganıyla yürüyerek düşük ücretlere, derinleşen konut krizine ve artan militarizme tepki gösterdiler. Barselona’da UGT ve CCOO sendikaları öncülüğünde yapılan mitingde ise savaşın yol açtığı enerji ve yakıt maliyetlerine karşı yakıt fiyatlarının sınırlandırılması, temel ihtiyaçların ücretsiz karşılanması istendi.

İtalya’da işçiler; yüksek ücret, zenginlere yönelik servet vergisi, işten çıkarmaların durdurulması ve ücret kaybı olmaksızın çalışma saatlerinin azaltılması taleplerini dile getirdiler. Grev hakkını savundular. Ayrıca eylemlerde İsrail’in saldırdığı Sumud filosu selamlanarak tutuklu aktivistlerin serbest bırakılması istendi.

Hollanda’da hükümetin işsizlik ve iş göremezlik ödeneklerini azaltma politikalarına karşı işçi ve emekçiler büyük bir öfke ile alanlara çıktılar.

İsviçre’de “İsviçre silahları ve bankaları her yerde katlediyor” sloganının öne çıktığı eylemlerde Avrupa sermayesinin emperyalist savaşlardaki rolü teşhir edildi. Sosyal demokrat sendikaların taleplerini yetersiz bulan gruplar ilk kez ayrı bir “1 Mayıs bloku” oluşturarak kendi eylemlerini gerçekleştirdiler.

Yunanistan, Avrupa’nın en militan 1 Mayıs eylemlerine ev sahipliği yaptı. Genel grev ile hayatı durduran işçiler; dondurulan ücretlerin artırılmasını ve kamu hizmetlerine daha fazla bütçe ayrılmasını talep etti. Atina ve Selanik’te gerçekleşen kitlesel mitinglerde “Onların kârları ve savaşları için hiçbir fedakârlık yok” şiarı yükseltildi. Ayrıca “Filistin’e özgürlük!” sloganları da eylemlerde öne çıktı.

Güney Kore’de on binlerce işçi KCTU (Kore Sendikalar Konfederasyonu) öncülüğünde alanlara çıktı. 63 yıl önce askeri rejim tarafından ismi değiştirilen ve resmî tatil olmaktan çıkarılan 1 Mayıs’ın bu yıl yeniden resmî tatil olarak kabul edilmesi kutlandı.

Filipinler’de on binlerce eylemci, insanca ücret ve vergide adalet taleplerini anti-emperyalist bir vurguyla birleştirdiler. ABD’nin bölgedeki askeri varlığına ve savaş oyunlarına karşı “asker yok, üs yok, savaş oyunu yok” dediler.

Japonya’da 371 şehirde 280 bin kişinin katıldığı eylemler yapıldı. Japon emekçiler, ülkeyi savaşa sürükleyecek anayasa değişikliği planlarına ve militarizme tepkilerini gösterdiler.

Endonezya’da binlerce işçi Parlamento binası önünde toplanarak hayat pahalılığına ve yolsuzluklara karşı öfkesini dile getirdi. Pakistan, Hindistan ve Bangladeş’te Karaçi ve Dakka gibi merkezlerde işçi örgütleri ve sendikalar, yoksulluğa ve kapitalist sömürüye karşı kitlesel yürüyüşler düzenlediler.

Kamerun’da işçiler ve kamu emekçileri, kendi iş kollarını simgeleyen renkli kıyafetlerle kortejler oluşturdular. Nijerya’da ise işçiler marşlar eşliğinde yürüyerek taleplerini haykırdılar. Güney Afrika’da işçiler, küresel eşitsizliğe ve güvencesizliğe karşı tepkileriyle 1 Mayıs alanlarına çıktılar.

Yeni Zelanda’da özellikle sağlık çalışanları, yapılmak istenen yasal düzenlemelere karşı protestolar düzenlediler. Artan enerji fiyatları nedeniyle yaşanan reel ücret kayıplarına karşı daha yüksek ücret talebini dile getirdiler.